Gökkuşağı Gözlü Kız / Mert Ali Özler (17 Yaş)

                        

İlkbaharın ılık bir nisan günüydü. Mahallemize yeni bir arkadaş taşınmıştı. Genç bir anne, orta yaşlı bir baba ve dört yaşındaki kardeşiyle birlikte bu mahallede yaşayacaklardı bundan sonra. Hepimiz sevinmiştik. Mahallemizin sıradan ve sönük hayatı biraz da olsa renklenmişti. Komşu kadınlar taşınma sırasında yardım etmiş, kimi çay demleyip götürmüş kimi de bir tepsi kekle katkı sunmuştu. Bende de yeni bir heyecan başlamıştı yeni komşularımızın gelişiyle. Daha o gün vurulmuştum yeni komşumuzun kızına.

Güzel bir kızdı, öyle bir gözleri vardı ki sanki yağmur yağmış da gökkuşağını görmüştüm o gözlerde. Sarı saçları örgülüydü. Çevresiyle hiç ilgilenmiyor gibi görünüyordu.  Onunla nasıl tanışacağımı düşünüyordum. Her günüm, onu bir daha görebilme umuduyla geçiyordu. Onun da beni görmesini, fark etmesini istiyordum. Balkondan içeri girmiyor, pencere önünden ayrılmıyordum. Bir yandan da annem fark edecek diye ödüm kopuyordu.

Yine balkondaydım o gün, umutsuzca etrafı izliyordum, bir de ne göreyim, oydu. Sokağın ucundan göründüler ailesiyle birlikte, evlerine doğru geliyorlar. Hemen aşağı indim, bir yere gidiyormuş da acele ile evden çıkıyormuş, onları fark etmemiş gibi yaptım.  Kapıyı çekip hızla ilerlerken karşılaştım onlarla. Selamlaştık. “Annem söyledi, yeni taşınmışsınız, mahallemize hoş geldiniz.” dedim. Birbirimize iyi günler deyip ayrıldık. Neyse ki ilk adımı atmıştım. Biraz dolaşıp eve döndüm. Bir daha ne zaman görecektim.

O gece yatağıma uzandığımda gökkuşağı etkisi yaratan gözlerini düşündüm. Uzun süre uyuyamadım, sabah erken kalkıp okula gidecektim üstelik. İçim içimi yiyordu, bir daha nerede, nasıl karşılaşacaktık, onu bir daha ne zaman görecektim.

Saatin çaldığını duymadım, annem beni uyandırdığında saatin epeyce ilerlemiş olduğunu gördüm, okula geç kalmamak için hemen giyinip kahvaltı bile yapmadan çıktım evden. Okula gittiğimde koridorda gördüğüme inanamadım. Yeni komşumuzun kızı da bizim okula kayıt yaptırmıştı. Şaşkınlığımı yenip hemen yanına gittim. “Günaydın,” dedim, “Aynı okulda olmamıza sevindim. Dün ailenizle eve dönerken mahallede selamlaşmıştık. Adım Mert.”  “Günaydın, ben de Ayla, memnun oldum.” Çok güzel gülüyordu. Sınıfını sorduğumda bitişik sınıfta olduğunu anladım. Bu kadar yakın olmak sevindirmişti beni. Teneffüslerde yanına gidip okulu tanıması, yabancılık çekmemesi için yardımcı olmalıydım.

Her gün okuldan birlikte çıkıyor, eve birlikte geliyorduk. Ben içimde hissettiklerimi gizlemeye çalışıyordum, onu kaybetmek istemiyordum çünkü. Benden uzaklaşırsa diye korkuyordum. Sınav dönemimiz başlamıştı. Bir gün beni evlerine ders çalışmaya çağırdı. Çok mutlu olmuştum. Heyecanlıydım, hem Ayla’ya daha yakın olma hem de ilk defa bir başkasının evine gitme düşüncesi heyecanımı daha da artırıyordu.

Son dersin çıkış zili çalmıştı. Okul bahçesinde Ayla’yı bekliyordum. Ve işte, karşıdan geliyordu. Örgülü saçları iki yanından sarı inci dizileri gibi sarkıyordu. Birlikte eve doğru yürümeye başladık. Arkamızdan gelen sese döndük. Nurullah’tı. Sınıflarında olan bir olayı anlatıyor, bir türlü bitirmiyordu. Ayla sıkılmıştı. Ben gitmek istedikçe Nurullah kolumdan çekiştirerek anlatmaya devam ediyordu. Bir süre sonra Ayla “Size iyi akşamlar,” diyerek hızla yürümeye başladı. Nurullah tavrımı ölçer gibiydi, sanki beni Ayla’dan uzak tutmaya çalışıyordu. Belki de ben öyle düşünüyordum. Hemen harekete geçmeliydim. Nurullah’la vedalaşıp hızla yürümeye başladım. Ayla’ya yetişmeye çalışıyordum, ama o çoktan gitmişti. İçimden bir ses “Zillerine bas, özür dile,” dedi. Yapamadım. Kesin küsmüştür bana, diyerek içim içimi yiye yiye eve gittim. En değerli hazinesini kaybetmiş bir insan gibiydim. Ya bir daha benimle konuşmazsa? Şu Nurullah da nereden çıkmıştı? Bana neydi onların sınıfındaki olaydan. Mutlaka başka bir planı vardı ama yemezler. Ayla’yı kaptırmam ona. Bundan sonra daha dikkatli olmalıyım. Çok mu kırıldı acaba, yarın kesin konuşmaz benimle…

Eve geldiğimde mutfaktan nefis yemek kokuları yayılıyordu her tarafa. Oysa ben hiç açlık hissetmiyordum. Aklım hep Ayla’daydı. Annem mutfaktan seslendi:

-Üstünü değiştir de hemen iki ekmek al, akşama yemeğe misafirlerimiz var.

Yine mi misafir, dedim içimden. Annem de ne çok seviyor misafir çağırmayı. Bu kafayla nasıl çekeceğim, en iyisi dersim var, deyip odama çekilmek, diye düşünürken devam etti annem:

– Mahalleye yeni taşınan komşularımız Melike Hanımları çağırdım. Kimleri kimseleri yok burada, yalnızlık hissetmesinler, sen de kızları Ayla ile ders çalışırsın, sınavlarım var demiştin ya.

Hemen üstümü değiştirip bakkala fırladım, elimde iki ekmekle dönerken çok mutluydum.

 

 

 

 

 

2 Yorum Gökkuşağı Gözlü Kız / Mert Ali Özler (17 Yaş)

  1. Bu öyküy’ü yazarken aslında gerçek bir olaydan alınmıştır.Başta Münire Hocam olmak üzere tüm öğretmenlerime teşekkür ederim:)

  2. Hayatımda okuduğum en güzel kitap hocalarınada hll olsun boyle böyle bir öğrenci yrtiştirdiği için kitap çok güzel olmuş başarılar…

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.