ümraniye escortkadıköy escortataşehir escortsikiş izlebrazzers izleporno izle

sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Erinç Büyükaşık / İyiyim İyi

01 Haziran 2019 0

Dolmuş tısırdayıp yaylanarak ilerledi asfalt yol boyunca. Aracın camından uzanan şehrin griliğinde yürümeyen trafikte yığınla araba, otobüs içindeki insanlarla bekleyiş halinde. Onca çatı, baca, pencere geçti dolmuş adım adım ilerlerken. Bu saatte çevre yolu kilit be abi, baksana rezilliğe. Şeytan diyor ki kapat motoru, çık araçtan. İçerdekiler ne halt ederse etsin. Her gün bu saatte aynı işkence. Dolmuşun içindekiler yorgun, uykusu yarım kalmış, tedirgin bekliyordu. Yağmurun dineceği yok. Neredeyse her adım başı yolcu aldığından dolmuşta ayakta duracak yer kalmamıştı. Kıç kıça, dip dibe akmayan trafikte sus pus bekliyordu herbiri. Oturduğu koltukta büzülmüş kendine kızıyordu Zeynep. Ne diye kaçırmıştı ki servisi. Bula bula şoför koltuğunun arkasına düştük. Şimdi arkadakiler habire ücreti benimle gönderecek. Uyanamadı ya. Uğursuz başladı gün işte.  Biraz daha uyuyayım demişti saat çaldığında, yatağın içinde döndü durdu. Bir beş dakika daha, sonra bir beş dakika daha… İşe geç kalacaktı muhtemelen. Yanıbaşındaki on dört yaşlarındaki oğlan oturduğu yerde gözleri kapanmış, yüzü cama dönük uykuya teslim olmuştu. İşten çıkmıştı ya da gece uykusuz kalmış işe gidiyordu muhakkak. Kıpırdamadan ara ara gözlerini açıp tekrar dalıyordu uykuya. Ah böyle uyumayı becerenlere oldum olası imrenirdi zaten.

Burak sol dirseğini kapının açık penceresine dayamış, sigarasından tüttürüyordu o sırada. Sıkıntılı bir yüzle yeşilin yanmasını bekledi. Yansa ne olurdu ki, diğer kırmızıya yakalanacaktı muhakkak. Çevre yolundan kaçacak alternatif bir yol aradı gözleri, Ümraniye  kavşağında inecek müşteriye öldürecekmiş gibi ters ters baktı. Saplandık herif yüzünden bu araç bataklığına bu saatte. Yürüsün iki adım puşt dedi içinden. Kanka sen bu lastiklere baktırsana artık! Kabak olmuş yine. Pedere söyledim oğlum. Şanzımanda da var sorun zaten. Sesi duymuyor musun? Ramo, Burak’ın dibinde teybin radyosunu karıştırırken kulak verdi sese. Başıyla onayladı onu. Yadırgayıcı bir gözle izledi Burak’ı o an. Herife bak, bu soğukta incecik gömleğiyle, yaka bağır açık  oturuyor. İçinden bir an içerledi arkadaşının bu halini. Sahiden şansıman ötüyor be abi. Peder de duydu sesi de hık mık anlayacağın. Sonra götürürüz sanayiye deyip geçiştirdi beni. Zeynep bir an göz göze geldi Burak’la. Filinta gibi çocuk vallaha, gözü bir yerlerden ısırıyordu onu besbelli. Yağmur damlaları şıpır şıpır indiriyordu aracın tavanına. Radyodan ağır, iç kıyıcı bir müzik yayıldı. Oynama ulan şu radyoyla, diye tersledi Burak Ramo’yu. Ya cistak cistak ya gıy gıy, sen de ayar yok oğlum. Dolmuşun içinde bir anda baygın bir ter kokusu yayıldı. Su görmemiş bir yığın herif sabah sabah doldurmuş arabayı yine. Zeynep atkıya iyice burnuna sarındı fark edilmemek için, bir türlü dizine yetişmeyen eteğini çekiştirmeye çalıştı. Kabanıyla örtmeye çalıştı açıkta kalan bacaklarını. Açık pencereden gelen soğuk esinti yüzüne çarptı bir an. Dikiz aynasına iliştirilmiş muska sallandı dolmuş seyir halindeyken.

