ümraniye escortkadıköy escortataşehir escortizmir escort

sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Hayvan Çiftliği-George Orwell / Berk Ful

01 Temmuz 2019 0

İngiliz yazar George Orwell, ülkemizde daha çok Bin Dokuz Yüz Seksen Dört adlı kitabıyla tanınır. Hayvan Çiftliği, onun çağdaş klasikler arasına girmiş bir diğer çok ünlü eseridir. 1940’lardaki “reel sosyalizm”in eleştirisi olan bu roman, dünya edebiyatında yergi türünün başyapıtlarından biri olarak kabul edilir.

Hayvan Çiftliği’nin başkişileri hayvanlardır. Bir çiftlikte yaşayan hayvanlar, kendilerini sömüren insanlara başkaldırıp çiftliğin yönetimini ele geçirir. Amaçları daha eşitlikçi bir topluluk oluşturmaktır. Aralarında en akıllı olan domuzlar, kısa sürede önder bir takım oluşturur; ama devrimi de yine onlar yolundan saptırır. Ne yazık ki insanlardan daha baskıcı, daha acımasız bir diktatörlük kurulmuştur artık. George Orwell, bu romanında tarihsel bir gerçeği eleştirmektedir. Romandaki önder domuzun, düpedüz Stalin’i simgelediği açıktır. Diğer kahramanlar gerçek kişileri çağrıştırmasalar da, bir diktatörlük ortamında olabilecek kişilerdir.

Alt başlığı Bir Peri Masalı olan Hayvan Çiftliği, bir masal anlatımıyla yazılmıştır; ama küçükleri eğlendirecek bir peri masalı değil, çarpıcı bir politik taşlamadır.

Roman Üzerine

” Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir.”

Kitap, sistem eleştirisinde bir devrim niteliğinde ve her devirden, her ülkeden, her insanın kendi yaşadığı sistemden bir şeyler bulacağı bir başyapıt. 

Kitapta, insanların baskıcı ve zalim yönetimi altında bir çiftlikte çalışan hayvanların örgütlenerek başkaldırması ve özgürlüklerini kazandıklarını zannederlerken, aslında daha baskıcı ve zalim bir yönetim altında çalıştırıldıklarını anlatılır. Kitap, tüm hayvanlar tarafından saygı duyulan Koca Reis’in devrim konuşması ve herkesi bu devrimin gerekliliğine ikna etmesiyle başlar. Zaten kitap, ikna edici iletişim modeline göre rahatlıkla incelenecek düzeyde. Eşitlik ilkesi baz alındığı halde, çiftlikteki hayvanlar kendi kendilerine daha despot bir lider yarattılar. Orwell’ın kapitalist düzene eleştirisi de tam da bu noktada, Napoleon’un emirlerini dinlemeye başladıklarında başlıyor. 

Çiftlikteki üç domuzun ( Napoleon, Snowball, Squealer) okuma yazma bilemesi, diğer hayvanların ise tam anlamıyla okuma yazmayı sökememesi, domuzların herkes tarafından zeki ve lider görünmesini sağlıyor. Bilişsel Öğrenme Kurumına göre inceleyecek olursak öğrenme bireyseldir. Diğer hayvanlardan daha zeki olan domuzlar, bu noktada bir sıfır öne geçiyorlar.

Kitabın ilerleyen bölümlerinde güç zehirlenmesi yaşayan ve kişilik özellikleri tamamen farklı olan Napoleon ve Snowball arasında bir rekabet başlıyor. Demokratik bir seçimle, Snowball’ın fikri kabul edildiği anda, Napoleon; eğittiği köpekleri Snowball’ın üzerine salarak, hem Snowball’ın bir daha gelmemek üzere çiftlikten kaçmasını sağlıyor, hem de diğer hayvanlar üzerinde kuracağı korku imparatorluğunun tohumlarını atıyor.

Sistem’in nasıl köleleştirdiği, Boxer adlı atın; Napoleon’a layık olabilmek için var gücüyle her gün haddinden fazla çalışması ve güçten düştüğünde bir at kasabına yollanmasıyla çok çarpıcı bir şekilde alt metin olarak okuyucuya sunulmaktadır. 

Aklını kullanmayan hiçbir varlık için, özgürlüğün değeri yoktur. Orwell, Napoleon’un kurduğu yeni düzenle birlikte bunu anlatıyor ve açıkça Stalin düzenini eleştiriyor. Napoleon, ikna edici iletişim becerisi yüksek olan Squealer’a kendi düşüncelerini ve değiştirdiği kuralların eskiden beri böyle olduğunu empoze etmek için kullanıyor. 

Devrimin ilk zamanlarında duvara yazılan 7 emir, zamanla Napoleon’un, yaptıklarıyla; duvarda yazanlar çelişmesin diye değiştirildi. Örneğin

” Hiçbir hayvan içki içmeyecek” ifadesi, ” Hiçbir hayvan aşırı içki içmeyecek.” olarak değiştirildi ve bu maddenin her zaman böyle olduğu Squealer tarafından diğer hayvanlara benimsetildi. Yani davranışla ilgili biliş değiştirildi. 

Napoleon’un, yetiştirdiği ve herkese korku salan köpeklerin Snowball’ın üzerine salmasından belli bir zaman sonra kendi sistemine ihanet ederek; özgürlüğü sorgulamaya başlayan hayvanları öldürterek katliam yapmasının alt metninde yine bir sistem eleştirisi yatar. “Ya itaat et, ya da öl'”  Bu olaydan sonra da 7 emir’in ” Hiçbir hayvan,başka bir hayvanı öldürmeyecek.” maddesi ” Hiçbir hayvan, sebepsiz yere başka bir hayvanı öldürmeyecek.”, 

Kitabın finaline doğru 7 emirin belki de en önemli maddesi olan ” Bütün hayvanlar eşittir.” maddesi ” Bütün hayvanlar eşittir; ama bazı hayvanlar, öbürlerinden daha eşittir.olarak değiştirilmesi zaten tüm kitabı özetlemektedir.

