Deli Necla / Meral Şahin

İlk görev yerim olan okuluma saçımı ilk kez toplayarak geldim. Bu şekilde kendimi pek rahat hissetmiyordum. Saçımı hep salık kullanırdım. Başımın iki tarafından omuzlarıma dökülen saçlarımın  yüzümdeki  kusurları  kapattığını düşünürdüm. Özellikle yanağımda,  kulağımın hemen önünde bulunan koyu kahverengi, bir parmak izi büyüklüğündeki lekeyi. O yüzden bırakın saçlarımı toplamayı, kulak arkası bile yapmazdım. ‘’Erken kalkabilseydim saçlarımı yıkayabilir, saçlarımın yağını gizlemek için toplamak zorunda kalmazdım, yer yarılsa içine girsem.’’ diye düşünerek girdim okulun kapısından içeri.

‘’Günaydın! Öğretmenim.’’

‘’Günaydın!’’

‘’Bedene çıkcaz mı öğretmenim?’’

‘’Hava güzel olursa tabi ki.’’

Bu selamlaşma cümlelerini birçok kez kullandım. Zor bir gündü. Son ders, oyuna çıkıncaya kadar gün hiç bitmeyecek zannettim. Bahçede çocuklara oyun kurup onları izlerken duvardan bizi izleyen kadını gördüm. ‘’Bugün bir sen eksiktin, sen de geldin tamam oldu.’’ dedim, kendi kendime. Bu kadını daha önce de görmüştüm.  Çocuklardan birinin akrabasıdır, diye düşünmüştüm ama hiçbir çocukla konuştuğunu da görmedim. İçimden kimin nesi acaba, diye geçirirken birden çocuklardan birine sormak geldi aklıma. Ahmet, cin gibi çocuk, biliyordur mutlaka. Hem onun annesi çok gezer. Bilmese de duymuştur.

‘’Ahmet! ‘’

‘’Efendim öğretmenim.’’

‘’Duvarın üstünden bakan kadını görüyor musun? Beyaz saçları yanlardan iki örgülü, yeşil elbiseli, üstü başı özensiz, tuhaf bakışlı kadını.’’

Eliyle o tarafı işaret ederek, ‘’ Şu kadın, elinde sopası, boynunda ip olan. Gördüm öğretmenim!’’

‘’Kim o kadın?’’

‘’Deli Necla, öğretmenim. Bizim mahallede evinde kedileriyle yaşar.’’

‘’Kimi kimsesi yok mu?’’

‘’Kedilerinden başka kimsesi yok. Kimseyle konuşmaz. Dağ, bayır gezer öğretmenim.’’

‘’Bir de şey öğretmenim.’’

‘’Ne?’’

‘’Kızarsınız, söyleyemem öğretmenim.’’

‘’Bir de ne oğlum?’’

‘’Eskiden orospuluk edermiş,  ‘Yollu Necla’ derlermiş. Anam konuşurken duydum öğretmenim.’’

‘’…”

‘’Çok eskiden, deli değilmiş. Onun bir çocuğu olmuş. Bir gün bebeğini sarıp sarmalayıp gitmiş. Uzun süre gelmemiş. Döndüğünde çocuğu yokmuş. İşte o günden sonra böyle deli olmuş öğretmenim.’’

Ders zili çalar çalmaz fırlayıp çıktım okuldan. Bir an önce eve gidip, saçımı yıkayacaktım. Hızlı hızlı giderken Deli Necla’nın beni takip ettiğini fark ettim. Onun hakkında konuştuğumu anladı herhalde. Belki de onun için peşimde. Deli kadın, ne yapacağı belli olmaz. Zararı dokunur, diye çok korktum.

Daha sonraki günlerde yine okulun çevresinde gördüm onu. Birkaç kişiye sordum. Bugüne kadar kimseye zarar vermemiş. Öylece bakarmış sadece. Sonra gidermiş. Yine de içim tam olarak rahatlamadı.  Ta ki yavru bir kedi ile kapıya gelip, konuşmadan, yüzüme uzun uzun bakıp, bir hediye paketi gibi boynuna kırmızı kurdela bağladığı kediyi elime verdiği güne kadar.  Bir teşekkür bile edemeden gitti.

Daha sonraki günlerde yine karşılaştık. Aramızda bakışmaktan ileri gitmeyen, sözsüz bir iletişim vardı. Bakıştığımız günlerden birinde, diğer yarısı bende olan kolyeyi gördüğüm gün, Deli Necla’nın benim için sıradan bir deliden daha fazlası olduğunu anladım. Kuruma bırakıldığım gün kundağımda olan eşyalarla onun kapısına gittim. Ayağımın altında dolanan bir sürü kediye basmamaya dikkat ederek içeri girdim. Başımın iki yanından omuzlarıma dökülen saçlarımı kulaklarımın arkasına kıstırdı. Kulağımın önündeki  lekeye dokundu.

Hayat yolunda yürürken bırakılan izler ve tesadüfler aramızdaki bağı güçlendirdi.

Fotoğraf: https://www.kisa.link/LcpY

 

 

2 Yorum Deli Necla / Meral Şahin

  1. Gönülden tebrikler… Çok az sayıda sözcükle ustaca örülmüş; çarpıcı bir yaşam öyküsü okudum.
    Selamlar, saygılar.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.