İnanış ve Algı / Banu Ünveren

Bebek doğmuştu. Temizlediler ve şamanı çağırdılar. Annesinin koynunda biraz durdu, hemen sonra Şaman, bebeği kucakladı. Elinde aynası ve hemen yanı başındaki kasesi ile geleceği görme yeteneğinin arttığına inanan Şaman, kehanette bulundu. Çocuk, babası gibi bir lider olacak; mutlu ve uzun bir yaşam sürecekti. Halk Şamanın kehanetini duyunca kutlamalar başladı. Çocuğun uzun ömrünü kutlamaya başladılar. Oysa iki gün geçti ve çocuk hayata gözlerini yumdu. Şaman yanılmıştı. Şaman bir açıklama yaptı. Çocuğu, süt annesinin sütü zehirlemişti. Oysa bu gerçek değildi. Gerçek olan şuydu: Şaman gerçek ve iyi bir Şaman’dı. Ancak çok fazla kehanette bulunuyor ve iç dinginliğini her gün kaybediyordu. Şamanlığı bir iş veya meslek gibi yaptığından, iç dengesini kaybediyor ve doğru bilgi vermiyordu ve aslında Şamanlık niteliklerini kaybetmişti.

Köşesine çekilmek istiyordu ama bulunduğu konum buna izin vermiyordu. O yeniden doğaya dönmek istiyordu. İç dinginliğini kaybettiğini biliyordu. Bedeninin içindeki içsel kapıları açabilmesi için, aleve dönüşebilmeyi, kurtlar ile konuşabilmeyi ve ayrıca bitkilerin güzel sesini duyabilmesi için gerekli olan dinginliğini özlüyordu Şaman. Bir yuvası yoktu. Yuvası uyuduğu yerdi. Oğlu, kızı veya eşi yoktu. Şamanlık ettiği topluluğun kızları ve oğulları için yaşıyordu.  Şamanlık özelliklerini de kaybediyordu. Ne doğa ona kucak açıyor, ne de toplum ona yer veriyordu; yalnızdı.

Halkın lideri kızgındı. Kendisine eşit kabul edilen Şaman, yanlış bir kehanette bulunmuştu. Lider, uzun zamandır tek lider olmak istiyordu. Şamana danışmak yerine, kendisi karar vermek istiyordu. İşte fırsat bu fırsattı. Şamanı devreden çıkarabilirdi artık. Bak işte, halk da görmüştü. Onun kehanetleri yanlıştı. Binlerce yıllık gelenek nasıl yıkılırdı? Halk Şamanları olmadan ne ederdi? Liderliği Şaman’a bağlı mıydı? Ne yapabilirdi? Monarşiyi arzulayan lider için bulunmaz bir fırsattı. Ya bu fırsatı değerlendirecek, ya da geç  kalmış olacaktı. Çözüm bulunmuştu çoktan ama bekletiliyordu. Liderleri din değiştirmeye karar verdi. Bu yeni dinde Şaman’a ihtiyaç yoktu. Lider ve Allah arasında hiçbir aracı yoktu. Lideri atayan Allah idi. Sözü kural idi. O Allah’ın yeryüzündeki halifesiydi. Din değiştirildi. Şaman köşesine çekildi.

Halk da liderleri ile birlikte din değiştirmiş oldu. Binlerce yıllık gelenek nereye konacaktı şimdi. Toprağın altına veya gökyüzüne saklanamazdı ki bu? Bir ihtiyaçta ilk adımlar Şaman’a yöneliyordu, insanların binlerce yıldır yaptıkları gibi. Şaman ve Şaman gelenekleri akıllardaydı. O yüzden bugün hala mezarlıklarımız var, mezar taşından Ruh gök yüzüne ulaşsın diye. Mezar taşı bir Şaman geleneğidir. Sadaka veririz. Bu da hastalık veya kötü talihin, kötü davranıştan kaynaklandığına inandığımız Şaman geleneğidir. Ağaçlara bez parçaları bağlarız çünkü ağaçlar Gök Tengri’ye ulaşmamızı sağlayan  varlıklardır. O yüzden iyi saatte olsun deriz. Makas veya demir gibi nesneleri elden almayız. Soğukluk getireceğine inanırız. O yüzden ölümden sonra Işığın veya Ruh’un kısa bir süre burada kalacağına inanırız. Nazar boncuğu takarız. Tahtaya vururuz. Darısı başına deriz.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*