Burak, sol elindeki tesbihi bir iki salladı. Yol açılır gibi olmuştu, kırmızı bir jip aniden dolmuşu sollayıp orta şerite dalınca araç bir an savruldu. Küfürü bastı o sırada. Ulan sabah sabah kaza yaptıracak puşt. Oğlum jipi kullanan zibidiye baksana, o araba ben de olacaktı ya. İyice sinirimi oynatıyor zaten bizim peder, yine koklatmıyor hasılattan. Lise bebesiyim sanki, haftalık harçlık verir oldu. İki üç kuruş çorluyorum da günlük kazançtan sigara parası oluyor neyse ki. Yeni binen yolculardan biri kağıt elli lirayı uzatınca delirecekti iyice. Bozuk yok mu kardeşim diye  seslendi adama. Söylene söylene parayı koyup bozuk kağıt, madeni paraların olduğu bölmeden paranın üstünü ayarladı. O sırada para üstünü Zeynep’e uzattı çevik bir hamleyle kızın yüzüne bakmadan. Zeynep arkasındaki yolcuya uzattı bozuk parayı. Evet hatırlamıştı bu oğlanı. Günlerdir yazışıyorlardı internetteki o sohbet odasında. Sahi ya babamın dolmuşunda çalışıyorum demişti ona dün gece. Onu tanımamıştı neyse ki. Sırım gibi oğlanmış sahiden, fotoğraflardaki kadar yakışıklıymış da. Dolmuşa bindiği de yoktu pek. Tesadüfe bak, sen her gün servisle git işe, bir gün dolmuşa binmek zorunda kal,  bu adam da onun şöförü çıkıversin. Sohbet odasında yüzü puslu, belirsiz bir fotoğrafı vardı, hayır hayır tanımamıştı onu kesinlikle. Ne kadar da ısrar etmişti dün başka fotoğraf atması için kıza. Kaç gündür şiir falan gönderiyordu hatta. Dün hasılatın tümünü verdim pedere. Bana çıkara çıkara yirmi kağıt çıkardı vallaha. Evladım ben senin düğünün için biriktiriyorum, yoksa sen savurganca harcarsın bilirim. Sırıtarak baktı Ramo bu lafın ardından. Şişenin dibini bitirdiğini bilirdi Burak’ın, erkekliğe toz kondurmamak için hesabın hepsini ödediği de oluyordu. Valla Ayşe seni ciddi ciddi kafesledi. Yılların kazanovası dünya evine giriyor. Eğlenme benimle oğlum. Neyse bırak dalgayı bu gece gitsek mi bizim meyhaneye yine. Zeynep Burak’la Ramo’nun konuşmalarını ister istemez duyuyordu. Atkıyla yüzünü iyice saklamaya çalıştı. Nişanlıymış demek. Haftalardır yazıyordu kıza. Şiirler, büyük büyük  laflar…Hayat arkadaşı falan arıyorum da demişti hatta. Yarın buluşacaklardı Kadıköy’de. Aklıma sıçayım dedi içinden. Burak, ticari onu sollayınca saydı sövdü yine. Uzun uzun kornaya bastı. Ulan Haydar’ı çıkartacağım sonunda bu ticariler yüzünden. Sinyal vermeden nasıl da solladı zibidi. Sağır edici gürültüyle irkildi tüm yolcular. Frene aniden davranınca araç savruldu bir an. İçi dışına çıkacaktı neredeyse kızın. Zeynep’in tam arkasında oturan yaşlıca, kasketli bir yolcu, oğlum yavaş kullansana şu freni diye çıkıştı Burak’a. Tabakhaneye bok yetiştiriyor sanki, diye söylendi sessizce. La havle çekti oğlana. Bunlara ehliyet, mehliyet de vermeyeceksin. Diğer yolcular sus pus, kurbanlık koyun gibi baktılar yaşlı adama.

