sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Gardırop / Gülennur SUAR

01 Nisan 2019 9

Göğsünün üzerine çöken ağırlığın etkisiyle uykusundan uyandı. İçindeki sıkıntı daha fazla uyumasına izin vermeyecekti. Mavi battaniyesini üzerinden kaldırdı. Yavaşça ayağa kalktı. Ağır adımlarla gardırobuna yürüdü. Gardırobunun kapılarını açtığında askılarında kılıflanmış elbiseler onu bekliyordu. Kılıfların üzerlerinde isim yazan etiketler vardı. En sondaki kılıfın üzerindeki etiket ise boştu. Bütün elbiselerin üzerinde parmaklarını yavaşça gezdirdi. İçindeki sıkıntıya en uygun elbiseyi altıncı askıda buldu. Kılıfın üzerinde “ebe” yazan elbiseyi aldı. Yatağın üzerine bir kuş tüyünü boşluğa bırakırcasına bıraktı. Elbisenin kılıfını açtı. Uzun uzun izledi. Elbiseyi o kadar izledi ki artık gözlerini kapattığında elbisenin her bir dikişi hayalinde canlanabiliyordu.

    Elbiseyi üzerine giydiğinde içinde garip bir his belirdi. İçgüdüleri ona hastaneye gitmesini söylüyordu. Hızla evden çıktı, arabasına bindi ve hastanenin yolunu tuttu. Hastaneye geldiğinde etraf sakindi. Bir sıkıntı varmış gibi görünmüyordu. Acil servisten içeri girdi. Oradaki personelle konuşmaya başlamıştı ki dışarıdan bir ambulans sesi geldi. Ambulansın getirdiği hasta yirmi yedi yaşında gebe bir kadındı. Kadının önceki doğumu sezaryendi. Ağrıları başlamış ama o, geçer diye beklemişti. Ağrılar dayanılmaz bir hal alıp kanaması olunca eline telefonu alıp 112’yi aramıştı. Konuşması henüz bitmeden oracıkta bayılmıştı. Kadının kocası askerdi, görevdeydi. Yanında da kimsesi yoktu. Ambulans kadını hastaneye getirdiğinde kadının karnındaki bebek çoktan ölmüştü. Hastanedekiler kadına müdahale etmeye çalışırken kadının solunumu gitti. Canlandırma işlemi yapılmaya başlandı. Kırk beş dakika yapılan kalp masajına rağmen kadın kurtarılamadı. Ebe elbiseli kadın hastaneden ayrıldı.

    Eve nasıl geldiğini, arabayı nasıl sürdüğünü, yolu nasıl bulduğunu hiç bilmiyordu. Eve geldiğinde bedenini koltuğun üzerine pelte gibi bıraktı ve öylece kalakaldı. Ne kadar zaman geçtiğini bilmiyordu ki bacağının üzerindeki bir damla kırmızı lekenin dikkatini çekmesiyle kendine geldi. Elbisesine ölen kadının kanı bulaşmıştı. Üzerindeki elbiseyi yırtarcasına çıkardı ve kirli çamaşır sepetine fırlatıp attı. İçindeki bu acıyı dindirmeyi sağlayacak bir şey aradı. Anlatmalıydı. Evet, evet anlatmalıydı. Ama kime ve nasıl? Hem bu durumu yaşamayan biri nasıl anlardı yaşadığı acıyı. Anlamayan birine niye anlatsındı? Onu anlayacak tek şey kâğıttı. Boş, narin bir kâğıt. Gardırobuna doğru yürüdü. Üzerinde “yazar” yazan elbiseyi aldı, giydi ve çalışma masasının başına oturdu. Kalemi eline aldı ve o bembeyaz sayfayı siyah mürekkeple kirletircesine yazdı, yazdı ve yazdı. Bitirdiğinde yazı yazan elini oynatacak hali kalmamıştı ama içindeki acı azalmıştı. Biraz dinlenmeye karar verdi. Mavi battaniyesinin üzerine uzandı ve düşüncelere daldı.

