Eren’in Kadrajı / Tayfun Eren Şenel

 

                Bu ay yeni çıkan filmlerle devam edeyim dedim ve isminden etkilenerek bir film açtım. Fakat şunu söylemeliyim ki sadece sizin için devam edip bitirdim. “Jüpiter Yükseliyor”dan bahsediyorum.

                Filmin ismi güzel geliyor insana. Uzayla ilgili değişik bir fantastik bilim kurgu olabileceğine inandırıyor insanı. Gerçi hata bende bu sefer, fragman izlemedim. Sakın sizde ismine kapılıp izlemeyin, güvenin bana. Film bittiğinde “Yükselmesin o Jüpiter!” diyeceksiniz siz de çünkü.

               Filmin teknik olan kısmını hemen anlatıp geçmek istiyorum. Sıradan düşük bütçeli bir Amerikan filmi diyebilirsiniz ya da bütçe çok yanlış harcanmış… Orası size kalmış. Çünkü filmde öyle abartılacak bir kurgu yok. Ünlü oyuncularla çekilmiş sıradan bir Hollywood yapımı.

                Fakat iş kurgusuna gelince burada epeyce diyeceklerim var. İnsan açıp da bilim kurgu izlemek isterken 90’lı yıllar pembe dizisinin içine düşer mi? Ben düştüm. İlk başta güzel bir heyecan verdiler sonra oturtup entrika izlettiler. Kızı uzaya alıp götürüp taht kavgalarında dönen bir oyunun içine bıraktılar. Neydi, nereden geldi, nasıl oldu, her şey muamma. İçinde gizli, çözülmeyi bekleyen bir çatışma yok. Merakla beklediğiniz bir sonuç yok. Zaten o kadar gereksiz bir yere bağlandı ki film, hayatımdan boş yere giden iki saatime oturup iki saat de ben üzüldüm.

                Neyse, emeğe saygı diyerek konusundan bahsedeyim. Film, farklı milletlerden olan iki insandan olma Jüpiter adlı kızın, aslında başka bir gezegende kraliçe olduğunu öğrenmesini anlatıyor. Bunun etrafında filmi çevirmek istemişler. Fakat kız tekrar eski ve sıkıcı bulduğu hayata mutlu dönünce de hayal kırıklığı yaratmışlar. Filmi izlerseniz ne demek istediğimi anlayacaksınız. İlle de izlemek isteyenlere iyi seyirler.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.