Müslüm ağlayarak söylüyordu şarkısını radyodan. Zeynep düşüncelere dalmıştı iyice. Bu ay primleri yatıracaklardı. Evin banka taksitini odeyecekti babası.  Kızım bu yaşta evlendin evlendin. Yoksa tohuma kaçarsın valla. Annesinin onu bir an önce everme sevdasını anlayamıyordu. Okul biter bitmez iş bulmuştu ya. Başlarına mı kalmıştı sanki evdekilerin. Burak, hiddetle radyonun frekansını değiştirdi, kulağına dayadığı telefondan başka bir şöfor arkadaşına kilit yolları söylüyordu. Maltepe kavşağı ilerlemiyor abi, yarım saat bekledik Allah inandırsın. Radyoda “Erkekler ağlamaz.” şarkısı çalmaya başladı.  Severim bu kadının sesini oldum olası. Oğlum bir saattir içimi kıydın gıy gıy müziklerle. Işıklarda inecek varsa burda insin. Göztepe kavşağı iki yetmiş beş ablacığım. Demek evlenecekmiş herifçioğlu. Yağmur damlaları öfkeyle vuruyordu cama, delirdi hava yine. Peder geçenlerde maziye dalıp çıkamadı yine. Biz bir zamanlar desotololarla Şişli Pangaltı arası az mı gidip gelirdik. Sen utanmadan Ford transitlere burun kıvırıyorsun. O plakayı da benim için almış güya. Peh peh..Ekmek teknemiz evlat bu deyip başıma kakıyor anlayacağın. Ramo başıyla onayladı Burak’ın söylediklerini. Hayranlıkla dinliyordu her anlatığını yolun başından beri. Sarı benizli, omzu çökük bir adamdı Ramo. Burak’a her yılışık cevabında sanki iyice kamburlaşıyordu Zeynep’in gözünde. Haksız da sayılmaz be kanka. Suratı ekşidi Burak’ın arkadaşının bu cevabından. Neyse sen bırak  onu o kız kim sahi, hani tanışma sitesinde avladığın. Az değilsin valla. Burak, sırıta sırıta güldü ona. Şeytan tüyü var bu oğlanda, yine gönlünü almıştı. Direksiyon simidini iki eliyle kavrarken yol çoktan açılmış, trafik seyrelmişti.

Bir an eli vites kolu üzerinde gezindi. Gözü dikiz aynasına asılı “Bismillahirrahmanirrahim” yazısına ilişti.  Babası dört yıl önce takmıştı yazıyı. Aynada turkuaz mavisi gözleri belirdi. Yok yok, tanımış olamaz beni. O fotoğrafta civciv sarısıydı saçları üstelik. Kız bir içim su abi. Yüzünü görmedim ama kalçalar, göğüsleri harika. Yarın buluşacağız yengenle oğlum.  Baksana telefona fotosunu kaydettim. Fotoğrafa bakınca Ramo’nun gözleri fal taşı gibi açıldı. Bu hatunda iş var abi. Kız güzelmiş harbiden. Ağzının suyu aktı bakıyorum. Ver ulan telefonu. Kendisinden söz edilmesinden her ne kadar gerilse de güzel bulunmak hoşuna gitti Zeynep’in. Burak’ın gözü pür dikkat yoldaydı o sırada. onu sollamaya çalışan ticariye korna çaldı. Evlenene kadar her şey mübah bizim erkeklik lügatinda bir kere oğlum. Kıza lise terk olduğumu söylemedim, haberin ola. Bir gün karşılaşırsın falan, açık verme sakın. Açıköğretimdeyim sanıyor hatun beni. Avucunun içinde gezdirdiği tespihi bir iki defa sallamaya başladı ardından. İki yolcu durakta inerken içeriye temiz bir hava girdi. Yağmur yavaşlamıştı iyice. Ne güzel keklemiş beni bir haftadır herifçioğlu. Güya okul bitince kendi muhasebe ofisini açacakmış. Sen bugünlerde bana boş bir bekar odası ayarlasana. Belli mi olur yengeyi bir kahve içmeye götürmek gerekir. Bir kahkaha patlattı sarı çıyan Burak’ın son söylediklerini duyunca. Zeynep yüzünün kıpkırmızı kesildiğini hissetti, camdan dışarıdaki akan trafiği seyretmeye çalışıyordu. Dolmuştan inse miydi? Yok yok, işe geç kalırdı. Duymamalıyım, tanımadı beni sonuçta. İki elini öfkeyle sıktı. Dudaklarını kemiriyordu sinirden. Az kaldı, az. Beş on dakikaya inmiş olurum. Oğlum kızla seni iş üstünde yakalamasa senin peder  nişanlanacağın yoktu ya. Burak’ın yüzü bir anda ciddileşti, yüzü düşüverdi. Neyse, çekeceğiz cezamızı. Yolda hızla yanından sollayarak geçen motosikletliye bir küfür savurdu o sırada Burak. Vitesi ileri geri salladı. Dolmuş bir an ralliye girmiş gibi hızlandı.