Kitapta, hayvanlar bir süre sonra az da olsa sorguladıkları şeyleri artık sorgulamamaya, Napoleon ne derse, onun doğru olduğuna inanmaya başlıyorlardı, eskisi gibi. Zaten kendilerini yöneten domuzlarda, insanlara benzememiş miydi?

Tüm diktatör iktidarları eleştiren, zekice kurgulanmış bir başyapıt! Her duyguyu kalbimizde hissettiren ve zihnimizde yaşadığımız bu güne dair bir şeyler uyandıran bu kitabı herkese tavsiye eder, George Orwell’a bu başyapıt için şükranlarımı sunarım. Unutmayın, ” Bütün kitaplar eşittir; ama bazı kitaplar öbürlerinden daha eşittir.”

Alıntılar

” Sizler aşağı kesimlerden hayvanlarınızla uğraşmak zorundasınız,” dedi ” bizler de bizim aşağı sınıflardan insanlarımızla uğraşmak zorundayız !” Espri masayı kahkahaya boğdu. Bay Pilkington, Hayvan Çiftliği’nde tayınların düşük tuttukları, iş saatlerinin her yerdekinden daha fazla olmasını sağladıkları ve hayvanları aşırı bolluğa boğarak şımartmadıkları için domuzları bir kez daha kutlamaktan kendini alamadı. syf. 140 

***

İçeride on ikisi de öfkeyle bağırıyor, on ikisi de birbirine benziyordu. Artık domuzların yüzlerine ne olduğu anlaşılmıştı. Dışarıdaki hayvanlar, bir domuzların yüzlerine, bir insanların yüzlerine bakıyor; ama onları birbirlerinden ayırt edemiyorlardı. syf. 144

***

Birkaç gün sonra, idamların yol açtığı yılgı yatıştığında, bazı hayvanlar 6. emiri anımsadılar ya da anımsar gibi oldular: ” Hiçbir hayvan başka bir hayvanı öldürmeyecek.” Gerçi hiç kimse domuzların ya da köpeklerin yanında ağzını açmıyordu, ama herkes cinayetlerin bu emre uymadığının farkındaydı.Clover, Benjemin’den kendisine 6. emiri okumasını istediyse de , Benjamin her zaman yaptığı gibi bu tür işlere bulaşmak istemediğini söyleyerek kıvırttı. Clover da Mariel’i buldu. Mariel, 6. emiri şöyle okudu ” Hiçbir hayvan, sebepsiz yere başka bir hayvanı öldürmeyecek.” Anlaşılan , sebepsiz yere sözcükleri her nasılsa hayvanların belleğinden silinmişti . Demek 6. emir çiğnenmiş değildi; çünkü Snowball’la birlik olan hainler sebepsiz yere öldürülmemişlerdi.

***Sütlerin nereye gittiği çok geçmeden anlaşıldı. Sütler her gün domuzların lapasına karıştırılıyordu. Elmalar artık olgunlaşmaya yüz tutmuşlardı; meyve bahçesinin çimenleri rüzgarla dökülen elmalarla kaplıydı. Hayvanlar, doğal olarak, elmaların eşit bir biçimde paylaşılacağını umuyorlardı; oysa bir gün ağaçlardan dökülen tüm elmaların toplanması ve koşum takımlarının durduğu odaya getirilerek domuzlara teslim edilmesi buyuruldu. Bazı hayvanlar homurdandıysa da bir yararı olmadı. Bütün domuzlar, Snowball ile Napoléon bile bu konuda aynı düşüncedeydiler. Öteki hayvanlara gerekli açıklamaları yapmakla görevlendirilen Squealer, “Yoldaşlar!” diye haykırdı. “Umarım, biz domuzların bunu bencilliğimizden, ayrıcalık düşkünlüğümüzden yaptığını sanmıyorsunuzdur. Aslında çoğumuz süt ve elmadan hoşlanmayız. Ben de hoşlanmam. Bu elmalara el koymamızın tek bir amacı var, o da sağlığımızı korumak. Sütte ve elmada domuzların sağlığı açısından kesinlikle gerekli olan bazı maddeler var. Bilim bunu kanıtlamıştır, yoldaşlar. Biz domuzlar düşün emekçisiyiz. Bu çiftliğin tüm yönetim ve düzeninden biz sorumluyuz. Gecemizi gündüzümüze katarak, sizin sağlığınızı koruyoruz. Bu sütleri sizin uğrunuza içiyor, bu elmaları sizin uğrunuza yiyoruz. Biz domuzlar görevimizi gereğince yerine getiremezsek ne olur, biliyor musunuz? Jones geri gelir! Evet, Jones geri gelir! Bundan en küçük bir kuşkunuz olmasın, yoldaşlar.” Sonra da, oradan oraya sıçrayıp kuyruğunu oynatarak bağırdı: “Aranızda Jones’un geri gelmesini isteyen tek bir hayvan yoktur sanırım!” Hayvanların en küçük bir kuşku duymadıkları tek bir şey varsa, o da Jones’un geri dönmesini istemedikleriydi. Domuzları sağlıklı tutmanın önemi çok açıktı. Böylece, tartışma büyümeden, bütün sütün ve rüzgârla ağaçlardan dökülen elmaların (doğaldır ki, olgunlaştıkları zaman ağaçlardan toplanan elmaların da) hepsinin domuzlara ayrılması herkesçe kabul edildildi.



BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR