Çıplak Yüz / Nilgün Atar

Kadın öfkeyle kapıyı kapattı ve kendini dışarı attı. Yüreğinde mermiler, damarlarında mayınlar patlıyordu. Yüzünde kararlı bir ifadeyle durdu ve düşündü. Söylenecek en son söz söylenmişti artık geriye dönemezdi.

“Bölüne bölüne yaşıyoruz. Gör bak ne kalmış kendine. Dön de bir bak içine. Topla çıkar umutlardan umutsuzluğu. Say bak elde ne var” diye hiç durmadan söylenen iç sesini susturup karanlığı dinledi. Derin bir nefes aldı, ciğerleri yandı şehrin kokusundan. Tüm gücünü topladı, koşmaya başladı. Çıplak mıydı yoksa öyle mi hissediyordu? Korkuyor muydu yoksa çok mu cesurdu? Her soru cevapsızdı yuvarlandığı dipsiz uçurumda. Sorular adımlarını daha çok hızlandırdı, artık kanatlanmış uçuyordu. Evler, insanlar, ağaçlar, araçlar, alışkanlıklar, planlar, kurallar, sorumluluklar, aldanışlar ve saatler ardında kalıyordu. Ona ait olan her şeyden hızla uzaklaşıyordu. Dönüp bakmıyordu bile… Baksa belki vazgeçecek, geri dönecekti tekmelenmiş bir kedi gibi.

Şehrin gri, soğuk, acımasız gözleri üzerindeydi,  nefesi ensesinde bir sırtlandı bu şehir.. Dev gökdelenler ve gecekonduların pencereleri ışıksızdı. Yataklarında sırt sırta uyuyan bedenler rüyaların sınırlarını zorluyorlardı. ”Bir sabah olsa, gün doğsa” telaşı sinmişti yatak odalarına.

Gecenin soğuk koynunda soluk soluğa koşan kadın kendi rüzgârında titriyordu. “Bedenim değil, ruhum üşüyor” diye fısıldadı. Elini yüzüne götürdü tuhaf bir içgüdüyle. Tenine değmedi parmakları. Yüzü başkasınındı sanki.  Yüzündeki maskenin sert hatlarına takıldı elleri. Dehşetle ovaladı, çimdikledi. Çekip çıkardı,  sıyırıp attı yüzünden maskeyi. Başını çevirdi, arkasına baktı. Dehşetle dondu kaldı kadın. Ardında bıraktığı yol maskelerle doluydu. Gülen ağlayan, mutlu mutsuz, cesur korkak maskeler tepeleme yığılmıştı şehrin merkezinde…

Panik içinde nereye gittiğini bilmeden deli gibi koşuyordu şimdi. “ Ey özgürlüğüm nerdesin” diye haykırdı, şehrin sokaklarında yankılanan sesini tanıyamadı.  Elleri korkuyla yüzüne gitti tekrar. Ürperdi. Teninin sıcaklığını hissedemiyordu.. İşte bir maske daha…

“Tanrım bu bir kâbus, soyunamıyorum kendimden. Biri beni uyandırsın bu karabasandan” diye bağırdı, elindeki maskeyi fırlattı attı. Altından bir daha, bir daha, bir daha… “İşte bu sonuncusu olmalı” diye tırmaladı, kazıdı suratını. Kolları yoruldu, dizlerinin bağı çözüldü, yere çömeldi.

 “Seni bekliyordum” dedi tok sesli bir adam gecenin içinden.

Kadın başını kaldırdı, canı acımış bir çocuk gibi “ yüzüm” diye inledi. “ Yüzümde ne var”

Çok güzel bir kadın var. Bu sensin.

“ Hayır söyle, nasıl bir maske var yüzümde”.

“İnan bana, bu sensin, gerçeksin, çıplaksın, özgürsün.”

“Bir ayna bulmalıyım. Kendimi görmek istiyorum.”

Adam bileklerinden tuttuğu kadını sarsarak “ korkma artık, gözlerime bak, sevgimin ışığı ayna olsun sana.” dedi.

Kadın başını çevirdi. Karanlıkta parlayan o gözlerde kendini görmeye çekiniyordu. Ellerini kurtarmaya çalıştı, parmakları acıdı.

-“Bırak gideyim. Kendi gerçeğimi bulmam lazım.”

-“Senin gerçeğin benim. Gidemezsin.”

Son bir gayretle ellerini çekip kurtardı, ayağa kalktı. Çok üşüyordu. Ardına bakmadan koşmaya devam etti.

“ Yine karşılaşacağız” diye bağırdı adam sevgi dolu bir sesle. Kadının yere attığı maskeyi aldı. Elindeki maske beyaz tenli mavi gözlü naif bir kadın yüzüydü. Gözyaşları sızıyordu maskeden, elleri ıslandı adamın. Çömeldiği yerden yavaş yavaş kalktı adam. Gölgesi kadının kaybolduğu yola doğru uzandı, uzadı gitti.

Resim galerisinde kimseler kalmamıştı. “Maskeli Kadın” tablosunun karşısında ne zamandır duruyordu farkında değildi. Kilometrelerce koşmuş gibi yorgun hissediyordu kendini. Tabloya hemen o an sahip olmak istedi kadın. Mavi gözleri ışıldadı, dudaklarında geniş bir gülümseme görevliye doğru yürüdü ve “Maskeli Kadın” resmini gösterdi.

2 Yorum Çıplak Yüz / Nilgün Atar

  1. “Yüzündeki maskenin sert hatlarına takıldı elleri. Dehşetle ovaladı, çimdikledi. Çekip çıkardı, sıyırıp attı yüzünden maskeyi. Başını çevirdi, arkasına baktı. Dehşetle dondu kaldı kadın. Ardında bıraktığı yol maskelerle doluydu. Gülen ağlayan, mutlu mutsuz, cesur korkak maskeler tepeleme yığılmıştı şehrin merkezinde…”
    Maske imgesi çok hoş olmuş. Son paragrafla birleşince daha bir anlamlı.
    Emeğinize sağlık.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.