      Şimdi ona hayat ne kadar kısa, boş ve anlamsız geliyordu. Madem hayat bu kadar kısaydı o zaman hayatı yaşanılır kılmak için bir şeyler yapmalıydı. Peki, hayatı yaşanılır kılan ne vardı? Düşündü, düşündü, düşündü… Diğer insanlar bir duygudan bahsediyordu. Adı aşktı. Aşkın, dünyayı yaşanılır kılan yegâne duygu olduğunu söylüyorlardı. Belki de bu bahsettikleri şey onun da hayatını yaşanılır kılabilirdi. Gardırobuna gitti ve üzerinde “aşk” yazan elbiseyi giydi. Evden çıktı. Soluğu bir cafede aldı. Orada tanıştığı ilk adama âşık oldu. Adamla karşılıklı, uzun uzun konuştular. Zaman su gibi akıp geçiyor ama onların konuşacakları şeyler bitmiyordu. Ayrılık vakti geldiğinde adam onu evine kadar bırakmayı teklif etti. Aşk elbiseli kadın bu teklifi seve seve kabul etti. Birlikte evine kadar yürüdüler. Adam aşk elbisesi giyen kadına hoşça kal derken dudağının kenarındaki o minicik çukura bir öpücük kondurmayı ihmal etmedi.

   “Karnında kelebekler uçuşması” deyimini hiçbir zaman anlayamamıştı. Şimdi anlıyordu. Adamı şimdiden özlemişti, onu tekrar görmeyi iple çekiyordu. Ertesi gün erkenden soluğu  o cafede aldı. Cafe henüz açılmamıştı. Camdan, içeride biri var mı diye baktığında gördüklerine inanamıyordu. Aşık olduğu adam başka bir kadınla içerideki çekyatta uyuyordu. İçinde tarif edilmesi imkansız hislerle bacaklarını hareket ettirmekte zorlanarak evine döndü. Gardırobunu açtı üzerinde “depresyon” yazan elbiseyi alıp giydi. Yatağına uzandı ve hiç uyanmak istemeyeceği bir uykuya daldı.

   Günlerce uyudu. Uykusundan sadece tuvalet ihtiyacını gidermek ve bir yudum su içmek için uyanıyordu. Artık öylece uyuyup öleceğini hissettiği bir sırada biri geldi. Adı “dost”tu. Onun yanına uzandı. Onu sarıp sarmaladı. Saçını okşadı. Her gün onu mutlu edecek sözler söyledi. Onu yatağından çıkardı, yıkadı, yemek yedirdi. Ona artık elbise giymeye ihtiyacı olmadığını, kendisi olması gerektiğini, böylece bütün elbiselere sahip olabileceğini söyledi. Sahi insan nasıl kendisi gibi olurdu? Düşündü, düşündü ve bulamadı. Sonra aklına bir şey geldi. Gardırobuna  yürüdü. Üzerindeki etikette hiçbir şey yazmayan elbiseyi aldı. Sanırım kendisi olması için gereken buydu. Üzerindeki depresyon elbisesini çıkardı. Elbisenin kılıfını açtı ve gözlerine inanamadı. Askı bomboştu. Çırılçıplak orada öylece kalakaldı.

Fotoğraf:http:// https://www.kisa.link/LFt3



BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Aysel güzelaydın

Çok güzel ve başarılı olmuş;yüreğine sağlık.

Avatar
Zekiye Kalafat

Üzerinde hiç bir elbise olmadığında da yanında olan insanlar olsun hep hayatında mutlu huzurlu yılların olsun 💐

Avatar
GÜLSEREN AKTAY

ÇOK DUYGULANDIM DOSTLUĞUN NE KADAR ÖNEMLİ OLDUĞNU ANCAK BU KADAR GÜZEL ANLATILIR.BAŞARILARIN DEVAMINI DILERIM.

Avatar
Mesude Uluşen

Gülen nur. .. adın gibi hep gül ve güldür inşallah. Harika bir yazı. Bu yönünü bilmiyordum. Çok güzel bir yazı, keyifle okudum. Mutlaka devam etmelisin. İnsan olarak çok farklı kimliklerimiz ve maskelerimiz var ama ruhumuz ille de kendimiz olunca dingin ve mutlu olabiliyor demek ki. Ellerine ve yüreğine sağlık. Yazın hayatında başarılar diliyorum 👏👍💕

Avatar
FilizGerenli

Merhaba, yatılı sağlık meslek lisesi mezunu bir ebe gözüyle öykünüz beni çok derinden etkiledi. Tebrikler, başarılar…

Avatar
Anonim

Tek kelimeyle mükemmel 😇 modern dünyanın bunalımı ancak bukadar güzel anlatılırdı.

Avatar
Bahar kuri

Daha uzun olsaydı bitmeseydi keşke.çok içten enfes bir anlatım olmuş 👏

Avatar
Büşra Siper

“Sahi insan nasıl kendisi gibi olurdu?..”
Güzel yazıydı tebrik ederim..Kalemine sağlık.

Avatar
NEFEL ÖZHAN

çok leziz bir öyküydü kaleminize sağlık