GÖNDERİLMEYENLER 4 / Neslihan Tamyaman

8 Nisan

 

Seni görmek istediğimi yazdım sana bugün…

“Tamam.”

dedin sen de …

 

“Önümüzdeki hafta olur sanırım.”

 

Olsun…

Ne olursun…

Özledim adam…

Çok

Canım acıyor

“Özlem acıtır mı?” deme

Acıtıyor….

 

25 Nisan

 

Gördüm seni dün ve seviştim hatta… Sen, senden başkası var sanıyorsun hayatımda…  Yok…

Tek sen…

Hep sen…

Aslında bazen keşke olsa diyorum biliyor musun adam? Keşke olsa biri… Keşke birine sana olduğum gibi                  -olabildiğimce- aşık olabilsem. Ama çok olası değil…

 

Sana dokunmak çok güzeldi. Çok hem de…

Tenine dokunurken parmak uçlarım eriyip bütünleşiyor sanki seninle ve bundan aldığım hazzı sevişirken bile almıyorum belki de…

 

26 Nisan

Durdukça arttı kızgınlığım. Sana dokunmanın bünyemde yarattığı esrik fırtına duruldukça….

Hayatıma kattığımı ima ettiklerin…  Düşündükçe, benim için böyle düşünüyor oluşun acıtıyor canımı… Lâkin bunun altında yatan bir başka gerçek var ki… Kurcalıyor zihnimi.

Kıskançlık!!!

Evet adam, sen resmen kıskanıyorsun beni…

Başka açıklaması olamaz o sinirli, gergin, soğuk ve uzak hallerinin. Onca öfkeli çıkışının, hayatımda başkasının varlığını düşündüğünü ima ederkenki titrek ellerinin, hırslı bakışlarının… Ben dokunmasam elini dahi sürmeyecektin tenime..

İstemiyorsun bedenimde başka eller gezinsin. Başka bedenler yaslansın haz içinde… istemiyorsun…

Sebep?

Bilmiyorum adam..

Beni sevmiyorsun ki sen. İstemiyorsun. Mutlusun o kadınla..

Mutlusun ama

Benimle aldatıyorsun onu her fırsatta.

Ve ben senin dışında bir tene uzansam

Kıskanıyorsun adam..

Peki..

Niye?

 

Adam, bir sır vereyim mi sana?

Sen benimsin aslında… Kaç istediğin kadar.

Benimsin

Biliyorum

“Her verdiğin şey senin olur.”

diyor  Mevlana.

Bilirsin boşa söylenmiş tek lakırdısı yoktur.

Ben gönül rızamla o kadına verdim seni. O arsızlaştı seni alırken; alması gerektiğince almayı beceremedi. Ben sakince verdim seni.

Ve şimdi sırf bunu için bile olsa

Benimsin aslında

Ve daha öyle çok sebep var ki….

 

2 Mayıs

Şu sıra zaman zaman kendimi, sevdiğimin sen mi yoksa seviyor olma hissi mi olduğunu sorgularken buluyorum biliyor musun?

 

Bir de eskisi kadar çok özlemiyorum sanki… Bu değişebilir bir durum aslında ama –yani bir gün “Alıştım, artık özlemeyeceğim o kadar.” derken onu takip eden günlerde özlemden delireceğimi zannettiğim zamanlar olmadı değil geçmişte. Sanki iyileşiyor gibiyim ağır ağır da olsa, eğer “aşk” denen bu zıkkım bir hastalıksa; ki öyle bana kalırsa-

 

-sürecek-

Fotoğraf: Neslihan Tamyaman

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.