ümraniye escortkadıköy escortataşehir escortsikiş izlebrazzers izleporno izle

sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Nefel Özhan / Çin Mutfağına Mini Bir Gezi

01 Haziran 2019 1

Bu sefer tarihi yapılar veya şehir meydanlarını anlatmak yerine ikinci ilgi alanım olan mutfak kültürü hakkında yazmak istedim. Bunun için de en iyi tercih Çin mutfağı olurdu. Kiminin ilgi ve merakla takip ettiği kimininse tatmak bile istemeyeceği, zıt tatları bir arada barındıran bir kültüre sahiptir. Çeşidi bol, acısı bol, ekşisi bol olan bu mutfağı yakından inceleyelim istedim.

Mutfağındaki geniş besin yelpazesinin yanı sıra konuşulan diller, inanılan Tanrılar ve yeşil çayın çeşit çeşit olduğu bir ülke, dünyanın fabrikası ve Uzak Doğu’nun gözde gezi rotalarından biridir Çin. 292 adet dil konuşulur Çin’de ve her şeyin bir Tanrısı var. 1000’e yakın çay çeşidi bulunmakta. Hatta bir Çin deyişi der ki: ‘Tüm hayatın boyunca çayla ilgili çalışsan da yinede tüm çayların adını öğrenemezsin.”


Çin’de çay oldukça önemli bir yere sahip. Çay seremonileri de bunun bir göstergesidir. Çayın sunumu, servisi ve içimi bir ahenk içinde yapılır. Seremoni şiirsel bir dinginlik içerir, hem içmesi hem de izlemesi sakinleştirir insanı.  Bir gün Çin’e yolunuz düşerse muhakkak bir seremoniye katılmalısınız; o şiirselliği hem gözlerinizle hem de damağınızla hissedebilmeniz için.

Çay bu ülkede oldukça pahalı. Hatta altın kadar değerli ve şarap gibi yıllandırılıyor. Bir çay ne kadar eskiyse değeri de o denli artıyor.

Alabildiğince yeşilken suya düştükten sonra ise yeşil rengini suya ağır ağır bırakır ve şifalandırır insanları. Çinlilerin de sürekli yeşil çay içmeleri bu sebepten.

Bir de Çin yemekleri var. Denenmesi gereken, her damağa uymayan ama farklı maceralara atılmanıza sebep yiyecekler; bambular, karidesler, çeşit çeşit balıklar, makarna çorbaları, tofuları, böcekleri ve daha fazlasıyla Çin mutfağı oldukça maceralı. Çin’de bu kadar çeşit bulunmasının sebebi doğadaki her şeyi yiyebilme kapasiteleri. Tabii bunun sebebi de geçmişte yaşanan kıtlıklar ve nüfusun bir hayli fazla olması. Çiçek kökleri bile Çinli bir aile için besin kaynağı.

“Yaşamak için mi yiyorsun, yemek için mi yaşıyorsun?” sorusunu kendime göre “Yemek için mi geziyorsun, yaşamak için mi yiyorsun?” diye değiştirmek istiyorum. Çünkü Çin gezisi benim için yeme içme kültürünü inceleyebildiğim bir gezi oldu. Dünyanın hiç bir yerinde göremeyeceğim şeyler gördüm ve tattım.

Bu ülkede hiç bir şey çöpe atılmıyor. Bir tavuğun bacağı bile bir besin olarak tüketiliyor ve oldukça seviliyor.

Ben her şeyi yiyemem diyenlerdenseniz Çin’de Uygur lokantaları sizin için iyi bir seçenek olacaktır. Özellikle Çin mantısı bizim mantımız gibi lezzetli. Bu lokantalarda helal ürün sertifikalarını da görmeniz mümkün.

Çin’de böcek yenildiği herkes tarafında bilinen bir gerçek olsa da sanıldığının aksine her köşe başında böcek satılmıyor. Özellikle Çin’in Kuzey bölgelerinde çokça tüketilmekteymiş ve protein bakımından da oldukça zenginmiş.

Çin’in sokak lezzetleri, bize -Türkiye- hatta diğer ülkelere göre belirli farklılıklara sahip. Fast food kültürü ise zayıf Çin’de. Fast food yemek isterseniz fiyatların dudak uçuklatıcı olduğunu görebilirsiniz. Sokak lezzetleriyse hem sağlıklı hem de lezzetli. Tabii damak zevkinize bağlı ama farklı bir ülkeye gidiyorsanız yeni tatlara açık olmanızda fayda var.

Son olarak da en popüler yemeğe geldik; buğulama yöntemiyle pişirilen Çin mantısı burada oldukça popüler. Buharda pişirilen bu mantılar pirinç unu kullanılarak yapılıyor ve bizim mantımızdan farklı bir tada sahip. Kesinlikle denenmesi gereken bir lezzet.

Yemek kültürünün bu kadar geniş olması gurme gezginlerin de dikkatini çeken bir ayrıntı. Özellikle akşam yemeğinde Çin’in pirinç rakısını içmemek olmaz. Pirinç rakısının Çin’de oldukça özel bir yeri var. Evin babası erkek çocuğu olduğu gün bu rakıyı kendisi yapar ve çocuk üniversite çağına geldiğinde, okulunu başarıyla tamamlayıp mezun olduğunda babanın yaptığı pirinç rakısı eş dost ile birlikte kutlamalar yapılarak içilirmiş. Şimdi ise iş yemeklerinde, aile toplantılarında ilk tercih edilen içkidir ve oldukça serttir.

Çin’e gittiğinizde farkındalıklar kazanabiliyorsunuz. Her şeyin ruhani taraflarıyla ilgili farklı hayat feslefelerini görüyorsunuz. Herkesin diline pelesenk olmuş “anı yaşa” mottosu da buna en iyi örnek. Çincede “manju” kelimesinin karşılığı anı yaşa.

Anlarınızın tadını çıkarmanız dileğiyle bir sonraki Çin gezi notlarımda görüşmek üzere…

Bizi ağırlayan “Zhejiang Gongshang University”ye teşekkür ederiz.



BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
R'Ulaş Karakuş

Sevgili Nefel yüreğine sağlık… Gezmeye devam, selamlar…

YAZARLAR