Dayanışma / Kerem Yıldız (17 Yaş)

 

 

Fazıl camın kenarındaki divana oturmuş dışarıda kartopu oynayan çocukları seyrediyordu. “Nasıl da heyecanlılar, yaşamın tadını çıkarıyorlar,” diye düşündü. Keşke kendisi de yürüyüp koşabilse, kartopu oynasa, ayakları üşüseydi. Başını çevirip ayaklarının yerindeki boşluğa baktı. Aklı kuş olup uçtu ve dört yıl önce yaptıkları kaza anına kondu.

Her taraf kan gölü gibiydi. Annesi ve babası bu kan gölünün içinde kıpırtısız yatıyordu. Etrafta telaşlı insanlar koşturuyor, sirenler, polis düdükleri, ambulans sesleri birbirine karışıyordu. Kendisi arabanın içinde sıkışmıştı. Acılar içinde kıvranmasına rağmen olanları görebiliyordu.

Anne ve babasından kalan son görüntüydü bu. Kendisini hastaneye kaldırmışlar, iki bacağını da kesmişlerdi. Anlamıştı aslında Fazıl anne ve babasının ziyarete gelmeme nedenlerini ama hep aklından kovmuştu o kötü düşünceyi. Akrabaları da onu ikna etmek için kendisi gibi hastanede olduklarını, iyileşince geleceklerini söyleyerek avutmak istemişlerdi Fazıl’ı.

Yeniden camdan dışarı çevirdi bakışlarını. Derin derin iç geçirdi. Bahçedeki çocuklar gibi koşup oynarken hayal etti kendini. Yüzüne çarpan ve burnunu kanatan kartopu için kızmadı oyun arkadaşlarına. Sonra o da kocaman bir kartopu yapıp savurdu. Çocuklardan birinin başının üstünden geçip komşularının duvarında dağıldı.

Kazadan önce neşeli bir çocukken git gide içine kapanmıştı Fazıl. Hem yürüyemiyor olmasının hem de anne babasının acısı içinde biriktikçe birikiyor, Fazıl’ı camın önüne kondurulmuş kocaman bir taş yığınına çeviriyordu. Kendisini yalnız bırakmayan Ahmet ve Musa da olmasa ne yapardı? Her sabah gelirler, Fazıl’ı ağaçtan yaptıkları arabaya oturtur, büyük bir özenle okula götürür, akşamları da geri getirirlerdi. Yazın neyse de kışın çok zor oluyordu okul yolculuğu. Buna bir çözüm bulunmalıydı.

Musa bir gün televizyon izlerken mavi kapak projesini duydu, hemen Ahmet’e koştu. Duyduklarını anlattı. Ertesi gün okulda arkadaşlarına ve öğretmenlerine söyledi, onlardan destek istedi. Hep birlikte mavi kapak biriktirmeye başladılar. Ne kadar uğraşsalar da yeterli kapağı biriktiremiyorlardı.

Bir gün ders bitiminde Türkçe öğretmeni Musa’yı yanına çağırdı.

Mavi kapak toplama işi devam ediyor sanırım.

Devam ediyoruz ama hocam, yeterince kapak biriktiremiyoruz. Başka şeyler de bulmamız lazım.

-Musa, bu gayretiniz övülmeye değer. Evet haklısın kapakla bu sorunu çözümleyemeyiz. Kampanyayı genişletmeliyiz. Elbet biz öğretmenler de katkı sunacağız, ama halkı da katmalıyız bu çalışmalara. Bak, bir önerim var. Herkes ne yapmayı becerebiliyorsa onu yapsın.  Resim yapabilen resim yapsın, şiir yazabilen şiir yazsın ya da ezberlesin. Müzik aleti çalanlar var, onlar da birkaç parça çalışsın. Aileleriniz pasta- börek gibi yiyecekler hazırlasın. Kasabanın meydanında bir panayır yapalım. Gelenlere amacımızı anlatalım. Resimlerimizi sergileyelim, şiir okuyalım, müzik dinletisi yapalım. Ailelerimizden gelenleri de satışa sunalım, var mısınız? Öğrencileri sen organize et, görev dağılımlarını yap.

