Düşünen Adam / Muzaffer Candaner

Ben Murat Deniz.  “İlk Tren”  Dergisi mensubuyum… Burada, önce getir-götür işlerine bakıyordum… Şimdiki statüm:  “Yazan”  Henüz gencim… Çok çalışıyorum… Hedeflerim var:  Önce “Yazar”  olacağım… Sonra  “Başyazar”    

Ancak bütün gayretlerime rağmen; Genel Yayın Yönetmeninin baskılarından kurtulamıyorum.  

Geçen gün odasına çağırdı… Önce, her zaman olduğu gibi 5N 1K dersleri verdi…  Devamında, itiraf edeyim ki; anlamlı bulduğum bir öğüdü vardı:  “Araştır ve düşün”  Diyordu… Sonra yine  “Yazı gönder-Yazı gönder”  sözleriyle başımın etini yemeğe başladı.    

Bütün gün,  “Ne yazacağım?”  Diye stresteydim… Akşam dönüşte dalgınlıktan neredeyse Metronun kapısına sıkışacaktım.

Bekâr evimin penceresiz ve loş odasına çekildim… Yatağıma sırtüstü uzanıp, ellerimi ensemde kilitledim… Genel Yayın Yönetmenimin dediğini yapmaya;  gözlerim kapalı  “düşünmeye”  başladım…  Düşündükçe, düşündüm.     

Herkes bir şeyler yazabilirdi… Fakat ben farklı, çok farklısını başarmalıydım… Tüm zamanlarda hiç yazılmamış bir konu ve bu güne kadar hiç söylenmemiş sözleri aramaktaydım. Bunların kalmış olacağından emin değildim… Lakin bulmak için beynimi zorladıkça zorlamaktaydım… Bu trans durumu sabaha dek sürdü.   

Gözlerimi hafifçe araladığımda; çatı katının tavanında bir delik açıldığını, buradan yumuşak ve beyaz bir ışığın üstüme süzüldüğünü hissettim…  İçime huzur, beynime istediğim doğrultuda onlarca fikir doluşmaya başladı…  “Aydınlanmaktaydım”  

Kalktım. Keyifle tıraş, duş, hafif müzik eşliğinde kahvaltı yaptım… Portmantodan aldığım paltomu giydim, şapkamı taktım… Çıktım.

Asık suratlı olduğumu biliyordum… Buna rağmen yakışıklılığımın teyidi için asansördeki aynaya müracaat ettim. Aynada: Başında şapka yerine koca bir HUNİ ve aşırı mutluluktan muzipçe sırıtan BEN ile karşılaşınca neredeyse küçük dilimi yutacaktım.  

Ancak şaşkınlığım kısa sürdü… Zira o ışığı ve aydınlanmayı hatırladığımda; olayları çözümlemekteydim.  Ben, yine bendim… Çevre, aynı çevre idi…  Fakat bu günden itibaren artık farklı bir boyutta yaşamaya başladığımı anlamıştım. Huni, bu durumun simgesiydi.   

Kafam biraz karışıktı…  Odaklanamıyordum… Savrulup duran sürüyle tasarının dökümünü yapmalıydım. Adlandıramadığım o kadar çok şey (!) vardı ki; bunun için fazlaca kâğıt gerekliydi…  “Yetmez bile” diyerek,  beş paket A-4 alıp, dergiye yollandım.

İçimdeki ses:  “Bekle Beni Genel Yayın Yönetmeni… Geliyorum!”  Diye bağırmaktaydı.

  

7 Yorum Düşünen Adam / Muzaffer Candaner

  1. Haluk Ecevit, sayesinde tanıştığım geminizde sizin kamaraniza da uğrayacağım ayda biri kesin… Merakla bekliyoruz..

  2. Haluk Ecevit, sayesinde tanıştığım geminizde sizin kamaranıza da uğrayacağım ayda bir, o kesin… Merakla bekliyoruz..

  3. Hepimizin geçtiği yollar gibi, o delirme ve delirememe hali, biraz daha devam etsin Murat’ın gazetedeki karmaşasını görmek istedim. Muzaffer Bey kaleminize sağlık.

    • İlginize teşekkür ederim Değerli Gizem B.
      Birkaç yıl önce, yönetimden izin alıp, Adana Ruh Sağlığı Hastanesi bahçesinde; orada görevli doktor arkadaşımın seçtiği bir hasta ile sohbetim etmiştim…
      Bu görüşme sonrasında doktor arkadaşa (Biraz latife de olsa): “Acaba içerdekiler mi, yoksa dışardakiler mi daha zeki?” Diye sorduğumu hatırlıyorum.
      Selamlarımla…

  4. Sevgili Muzaffer Bey,
    Her ay “acaba bu ay ne yazacak” diyerek merakla bekliyorum yazdıklarınızı. Güzelliklerin devamını diliyorum, emeğinize ve kaleminize sağlık.
    Saygıyla…

    • Değerli Munise Hanım,
      Teşekkür ederim… Memnuniyetimi belirtmek isterim.
      Motive oldum… Güzel duygular yaşattınız bana.
      Selam ve sevgilerimle…

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.