Ebelemece / Cavit Arslan

Küçükken en sevdiğim oyundu: “Ebelemece”. Ortada ebelik diye bir şey vardı. Sürekli birinden diğerine geçerdi. Aldığın ebeliği birisine vermek için kendinden geçercesine koşmak güzeldi. Keşke ebelediğin de başkasının peşine düşmese… Şu ebelik her neyse iki kişide aynı anda olmuyordu.

Oktay’ın peşimde dolandığını hatırlıyorum. Bir türlü yakamdan düşmüyor. Bana küçüklüğümde oynadığım ebelemeceyi hatırlatıyor. İyi, hoş ama boş bir çocuk. Çünkü içim ona boş. Özgür öyle mi? Yanımda aldığı nefes sanki benim ciğerlerimi dolduruyor. Ruhum bedenimle, bedenim ruhumla sarmaş dolaş oluyor. Konuşmaya başladığında tüm hücrelerim “Hazır ol!” komutuna geçiyor. Ah! Bir de beni görse, ona karşı duygularımı fark etse…

Görmesine görecek ama Arzu denen kız olmasa. Özgür’e dönüp baksa içim yanmayacak. Belki ateşim sönecek. Teselli bulacağım. Onun gözü kimde? Kim bilir? Bir erkek, bir kız ilerleyen sıraya bakıyorum. Gerçi bu sırayı bozanlar da olmuyor değil. Keşke bir oyunbozan olsaydım. O zaman kabul edilmemeyi daha kolay sindirebilirdim.

Arzu’nun subay babasının tayini de çıkmadı gitti. Bir gitse, Özgür arkasını döndüğünde orada olacağım. Zaman, o anı beklemekle geçiyor. Oktay’ı, ne olur ne olmazlarda mı bekletiyorum? Yoksa bana yapılana karşı hissettiğim merhametten mi? Düşüncelerin girdabında zamanın akışını durduramıyorum.

Vakit sabahtan öğleye dolanıyordu. Arzu gitti. Özgür arkaya dönüp bakmadı bile. İlk nefesi, bizi dünyaya getiren ebenin ebelemesiyle almaya başlıyoruz. Son ebenin yaptıkları da bu nefesin acısını öğretiyor.  Ebelemece çok sıkıcı bir oyundu. Oynamayı bıraktım.

İnsan dediğin oyun oynamadan duramıyor. Hayat mı oyun yoksa oyunlar mı hayatın kendisi. Bir oyun bittiğinde hemen yeni bir oyuna başlıyoruz. Ruhumuzdaki çocuğu durdurabilmek imkânsız.

Yeni bir oyun ararken körebe oynamaya başladım. Gözüme bağladığım mendille dolaşıyorum. Bu defa el değip çekmek yok. Yakaladığımı bırakmayacağım. Gözüm kapalı ama içimdeki resmi arıyorum. Oyunun kurallarında buna izin var mı? Yoksa ben hile mi yapıyorum? Tuttuğum ebeyi bırakmadım. Kör olmayı da beceremedim. Açtığım gözlerim aradığımı görmeyince bu oyundan da vazgeçtim. Yeni ebeyi de kendimi de azat ettim.

Akşam vakti yaklaştı. Oyun oynanmadan da zaman geçmiyor. Bu defa saklambaç oynamaya başladım. Ebeden saklanan. Ebelenmek istemeyen. Ebe beni görürse bu defa ondan hızlı koşup kaleye ulaşmam gerek. Kaleye ulaşmak da, ulaşamadığımda aldığım ebeliği başkasına satmak da gönlüme ağır geliyor.  Saklandığım çukurda beni arayan, bulmak isteyen ebeyi izliyorum. Akşam ezanının okunmasını bekliyorum. Annemin beni çağırmasını istiyorum. Bir daha yeni bir oyuna başlamak istemiyorum.

2 Yorum Ebelemece / Cavit Arslan

  1. Cavit Aslan kardeşim güzel bir hikaye yazmışsın tebrik ederim. Yaşanmışlığı kelimelere dökerek çocukça oyunları kaleme dokmussün. Aslında bize hayatın bir oyun olduğunu anlatmışsın.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*