Musa sevinçten boynuna atladı öğretmeninin. Koşa koşa gitti arkadaşlarının yanına. Öğretmeninin önerisini anlattı. Herkes bir görev alıp çalışmaya başladı.

Fazıl’ın bütün bu gelişmelerden haberi yoktu. O yine her zaman olduğu gibi pencerenin kenarına oturmuş dışarıyı izliyordu. Neyse ki Türkçe öğretmeni ona seveceği kitaplar veriyordu da onları okuyordu. Sayısını bile unutmuştu okuduğu kitapların, ama birini unutması mümkün değildi. Sol Ayağım.  Dönüp dönüp kaç kere okumuştu Fazıl Sol Ayağım’ı. Hatta onu okudukça içindeki karanlığın azaldığını hissediyordu.

Çocuklar çalışmalarını son hızla sürdürüyor, kendilerine yeni yeni kapılar buluyor, buldukları her kapıyı çekinmeden çalıyorlardı. Zengin iş adamlarının adreslerini bulup onlara mektup yazmaya kadar vardırmışlardı işi. Hatta bunlardan biri kendilerine cevap vermiş, kampanyalarına katılma sözü vermişti.

Ahmet ve Musa bir gün dersten okul idaresine çağırıldıklarında ne olduğunu anlamadan müdür odasında buldular kendilerini. İçerde tanımadıkları bir adam vardı. Okul müdürü, “Özer Bey, arkadaşlarına tekerlekli sandalye almak için kampanya başlatan öğrencilerimiz Musa ve Ahmet” dediğinde kalpleri duracak gibi olmuştu. Demek Özer Bey gerçekten katkı sunacaktı. Çok mutlu olmuşlardı.

Günlerce çalıştılar. Hiç bıkmadılar, yorulmadılar. Sonunda hazırlıklar bitmiş, kasaba meydanında panayır başlamıştı. Ortadaki masaların üzeri yiyecek, içecek, hediyelik eşya, mutfak gereçleri ile doluydu. Her masanın başında iki öğrenci görevliydi. Öğretmenler de kendi aralarında görev dağılımı yapmış; masaları, resim sergisini, bir köşeye yerleşen şiir ve müzik gruplarını kontrol ediyorlardı.

Açılışı okul müdürü yaptı. Sonra Türkçe öğretmeni konuştu. Konuşmasının sonunda Musa ve Ahmet’i yanına çağırarak onlara teşekkür etti.

Sunuculuk yapan sınıf arkadaşları Aylin, kampanya çerçevesinde mektup yazılan iş adamlarından Özer Kaya’nın da etkinliğe katıldığını, konuşmasını yapmak üzere kendisini kürsüye çağırdığını söyledi.

Özer Kaya, Musa ve Ahmet’in kendisine yazdıkları mektuptan etkilendiğini, onları kutladığını, kendisinin de bu kampanyaya katılmaktan mutluluk duyduğunu söyledi. Musa ve Ahmet’e teşekkür etti.

Meydan hareketlenmiş, satışa sunulan ürünler kısa sürede bitmişti. Alışverişi bitirenler şiir ve müzik grubunun yanında soluğu alıyor, şiir ve müzik dinlemenin tadını çıkarıyor, oradan ayrılırken de yan taraftaki kutuya para atıyorlardı.

Etkinlik bitip eve döndüklerinde kimse kendini yorgun hissetmiyordu. Ahmet ve Musa da Fazıl’ın yanına gitmiş, anne-babası öldükten sonra Fazıl’ı sahiplenen, ona kendi oğlu gibi bakan halasının ikram ettiği börekleri afiyetle yemişlerdi.

Ertesi gün okuldan dönüşte Fazıl, iş adamı Özer Kaya’nın on yıl önce oğlunu bir trafik kazasında kaybettiğinden habersiz, kendisine armağan ettiği tekerlekli sandalye ile Musa ve Ahmet’in yanında eve doğru sevinçle ilerliyordu.  Öğretmenler ve okul müdürü de Özer Kaya’nın Fazıl’a eğitim yaşamı boyunca vereceği bursa seviniyor, panayırdan elde ettikleri gelirle kuracakları kütüphanenin planlarını yapıyorlardı.

 

 

Fotoğraf: https://bit.ly/2HeRyLP

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.