garip
garip
garip

Gece Bizi Kazandı/ Ebubekir Narinciak

01 Eylül 2019 0
reklam

Camın kenarında duran sessizliği kucakladım, geceye sinen şiirleri son kez okudum, perdenin ay ışığını geçirmediğini hissettim.

Odanın karamsarlığı içime işlerken yavaş yavaş gözlerim kapanmaya ve düşüncelerim daralmaya başladı. Gözlerimi kapatarak son bir gece daha diledim, son bir şiir ve son bir bekleyiş.

Dünde kalma bir kahvaltı sofrası küçük mutfağın köşesinde karıncalar tarafından istila edilmiş, adeta askeri konvoy gibi tek sıra halinde yuvalarına bir şeyler taşıyorlardı. Tepelerinde vız vızlayan birkaç sinek dışında pek bir şey görünmüyordu. Bir denetim görevlisi edasıyla karınca komutanları yuvanın giriş kısmında gidip geliyorlardı. Küçük karanlık ve güneş alamayan bu mutfak; salondan ürkütücü görünmesine rağmen, yinede bana sevimli görünmeye başarmıştı. Oturduğum kanepeden kalkarak hücre görünümlü mutfağa gittim. Biraz su içtikten sonra her zamanki gibi tek başına duran sandalyede oturup, sabah olduğu zaman bile doğru dürüst güneş almayan salonun camına baktım. Kim bilir belki de salona haksızlık edilmiştir?

Güneşi görme hakkını elinden alınan bir perde ne kadar sararabilir? Bir nevi benim de güneşi görme hakkım elimden alınmıştı. Kaanımca perdeler başkaldırsa da hiçbir şey düzelmeyecek. Biliyorum ki güneş hiçbir zaman o perdeye dokunmayacak.

Ben böylesi garip düşüncelerle çelişkinin karşı çelişkisindeyken ve mutfaktan salona salondan mutfağa muhalefet olurken, gece yavaştan inmişti şehre. Omuzlarımda dünden kalma bir rıhtın sessizliği duruyordu. Günlerdir düşünce denizlerinde kaybolmuş ve bir aylak gibi dört duvardan öte bir şey yaşıyordum. Mutaftan salona doğru düşüncelerim ayaklanıp gidiyordu ve ben yerimde duran benle öylece kalıyordum. Birkaç şiir dışında beni teselli edebilecek pek bir şey yoktu sanırım. Gidip en sevdiğim şairin kitabını aldım ve salonun ortasında durup, en sevdiğim şiiri bağırarak okumaya başladım.

Bilmiyorum bir insan tek başına ne kadar anlam ifade ediyor? Ya da insan tek başına anlam ifade ediyor mu? Varlığımız bizden öte ve çevremizden öte bir şey ise, bu insan yığını sokakları neden bu kadar ıssız ve ne için var olabilir bunca hengâme?

Şiir bittikten sonra camı aralayıp, bodrum katından bana artakalan sessizlikle aya baktım. Şehrin lambaları yanıyordu ve birkaç camın ışığından öte başka bir sessizlik yok gibiydi. Her zamanki gibi gece senfonisi başlamıştı. Dışarı çıkma zamanı geldiğini anımsayıp birden yerimden fırladım. Aceleyle üstüme bir şeyler giyinip dışarıya doğru adım atmaya çalıştım. Beni bekleyen birileri var gibiydi sanki hiç ses etmeden, en sevdiğim müziği açarak dışarıya çıktım. İçinde durduğum dünyadan çıkıp biraz hava alma zamanı gelmişti. Gece için hiçbir şey olağanın dışında değildi. Fakat ben çıktığım bu dışarıda hava biraz daha soğuk oluyor ve ben yıllarca kendimle kalmanın bir araftan öteye taşıyamayacağını anlıyordum. Evden uzaklaşınca sanki yeni bir hayat elde etmiş ve ilk defa dışarıya çıkmış gibi oluyordum. Bir münzeviydim artık, en çok ben kendimle sohbet ediyordum. Hem artık biliyorum, gecelerle şiir olursak bile yinede kendimizden daha fazla bir şey var dışarıda. Oysa zamanın büyük ustaları bizden öte bir şeyler söylemişti.

Dostoyevski dışarıdaki gecelerine “beyaz gece” demesinden öte bir şey anlatıyordu. Hem beyaz geceleri olan bir insan biraz da olsa kendisinden öteye bir şey yaşamıştır. Artık biliyorum ki geceler beyaz değil, herkes grisine tutunarak bir gece yaratıyor o kadar. Ama beyaz gecelere haksızlık etmiyorum John Steinbeck boşuna dememişti: “ İnsan uzun süre yalnız kalınca hastalanır.” Biliyorum ki her yalnızlığın içinde bir hastalık var. Fakat görkemli olmasa bile bizden arta kalan bir şeyleri biz ediyor.
Gece artık tavanlarımdan sokaklara inmişti. Beton yığını şehirlerin gündüzden kalma kalabalığı hala ortalıkta duruyor gibiydi, yinede ben bir aylağın gecesi kadar sakindim. Huzurun sessizlikte olduğunu düşünenlerden değilim. Biliyorum ki en çok sessizlik acıtıyor insanı.

Hem kim ister ki bir boşluğa uzun uzun bakmayı? Kim susar ki konuşması gereken yerde konuşmamayı?

Artık dışarıdan içeriye doğru yol aldım ve yolun yarısına gelmeden döneceğim hücreme, biliyorum o gecenin ardından daha fazla bir ben var. Merhaba gece ben geldim ve iyi geceler gece ben gidiyorum…

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR