sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Falanzade / Demet Özdemir

01 Temmuz 2019 2

Kahretsin! 

Cebimde beş kuruş yok. Sen onca zenginliğin içinde ol, villalarda otur, özel okullarda oku, altındaki arabanın benzinini doldurama. Neymiş efendim, harçlığımı dikkatli kullanmalıymışım. Verdiğiniz para da para olsa. Ulan harçlık dediğiniz ay sonunu zor getiriyor, tırtıkladıklarım da cabası. Kulübe üç akşam gitsem, dördüncü akşam ayaza çıkıyorum. Cebimde bozukluklar ses yapıyor. Sonra herkese palavra sık, yok ders çalışmam lazım, yok bu sene son yılım, geçen yıl ortanca yılımdı, bu aralar çok dışarlardaydım akşam ailecek yemek yiyeceğiz falan. Hepsi laf! İşin aslı okulda uzatmaları oynuyorum, Peder de postayı koyuyor. Geçenlerde Pederle iyice papaz olduk. Bu yıl da bitmezse kendine iş ara dedi. Şirkete sokmayacakmış beni. Hayta adamın işi yokuş yanında. Bırak be adam gençliğimizi yaşayalım diyecek oldum. Başladı yine maval okumaya. Ne limon sattığı kaldı ne kâğıt topladığı. Yaz tatillerinde bile çalışmışmış, tatil yüzümü görmüşmüş. Hadi o zamanları anladık. Şimdi derdin ne, git gez dolaş. Cebinde para, altında araba. Hem de en afillisinden. Ben senin yerinde olacağım, bir dakika durmam valla. Alırım hatunları, o mekân senin bu mekân benim…Sen ne yapıyorsun? Sabahın köründe fabrikaya gitmeler, akşamın körüne kadar iş yemeklerine, resepsiyonlara katılmalar. Yüzünü gören cennetlik. Sen gençliğini yaşayamadın diye ben de mi telef olayım yani. Derdin ne? Sokaklarda kâğıt toplayıp, limon mu satayım. Hoş bu devirde limon satıp zengin olunmaz ya, sen o zaman nasıl yaptıysan artık! Palavra. Gerçi hakkını yememek lazım, adam ömrü boyunca hep çalışmış, didinmiş en iyi bildiği iş bu. 

Peki ya babalık? 

Harçlık kesmek. Senin kitabında babalık; harçlık kesmek, en iyi bildiğin ikinci iş. Kafan kızdı mı kes harçlığı, oh ne âlâ. Annem olmasa yanmıştım. Gerçi geçenlerde O da kafamı kızdırdı. Babam gizliden para verdiğini anlıyormuş. Ona da postayı koymuş. “Bu çocuğu sen şımartıyorsun” beylik laf. Sıkıştın mı suçu ona buna at. Babaannemi de az sıkıştırmazdın. Rahmetli gizlice verirdi de ödü kopardı senden. Sana ne? kadın kendi parasından veriyordu, sana mı hesap verecek. Kadının öldüğüne mi yanayım benim harçlığın azaldığına mı? Ulan senin yüzünden insanlığımı kaybettim be.

Ne yapsam? 

Bu gece arkadaşlara kulübe gideceğiz diye söz vermiştim. Ne derim kızlara. Rezil olurum valla. Cenk’i mi arasam. Borç isterim biraz. Gerçi geçen ay aldıklarımı vermedim diye surat etmeye başladı.  İstenmez ki şimdi. Başka da kimseden istenmez. Adım çıkar valla. Arada kulağıma gelmiyor değil, lafını ediyorlarmış. “Çınar parasız kalmış yine, babası kesmiş arpasını” diye. Pöhh babamın varlığı hepinizi beşe katlar diyeceğim ama o varlığın bana faydası olmadıktan sonra. Ne yapalım yani zengin olmak için ölmeni mi bekleyelim. Fena da fikir değil hani. O zaman gör, bir depo benzinle ay geçirir miyim? Adam olana çokmuş bile.  O koskoca iş adamı olmuş bir, bilemedin iki depo benzinle ayı kapatıyormuş. Sen şimdi hesaplamışsındır. Okul ev arası bilmem kaç kilometre, kilometrede şu kadar yakar, hop bir depo fazla bile. Ulan sen gezmeyi bilmiyorsun diye evde mi pinekleyelim. Mesela bugün. Yazdan kalma bu güzel havada, birkaç arkadaş buluşsak şöyle deniz kenarında bir yerlerde kahvaltı yapsak fena mı olur. 

“Olmaaaz.”  

Neden?

Çünkü boğaza bakan evde oturuyorsun bundan iyi manzara mı var. Yediğin önünde yemediğin arkanda. İyi de her gün kuru fasulye yenir mi? İnsan hep aynı manzaraya bak bak sıkılıyor bir yerde. Babama bunları diyemem tabi. Sonra lafının sözünün arkası gelmez. Hadi sabahı es geçelim, akşamları ne yapacağız. Eve Disco mu açacağız. Aman diyeyim duymasın. Getir arkadaşlarını, açın müziğinizi, oturun şöyle manzaraya karşı adam gibi deyiverir.  Sen de gelirsin limonata içeriz artık karşılıklı. Of! kaç gecedir evdeyim. Daha ay sonuna epey gün var. Annemin cüzdanından aşırsam. Yok! hırsızlığa başlatacak adam beni. Diyelim aldım. Üç, dört yüz lirayla gece döner mi. Hadi ben birayla idare ettim. Hatunlara ne diyeceğim. Votka içmeyelim benim başımı ağrıtıyor. Yalana bak. Bize dokunmuyor derlerse. Kulağıma geldi sesleri çın çın. O zaman bakarız bir çaresine. Cenk’e çıtlatırım. Az çulsuzum idare et derim. Para istemekten iyidir. Dostuz ya yapar bir kıyak hergele. Ben olsam yaparım. Hem az mı çektim kahrını. Aşk acısından kendini yerlere attığında az mı topladım arkasını. “Acıyor abi -göğsüne vura vura- bak şurası acıyor” Bak şimdi aklıma geldi o komik halleri. Mal bile buldum onun için.  Şimdi sıra onda. “Öde bakalım Cenk Efendi vefa borcunu, şimdi sıra sende” derim. Ağzını açamaz. Şöyle üç dört yüz lira görür işimi. 

Anlar mı ki?

Anlamaz. Öyle hesabını pek bilmez. Parayı tomarla çantasına koyar, içinden çeke çeke harcar.  Hem dün gece oyundaydı. Sanki önceki gece evdeymiş gibi laf benimkisi de. Oyunda kaybettim zanneder. Kafada dumanlı, hatırlamaz. Şimdi solandadır. Bir elinde kahve diğerinde telefon epey sürer lakırdısı. Cüzdanı odasında, şifonyerin üst çekmecesinde. Birkaç kez oraya koyarken gördüm. Bu saatte hizmetliler aşağı kata inmiştir çoktan, akşam yemeği telaşındadırlar. Her gece aynı terane o kadar yemeği kim yiyecekse. Topu topu üç kişiye on kişilik yemek yapıyorlar. İyi de oluyor fazlasını evlerine götürüyorlar. Annemin birkaç kez kalanı paylaşın dediğini duydum. İyi kadındır. Şöyle odaya süzülsem sessizce.  

***

Sabah kalktığımda evde bir telaş. Hizmetliler odadan odaya koşuşturuyor. Herkes alı al moru mor. Önce kavrayamadım. Baş ağrısından olacak. Sonra aklım başıma geldi. Aşağı inmeden Refika teyzeyi yakaladım. Yüzümde şaşkın bir ifade. Neler oluyor yahu, bu ne gürültü derken. Çözülüverdi.  “Sormayın küçük bey bunca yıl bu evdeyim ilk defa başıma geldi.” Akşamdan beri olanları bir çırpıda sayıp döktü. Sanki çalınan paradan O sorumlu. Elleri titriyor. Kulağıma doğru yaklaşıp usulca “Acaba şu yeni gelen kız mı yaptı” diyor. Bu tatsızlık bir sonuca bağlansın istiyor. Bir tuhaf oldum. Neden yapsın falan diye bir şeyler geveleyip odama geçtim. 

Şansa bak!

Ulan şansıma tüküreyim. Aşırdığım para sayılıymış. Bilmem ne ödemesi için vermiş babam. Sen kalk kırk yılda bir para aşır. Gerçi bu ilk değil. Bir keresinde annemin çantası yemek masasının üzerinde serilmiş yatıyor. İçinde dolarlar kuzu gibi. Bir tanesini çekivermiştim. O zaman anlamamıştı. Bu sefer fazla mı abarttım ne. Biraz abartmış olabilirim. Çantadaki bantlı para yerine dağınık olanlardan alsaydım. Aptallık ettim. Neyse ne. Keyfimden almadım ya. Annemin de anlayacağı tuttu. Üzülmüştür şimdi. Olsun babam tekrar verir. Kıyamaz anneme. Ya anlarlarsa. Yok anlamazlar. Hem haylazım, haytayım falan ama hırsız değilim. Kondurmazlar. Kim çocuğuna böyle bir şey kondurur ki. Hem hakkım yok mu o kadar. Lafa geldi mi bizim her şeyimiz senin falan demeler boşuna mı? Ya kızın üzerine kalırsa. Yok kalmaz. Hem nasıl ispatlayacaklar ki.

Tadım yok!

Nasıl olsun ki? Odamda biraz oyalanıp aşağı indim. Annem denize bakan terasın iç kısmında kahvaltı yapıyor. Bende oturup bir şeyler atıştırdım. Aslında çıkıp gidesim var. Duramam bu kargaşanın ortasında. Annem bir tuhaf baktı. Önce “Duydun mu?” dedi. Boş boş bakıp “Neyi” dedim. “Dün akşam olanları.” Ardından ekledi. “Sen dün akşam dışarda mıydın?” Sorusunda ima aradım. Vardı sanki. Omuzlarımı gamsızca silkip “Evet ne oldu ki” dedim. Ses etmedi. Az sonra ilgisizliğimden sıkılmış bir ifade ile, “Çantamdan para çalınmış” dedi. Başımı telefondan kaldırmadan, “Biliyorum az önce Refika teyze anlattı “dedim. Başkada bir şey konuşmadık. Azıcık daha oturdum. Dikkat çekmemek lazım. Az sonra dersim var deyip odama çıktım. Sonra sözde ders kitaplarımla doğru okula. Evden çıkarken Refika Teyze yeni kızı kapının yanındaki çalışma odasına sıkıştırmış sorguluyordu. Kız kıpkırmızı. “Valla ben yapmadım” diyor. Başka bir şey işitmedim. İçim daraldı. Kendimi dışarı attım.

Gün içinde arada aklıma geldi. Kapının arasına sıkışmış kızı hatırladım. Yüzündeki telaş görülmeye değerdi. Üzüldüm haline. Gençten güzel bir kız. Yanlarından geçerken kafasını kaldırdı. Göz göze geldik. Gözlerinde garip pırıltılar vardı. Açık kahverengi içinde yeşil kıvrımları olan gözleri bana “sen yaptın değil mi? Bak yaptıysan söyle” diyordu. Yok lan iyice paranoyak oldum. Nereden bilecek. Hem ben yukarıdayken diğer herkes aşağıda değil miydi? Yoksa değil miydi? Kafamdan şeytanları kovdum. Sonra daldım hayhuyun içine. Çocukların yanına gidince hepten unutmuşum.

Akşam eve fazla gecikmedim. Bu aralar gözlerine fazla batmak istemiyorum. Ne olur ne olmaz. Cebimde halen para var, ama bu akşam çıkamam. İçimde evde olmalısın diyen bir ses. Kapıdan girer girmez kulağıma babamın gürleyen sesi geliyor. İçimdeki sesi bastırıveriyor. Mevzu belli. Görünmeden yukarı çıksam. Ne o suçlu gibi. Her zaman yaptığım gibi elimdeki eşyaları ortalığa saçıp, gevrek gevrek “iyi akşamlar” diyorum.  “Oooo beyefendi teşrif ettiler.” Babam direk bana dönüyor. Gözleri çakmak çakmak, besbelli hırsını çıkaracak yer arıyor. Boyumu uzamış ne, bağırırken çok zıplamış herhalde. Gülesim geliyor, tutuyorum kendimi. Ciddi bir ifade takınarak “Ne oldu ki” diyorum. Dersler falan derken ağzıma tıkıyor lafımı. Anneme bakıyorum endişeli, üzgün. Hırsızı bulduk diyor. Mavi gözleri gözlerime dikili. Kaçırmıyorum. Dik dik bakıyorum. “İyi ya neden bağrışıyorsunuz o halde” diyorum. Babam şaşkın bana dönüyor. Ağzı bir karış açık. Bendeki bu olgun sakinliği beklemiyor adam. Ev anında sessizliğe gömülüyor. Aynı ciddiyetle “Odama çıkıyorum. Yemek için hazırlanacağım” diyorum, annem “Merak etmiyor musun?” diye sesleniyor arkamdan. Umursamaz bir omuz silkişle kafamı bile çevirmeden “Etmiyorum” diyorum. “Halletmişsiniz işte uzatmaya gerek yok” deyip odama çıkıyorum. Ensemde buz gibi bakışları.

Merak etmez miyim? Ediyorum hem de deli gibi. Kafamda bir uğultu. Kimin üzerine kaldı acaba. Ya kızcağıza bir şey yaptılarsa. Ya bahçıvanın üzerine kaldıysa. Dün gelen tamirci olmasın. Refika Teyze olacak değil ya onlardan biridir. Utanmadan fikir yürütüyorum. Aman neyse ne! En fazla işten kovarlar. İspat edemeyeceklerine göre polis falan da karışmaz işin içine. Hem annemin ödü kopar duyulmasından. Sosyete çevresinde flaş haber. Bilmem ne zadelerin evinde hırsızlık olmuş. Allah korusun. Duyulmasın diye üzerine para bile verirler. Kimin üzerinde kaldıysa en fazla işsiz kalır. İş mi yok. Tek villa burası değil ya. İstanbul villa dolu. Elim cebimdeki paralara değiyor.  Sıcacık. Cebimde taşıdığım birkaç gamsız akşamı düşünüyorum. Yüreğim ısınıyor.



BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Meltem SEVİNÇ

Müthiş sürükleyici..Tebrikler

Avatar
Anonim

Heyecanla bir çırpıda okudum.Teşekkürler

YAZARLAR