HOŞ GELDİN 2015

EDEBİYATİST YAZARLARINDAN…

 

“Ağır ağır ilerliyor!” diyenler de var, “Nasıl geçti, hiç anlamadım!” diyenler de… Onunla arasına mesafe koyanlar da var, iç içe olanlar da. Eski bir yılı geride bırakırken “zaman” ın yaşamınıza eskimeyen tatlar bırakması ve yeni yılın bu tatlara olumlu katkılar sağlaması dileği ile… Mutlu yıllar…”

Selma Hangül

“Zamanın akış hızına ayak uyduruyor muyuz bilemiyorum ama bir yılı daha eskitip, yenisini karşılamaya hazırlanıyoruz. Çeşnisi bol bir anı kazanı var önümüzde. Eskiyenleri zaman zaman ellerimizdeki kepçelerle boşaltıyoruz yenilerine yer açabilmek için. 2014’e ait, en az 365 tane hikaye var her birimizde. 2015 içinse, yine en az 365 tane dilek var ceplerimizde.

Yılbaşı gecesi, saat gece yarısına ulaştığında, öyle bir savurun ki ceplerinizdeki dilekleri yıldızlara doğru, gerçekleşmemek için mazeret bulamasınlar!

Her birinize, sevgiyle harman olacak, kahkahalarınıza tanıklık edecek, ışıl ışıl olacağınız 365 gün daha diliyorum.

Mutlu yıllar!”

Funda Kocaevli

“Yok yere harcadığın zamanı, yoktan var etme zamanı. Bu yeni yılda bütün herkesin zamanı kullanma ve harcama konusunda oldukça cimri olmalarını ve bu zamanı sevdikleriyle birlikte geçirmelerini diliyorum. Zaman çok değerli ve çabuk geçiyor.

Sevgiler”

Safiye Elber

“İnsanoğlunun oluşturduğu zaman kavramında 1 yılı daha geride bırakıyoruz. İyisiyle kötüsüyle geride bıraktığımız önceki seçimlerimize veda mı ediyoruz dersiniz?

“An” içindeki anlarınızda en doğru ve en güzel seçimleri yapmanızı dilerim. Bu yıl kendinize iyi bakın, diğer insanlara, doğaya, edebiyata ve sanata iyi bakın. Yaptığınız tüm seçimler sizi aydınlığa ve mutluluğa yaklaştırsın.

Mutlu yıllar!”

Özge Özkurt

“2015, upuzun sürecek bir ömrünkapısının huzur, sağlık, barış anahtarı olsun!”

Tülay Dirlik

 “Yeni yıl herkese mutluluk, huzur getirsin demek istemiyorum… Ana rahmine düştüğümüz andan beri hayatlarımızın bir diğer ortağı da hüzünlerimizdir. Asıl mutluluğun içimizde olduğunu herkesin keşfetmesini diliyorum… Çünkü kendi bahçemizdeki güzellikleri ancak bizler yetiştirebiliriz.”

Güzin Aydın

“Yeni yılda en güzel başlangıçlar ve tüm güzellikler sizinle olsun. Şartlar ve durumlar ne olursa olsun, hatta imkansız bile görünse; düşlediklerinizi asla denemekten vazgeçmeyin, kendi yolunuzu seçin ve ilerleyin. En kötü yolunuz çıkmaz sokaktır ki geri dönüp tekrar denemekten korkmayın. Karamsarlığa kapılsanız bile devam edin, bir gün hiç ummadığınız anda herkesin yolu size çıkar. Yeter ki yol göstericiniz aklınız olsun.”

Süleyman Yakutlu

“Dünyevi çıkarlardan arınmış, şiir gibi yeni bir yıl olması dileğiyle…”

Fatih Ayan

2 Yorum HOŞ GELDİN 2015

  1. 2015 yılı bana aşağıdakileri hatırlatıyor:
    – The 6th Day (2000): İnsan klonlama
    – Event Horizon (1997): Ay Kolonisi
    – Back to the Future 2 (1989): Akıllı kıyafetler
    Üç filmin de bağlantı noktası 2015. Şimdilik filmde yer verilen etki unsurlarına ulaşamasak da bu unsurların hayalini kurmak kaçınılmaz. Gelecekten tarih verip o tarihi kafada resimlendirmek ve beklentiler ve umutlar içerisine girmek kendimizden kaçmak mı yoksa kendimizi bulmak mı oluyor? Ne olursa olsun iyi hissettiriyor. İkisine de sahip olup istediğimiz gibi kullanma kabiliyeti vücudumuzu mekansız yapıyor.
    Peki yılbaşı günleri bana neleri hatırlatıyor?
    Öncelikle şu soruyu sorduruyor: Bir sonraki yılı iple çekmenin sebebi sonraki yılda hayalini kurduğumuz görüntüye ulaştığımızı hayal ettiğimizde vücudumuzda bıraktığı hoş etki mi? Evet gerçekten de her yıl sonunda diğer yılı iple çekiyorum. Bu bir kendinden kaçış mı yoksa bir kendini buluş mu?
    Yılbaşı günlerinin benim için önemi ne? Kapitalizmin akımlaştırdığı ve sosyal kabul görürlülük oluşturduğu, duvardaki bütün tuğlaları uymak zorunda bıraktığı diğer bütün özel günlerden takvim üzerindeki farkı günle beraber ayın ve yılın da değişmesi. Biz yılbaşı için vaatlerde bulunuyoruz, ama bu günden bir vaat beklemiyoruz. Sonrasında sokakta yaşayanın sokakta yaşamaya devam ettiği, şiddet görenin şiddet görmeye devam ettiği, aşağılananın aşağılanmaya devam ettiği, açlığın, sefaletin, hastalığın sürdüğü gün neden benim hafızama kazınsın ki?
    Günlere inanmıyorum. Peki günler yoksa ne var? Anlara inanıyorum. Ortam oluştuğunda kendime güzel anlar yaşama fırsatı vermek. Sadece şimdide değil, gelecekte ve geçmişte de yaşamak. Bana göre anı yaşamanın temel noktası bu, bizi zamansızlığa götüren noktası.
    Sadece bir gününüz değil, her gününüz değil, her anınız kutlu olsun!

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.