çocuksama / R’Ulaş Karakuş

 

 

ellerim, dizlerim, buğday benizli uçurtmalar uçuran yüzüm…

çocuksadım yine Siryam

bak dinle haykırışlarım bile çocukça

hayıflanma sakın.

 

dönmeseydi şutlarımız taş kalelerin direklerinden.

hava kararmaya yüz tuttuğunda

“haydi eve” diye naralar duymasaydık da

üç beş gol fazla atabilseydik hayata.

adımızı, çimentosu yeni atılmış duvar diplerine değil de

sokağın ortasına öylece koskocaman yazabilseydik.

 

hele ağaçlara dalarken bizi yakalamaya çalışan o huysuz ihtiyarlara

mülkiyet hakkının çocuklukta bir halta yaramadığını bağırabilseydik de

o zaman anlasaydı çocuğun haklı olduğunu.

 

misketlerimiz kadar çoktu umutlarımız da

bir de üttük mü herkesi

en zengini biz olurduk mahallenin.

şiştikçe şişerdi ceplerimiz,

cebimizde büyütürdük oysa umutlarımızı, misketlerimizle.

paylaşımcıydık da

sıkıldık mı “kapıışş!” yapardık, yüksekçe bir yerden.

 

velhasıl büyüdük

büyüyemeyenlerimiz de oldu.

ne esrik günlerden geçtik ah,

ürkekti yarınlar bir serçe kanadında

ve törpülendi devşirme geceler bugünlere.

büyüdük

büyüyoruz, yaşıyoruz işte.

 

acı veya tatlı bir hatıradır ömründe insanın, çocukluk

saklarsın saklarsın saklarsın

bazen bir kolyedir boynunda, bazen de bir yara…

 

 

 

2 Yorum çocuksama / R’Ulaş Karakuş

  1. “ürkekti yarınlar bir serçe kanadında
    ve törpülendi devşirme geceler bugünlere.” kaleminize sağlık hocam. Eski zaman çocuklarıyız biz. Sevgiler.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.