Farina Labirenti -1 / Zeynep Özdal

“Geliyorlar…”

Kulaklarında uğuldayan rüzgarın hiddetli sesinin arasında cılız bir titreme hissetti. Telefonu cebinden çıkardı, ceketini siper ederek gelen mesajı okudu.

“Geliyorlar…”

Karanlıkta yüzüne yansıyan ışık dehşet içindeki bakışlarını ortaya seriyordu. Soğuktan donmak üzere olan parmaklarına aldırmadan cevap yazmaya çalıştı. Soluğu sıklaşmış, gizlendiği köşede diz çökmekten ayakları karıncalanmıştı. Fazla zamanı yoktu. Gözleriyle etrafı taradı ve tek kelimelik bir cevap yazıp mesajı yolladı.

“Çıkıyorum.”

Telefonu yeniden cebine koydu. Büyük bir deponun içinde gelişi güzel istiflenmiş kasaların ardında gizleniyordu. Kesilmiş kolunu sıkıca sarmış olmasına rağmen hala yere kan damlıyordu. Ayakkabısıyla yerde biriken kanı dağıtmaya çalıştı. Kasaların kenarlarında birikmiş talaşlarla gizlemeye çalıştı. Artık bu lanet olası depodan çıkma vaktiydi. Gözleriyle etrafı taradı ve gizlendiği yerden ağır adımlarla çıktı. Kasaların arasında saklambaç oynarcasına ilerliyordu. Çok az vakti vardı. Yüz metre uzağındaki havalandırmaya bir an önce ulaşması gerekiyordu. Uyuşmuş bacaklarındaki tarifsiz acıya aldırmadan hızla koştu. Arkasına bakmadan koştu. Havalandırma çıkışına varana dek aklından milyonlarca senaryo geçti. Her an bir kurşun sırtını delip göğsünden çıkabilirdi. Ya da önüne atılan biri tek hamlede boğazını kesebilirdi. Ölümden korkmuyordu aslında. Korktuğu tek şey ölememekti. Yakalanmak, hayatı pahasına koruması gereken emaneti kaybetmek, sırlarını açığa çıkarması için işkence görmekti. Düşünmeden sadece koştu.

Kavii, bir metre uzağında gördüğü havalandırma boşluğuna kayarak attı kendini. Dışarı çıkacağını düşünmüştü. Fakat bu çıkış onu bambaşka bir oyunun içine çekmişti.

Bir aydan daha uzun süredir Farina Labirenti’nden kurtulmaya çalışıyordu. Çıkış sandığı her kapı bir geçit çıkmıştı ve Kavii oyuna her seferinde yeninden başlamak zorunda kalmıştı. Bazen silahlı bir çeteden kaçıyordu. Bazen orta çağ Avrupa’sında cadı avcılarından… Bazen mistik bir diyardaki tehlikeli yaratıklar oluyordu bazense teknolojik canavarları alt etmeye çalışıyordu. Her oyun ona yeni bir görev verse de koruduğu hep aynı şeydi. Kutsal Emanet… Verdinjo’nun Kayıp Madalyonu.  Ejderha yüreği olarak bilinen yakut renkli bir mücevherden yapılmış madalyon onun gerçek çıkış kapısının tek anahtarıydı. Kavii tüm kalbiyle gerçek çıkışı bulacağına inanıyordu. Bir gün bir geçitten geçecek, karşısına madalyonun cuk diye oturacağı bir kapı çıkacak ve sonunda özgürlüğüne kavuşacaktı. Fakat şimdi oyun yeniden başlamıştı.

Bir cangılın ortasına düşmüştü. Ve omzunu sıyırıp geçen ok bu kez yerlilerden kaçacağını fısıldıyordu.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.