garip
garip
garip

Deja Vu / Emine Ebru

reklam
01 Ağustos 2019 0

Kararsızlığı alışkanlık haline getiren mevsimler ve kayan iklim kuşakları sebebiyle serin bir sabahtı. Kendiliğinden büyüyen sarmal ağaçların ihtişamlı zirvelerinden vuran ışık gibi dalgalıydı gözüme gelen güneş. Umudumu yitirmediğim, anlamını kavradığım o günün başlangıcında aldığım her nefes tatlı bir gülümseme olarak sirayet ediyordu yüzüme. Bu şehirden gitmeden, başka bir yerde yeni bir başlangıç yapmadan önce kendi imtihanlarımı gözden geçirmenin vaktiydi.

İnsan, en çok kendi hayatını tanıyor. Bir kabuk oluşturuyor, onun içinde saklanıyor. Yalnızlığın, başkalaşmanın evrelerini yaşıyor. Sıkılmıyor-muş gibi yapıyor, mutluymuş gibi… Kuyruğunu dik tutma çabasınagiriyor, gülücükler atarak poz veriyor fotoğraflarda. İçeride oluşan basınç güngeliyor kabuğu çatlatıyor. Yorgun bir beden, yıpranmış bir suretle kabuğundançıktığında ise hasretini çektiği farklı bir iklime, yitirdiği özgürlüğübulmaya, sıcak bir kalbe doğru gitmek istiyor.

Bir döngüden sonra anlam arıyor her şeyde. Dağılan bulutların ardından güneşin daha güzel göründüğü ortaya çıkıyor. Artık kendine anlattıklarının yerini, hayatın sana anlattıkları alıyor. Zaman daha çabuk geçiyor. İnsanlar değil, doğa ve hayvanlar çağırıyor. Zeytin ağaçlarından gelen bahar yeli aşina olduğun esintiye benzemiyor. Tünediğin yerden havalanıp yükseğe, daha yükseğe, en güzele, en iyiye gitme isteği kalmıyor. Bulunduğun durumdaki huzurunu korumak daha cazip geliyor. Belki de gücün sadece buna yetiyor. Bazı şeylerin hayali gerçeğinden daha güzel geliyor. Bitmemiş bir hikayeye nokta konulmuyor.

Yaşadığım bu an, öyle bir an, hafızamın oynadığı bir oyun. Beynimizin sağ lobu ile sol lobunun ufacık bir zaman farkı ile çalışması sonucu birinin diğerinden önce algılaması ve geç algılayan tarafın o anı daha önce yaşamışsın gibi hissettirmesi. Bu kısa devre gösteriyor ki yaşadığım an, şimdiden ibaret, belki de yarım salise farkla hissettiğim tüm duygular şimdide yaşanıyor.

Ben bu anı defalarca yaşamadım belki ama defalarca düşündüm. Hep aynı yerde tökezlediğimi, aynı basamakta teklediğimi gördüm. Döndüm durdum aynı anaforda.

Büyük travmalar yaşamadığınız sürece hep aynı kalırsınız. Zaaflarınız, seçimleriniz, kararlarınız benzerolduğu sürece sayar durursunuz yerinizde. Farklı başlasa da aynı biter. Ve sonra, bir yerde bir yanlış var ama nerede durumları. İsyan, tesadüfler zinciri, çöküş, yine isyan. Yani aslında yaşadığım bu an, daha önce yaşamış gibi gördüğüm bu an, geçmiş anlarda görülmüş şekliyle olası gelecekten ibaret.Geleceğe giden yolu izlemenin bir şekli, geçmişten bir anın geleceğini belirlemesi. Hayatımızın sonunda göreceğimizi sandığımız tünelin sonundaki ışıkbelki de doğarken gördüğümüz ışıktır ve ağlayarak dünyaya gelmemiz geçmiş yaşantımızın gözümüzün önünden film şeridi gibi geçip gitmesindendir. Kimbilir?

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.