Farklı Yaşamların Ortak Kenti: İstanbul / Ayhan Şimşek

Bırakalım İstanbul üzerine kaç yazının, şiirin, denemenin, destanın yazıldığını; İstanbul uğruna kaç ülkenin, medeniyetin, kralların can verdiğini araştırmaya kalksak ciddi bir tarihi araştırmaya başvurmadan, sayısının bilinebileceğine ihtimal vermiyorum. O İstanbul ki iki cihan Serveri Resul-ü Ekrem Efendimizin iltifatlarına mazhar olmuş, sonrasında da Fatih’in “Ya ben onu alırım ya da o beni” dediği ve yine şairin “Başkentler başkenti” diye nitelediği kent değil midir İstanbul?

İstanbul’u ikiye ayıran deniz ve o denizde yaşayan nice canlı türünün nerede yaşadıklarının farkında olmaması gibi, İstanbul’da da nice insan kendinden, çevresinden ve İstanbul’dan bihaber yaşamını sürdürmektedir. Tabii buna yaşamak denilirse! İstanbul’un dili olsa bize ne derdi? Şikâyeti ne olurdu? Bizden ne isterdi? Öyle ya, onlarca medeniyete başkentlik yapmış olan bu kadim kentten günde kaç defa şikâyetçi oluyoruz. Ruhuna uygun olmayan şekillere soktuğumuz, sonra da sanki ezelden beri böyleymiş gibi, büyük bir vurdumduymazlıkla “yahu bu şehirde de yaşanılmaz!” diyerek. Gerçekten bunu söylemeye hakkımız var mı? Ben şahsen kendi adıma kocaman bir “HAYIR” diyorum. Çünkü İstanbul’da yaşamak bir ayrıcalıktır. Eğer İstanbul’u bilmiyorsanız; trafiğini, karmakarışık olan yapılaşmasını, kalabalığını, gürültüsünü, geçim zorluğunu görürsünüz. Yok eğer İstanbul’u tanıyorsanız, tanımaya başladıysanız, yaşayan mistik bir kenti görürsünüz. O öyle bir kent ki her bir semti, her bir sokağı ayrı bir hikâye, ayrı bir renk. Kimi semti Bizans, kimi semti Roma, kimi semti Osmanlı, kimi semti Türkiye olan bu şehir, bütünüyle İstanbul’dur.

Bu kadim kent üzerine nice efsane, şiir, türkü, deyiş yazılmıştır. Kimi bunları dinleyip İstanbul’dan ürkmüş, kimi de hayranı olmakla kalmamış, adeta ram olmuştur.  Eski ve yeninin, muhafazakârlığın ve modernliğin, fakirliğin ve zenginliğin birbirinden kopamayan siyam ikizleri gibi yan yana durduğu, harmanlandığı büyülü bir şehir. Soğuk havada çiçek satan neşeli kadın ile kırdığı bir kalbi ya da sevgisini bir gül ile ifade etmek isteyen tedirgin adamın yüz yüze geldiği; denize bakarak içtiği çayın keyfini çıkartan genç kız ile sevgilisinin kendisine yaptığı haksızlığı hazmedemeyip deniz kenarında intiharı düşünen genç kızın aynı mekânda oluşu; Nişantaşı sokaklarında yürüyen süslü hanımların, ellerinde süslü köpeklere inat kaldırımları mesken tutan sokak köpeklerinin vakurlu rahatlığı ile köşe başlarında dilenen titrek bakışlı çocukların varlığıyla 24 saat hayatın hiç durmadığı ama herkes için farklı geçtiği bu zıtlıkların büyülü kıldığı bir yerdir İstanbul. Bu çeşitlilik ve zıtlıkların birleştirici olduğu şehrin gerçekleri: Yağmur yağar, trafik tıkanır ve sonrasında herkes yolda kalır. Lüks araçların ve belediye araçlarının yan yana zorunlu olarak sabretmek zorunda kalacakları bekleyiş başlamıştır bile.

İstanbul aynı zamanda sanat ve edebiyat şehridir. Cumhuriyet döneminde devletin merkezi Ankara olunca, İstanbul’da da birçok yazar yüzünü Ankara’ya çevirmiştir. Yine de bu durum, İstanbul’un edebiyattaki yerine halel getirmemiştir. Çünkü İstanbul, sanatçının ruhuna, dünyadaki bütün şehirlerden daha çok hitap etmektedir. Türk hikâyeciliğinin başta gelen isimlerinden olan Sait Faik (Abasıyanık), İstanbul’u en çok yazan ediplerimizden biridir. Ahmet Rasim’le Yahya Kemal arasında yaptığımız karşılaştırmaya benzer bir karşılaştırmayı, Orhan Veli ile Sait Faik arasında yapmak mümkündür. Sait Faik’in hikâyelerindeki İstanbul, Orhan Veli’nin şiirindeki İstanbul’un bir benzeridir. Haldun Taner de İstanbul’u çokça yazan hikâyecilerden biri olarak anılabilir.

Bu ve benzeri romanlardaki “İstanbul” zaman zaman buruk, zaman zaman sıcak bir nostalji hissine sebep olurken, mesela Atilla İlhan’ın romanlarındaki İstanbul (şiirlerindeki İstanbul’un tersine) neredeyse ‘kirli’ bir İstanbul’dur. Yani, İstanbul’u güzellikleriyle ya da ‘trajedi’siyle ele alan sanatçılarımız olduğu gibi, İstanbul’un “kir”ini görmeye, hatta onu büyütmeye çalışan sanatçılarımız da eksik değildir.

1 Yorum Farklı Yaşamların Ortak Kenti: İstanbul / Ayhan Şimşek

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*