Çocuk, Bebek, Kedi, Anne/ Gönül Çatalcalı

“Uyumamıştır daha…” dedi kadın.

“Olsun,” dedi adam, “…küçüktür anlamaz.”

Kendi çocukluğuna yürüdü kadın, az gitti, uz gitmedi, hemen yakınındaydı. Sesler duydu, hırıltılar. Arka kapıdan çıkan biriyle sarhoş, küçük kahkahalı, ıslak öpüşme sesini, ön kapıdan uyku sersemi karşılanan adama mırıldanan tatsız, üşengeç, yorgun sesleri. İncecikti yorgan, sesler kıvrımlarında gizlendi, çoğaldı zaman içinde, diken oldu battı her yanına, yastığına yaş olup aktı, geceleri sıktığı dişlerinin gıcırtısına eklendi. Oyun oynadığı çocukların gözlerine bakamadı ertesi, hep ertesi günlerde. Neden olduğunu pek de anlamadan bakamadı.

“Ben de onun yaşlarındaydım,” dedi kadın, “Anlar.”

Adam kuvvetle sarıldı kadına, bütün geçmişini silindirden geçirmek için sarıldı.

“Nikâhlımsın…” dedi, “Aynı şey değil. Unut üvey annenin yaptıklarını artık. Hem… Kızınla aramızda kocaman bir oda var…”

“Duvarlar inceciktir çocuklara, kâğıt gibi. Geceler sesi saklar.”

Kendi çocukluğu geldi oturdu bu kez yanı başına, sarı alaca bir kedi ile. Kediye konuştu tüylerini sevdi, seslerden korunmak için onun mırıltılarını yükseltti kulaklarında. Kapılar usulca kapanır, usulca açılırken oldu bunlar. Sonra bir gece polisler doluştuğunda eve, kedinin ardına gizlendi, gözlerini yumdu sıkı sıkı. Dönüşsüz gidişe…  Bir daha o kadını hiç görmedi, hiç sormadı, büyükannesinin ilenmelerini duymak istemedi.

“O adamı özlüyor, biliyorum,” dedi kadın.

“Öz babası saysın beni, neyini eksik ediyorum? Benim de kızım o. Adam firar etti zaten memleketten.”

“En içte bir yerde saklanır babalar. Kendileri değil, hisleri. Seneler sonra babam dönüp geldiğinde yüzüne bakmak geçmedi içimden, ama o his… O bekleme hali…”

“Bir kadının yaptığına bak! ”diyordu büyükannesi halalarına fısıltıyla, “Önce dünya namuslusu gelinimi verdim toprağa onun yüzünden, sonra da oğlumu kaçırdım elimden. Gayrı dönmez buralara yüzünün karasıyla. Şu öksüz sabinin ne günahı vardı?”

Kedi hep yanındaydı. Alacası huzur verirdi.

Erkenden evlendirdiler onu, kediyi istemedi adam. Bu mekruhun ne işi var evimde? Nereye bırakılsa dönüp dönüp gelen Alaca, bir çuval içinde en uzak köylere götürüldü, kadının çocukluğu didik didik parçalandı ardından. Çıplak kaldı. Doğurduğu bebeğe verdi sevgisini sonra, bir ona. Adam Almanya’ya kaçtığında zengin bir kadının peşine takılıp, bekledi,  bekledi. Sonra çıkıp geldi adam, gözünde ne çocuk ne kadın; bir beyaz kâğıtta boşanma dilekçesi, ötekinde evin satışına rıza. İmzalamamak olmazdı, başına silah dayalıyken.

Bir çocuk ve bir kadın.

“Öyle değil mi ama…” dedi adam, “Babası bellesin beni bundan böyle.”

“Olacak, zamanla…” dedi kadın.

Öteki odada kız, üzerindeki kalın yorganın altında üşüyordu. Annesinin yatak odasından sessizce çıktığını duydu, yan odayı geçerek kendi kapısına gelip dinlediğini. Göğsünün bir inip bir kalktığını bile duydu. Gözlerinin yaşını bile gördü. Bez bebeğine sarıldı, gözlerini yumdu.

Oda kapısı açıldı, annesi tüy adımlarla yatağına geldi, yorganı hafifçe araladı. Mışıl mışıl uyuyordu çocuk, eğildi, yanağına dokundu, kokusunu çekti içine. Aynı sessizlikle çıktı odadan.

Yatağa sokuldu.

“Uyumuş mu?” diye fısıldadı adam.

“Hayır,” dedi kadın, “uyku taklidi yapıyor.”

“Yahu nerden bilecek şuncacık çocuk uyku taklidini?”

Kadının çocukluğu bu kez aralarına girdi oturdu. Adam şaşaladı, saçları darmadağındı küçük kızın, sımsıkı yumduğu gözleri şişmişti, elleriyle kulaklarını tıkıyordu. Kendini ittirdi aşağıya, yorganın altına kaydı, ayakuçlarına ilerledi, sonra kayboldu. Adam gözlerini ovuşturdu, kadına baktı.

“Ne zamana kadar devam edecek peki bu?”

“Senin sabrına bağlı, vereceğin güvene. Ürkütme onu, yaralı.”

“Tamam” dedi adam, “Hadi git, yanında uyu bu gece. Yarın ona oyuncaklar getireceğim. Parka da götürürüm.”

Kadın adama minnetle baktı.

“Fazla verme ama… İnanacağı kadar… Sahteyle gerçeği ayırt eder…” dedi.

Kalktı yataktan, kızının odasına gitti. Kapı açılınca şaşaladı çocuk. Bu kez duymamıştı! Ayağındaki bebeğini sallıyordu karanlıkta.

“Uyuyamadım…” dedi kadın, “Döndüm durdum… Çayı fazla kaçırdım akşam… Baban yarın işe gidecek. O uyusun bari. Üşüdüm de biraz. Hadi ısıt beni.”

Yorganın altında dört kişiydiler.

Çocuk, bebek, kedi, anne.  

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.