Fener’in yediği gole ne diyorsun. Hem de deplasmanda. Puşt hakem yüzünden kanka. O faul değildi bir kere. Sen Jaison’ı ort saha kurucusu yaparsan nal toplarsın elbette. Herifte oyunculuk mayası yok bir kere. Anayoldan sapıp dört beş katlı apartmanların uzandığı ara sokağa dalınca tekerlekler çamur deryasına dönmüş çukura girdi.Senin peder hacca gidince donattı dolmuşun önünü Ayetel Kürsi’ler, Bereket dualarıyla. Başını secdeden kaldırmıyor ki. Abi seni ilerde ışıklarda indireyim. Haydarpaşa’da inecek yoksa kısa yoldan gideceğim. Dolmuştakilerden ses çıkmadı. Zeynep içten içe kızıyordu kendisine. Annem boşuna demezmiş, adamın boyuna posuna değil de duruşuna bakacaksın diye. Şu meymenetsiz herifin uğursuz bakışlarına bak. Yiyecek gibi…. Gözlerini yumdu o an. Kafasının içindeki cenk bitseydi, sanki koca bir ağrı saplandı başına.  Dikiz aynasındaki o iki gözü unutmak istedi. Dolmuş sarsılarak ilerlerken dışardaki koca koca yapıların karşısında iyice ufaldığını hissetti. Nasıl da pis pis sırıtıyor sarı çıyan suratlı, arkadaşı konuşurken. Herifin yancısı işte. Burak gerinip rahatlamaya çalıştı. Tutulmuş her yanım. Bu külüstürle yolda kalacağız en sonunda.Orta kapıdan kaçarcasına indiğinde aniden hareket eden dolmuşun bıraktığı egzoz dumanı genzini yaktı. İnerken camdaki yazıya gözü ilişmişti. “Sil Baştan Başlamak Gerek Bazen” yazıyordu. Ne özlü sözler meraklısı adammışsın zibidi. Erkek değil misiniz hepinizin köküne kibrit suyu.  Gökte bulutlar kirli pamuk balyaları gibi içiçe girmişti Haydarpaşa’nın üzerinde. Sokağın köşesinden yokuş yola saptığında omzu düşük yürüdüğünü fark etti. Ağlayası geldi bir an. Ürktü bu halinden.  Sırtını dikleştirdi. Saatine baktı. Ofise geç kalmamıştı neyse ki. Yağmur da dindi. İyiyim iyi.

Fotoğraf: https://www.kisa.link/LSvE

Erinç Büyükaşık
Erinç Büyükaşık

Diğer Yazıları



BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR