Çeyizimdeki Yastık / Mehmet Şen

Eski bir köy evinde, hani babanızın resminin yanına, ölünce annenizin resminin asıldığı, anılarla yüklü bir duvar vardır. Ölümlerle birlikte çoğalan resimlerin altında, paslı bir çivinin ucunda soluk bir ayna durur. İşte o aynanın içinde ölmekte olan kadın benim.

Ben; Sıdıka Yener. Ellili yaşlarda, zayıf, orta boylu, emekli bir halkla ilişkiler müdiresi. Bu evde, bu köhne odada ne işim olabilir?

Yıllar sonra bu köye gelişime bir anlam veremeyenler, “miras meselesi” deyip kestirip atacaklar belki. “Bunca sene ekip biçtiğim tarlaları ona mı kaptırayım” diyen kardeşimin veya “gözünü toprak doyursun” diyen yengemin işlediği bir cinayetin maktulü sanacaklar. Ben, deniz kokusunu son kez içime çekip gözlerimi yumduğumda baş ucumda biriken kadınlar, perukla gizlediğim kelliğimi, kesilen göğüslerimin yerindeki boşluğu ve yara izlerini gördüklerinde, acıyacaklar … Hoca Efendi “Merhumeyi nasıl bilirdiniz?” diye sorduğunda “İyi biliriz” diye haykıracak sahtekâr kalabalıklar. Umurumda değil.

Bütün telaşlarımı geride bıraktım. Ne itiş kakış ne makyaj ne miras derdi. Gittikçe artan ağrılarım, canımı yakmıyor artık. Siz yatalak, zavallı bir kadın görseniz de aynada içimde bir kız çocuğu dans ediyor. Ben burada çocukluğum kadar masum, gençliğim kadar güzelim.

Babamın resminin yanına, ölünce annemin resminin de asıldığı o duvara benimkini asarlar mı bilmem ama, resimlerin altındaki o aynanın içindeyim.  İlkokul yıllarımdayım. Annem, saçlarımı örüyor o aynanın karşısında. Sonra babam gelip oturuyor sedire, elinde tespih, başında kasketiyle.Ve bir kış günü, camın buğusuna bir kalp çiziyorum. Çiziyor ve siliyorum kimse görmeden. Bir kuş konuyor pencerenin önüne…Bir oğlan çocuğu dil çıkarıyor. Pencere önündeki sardunyalar, annemin bahçeye astığı çivit kokulu çamaşırlar, gelip geçen meraklı teyzelerin bakışları… Hepsi birer birer akıp geçiyor aynadan.

O aynada, bir hayalin içindeyim.  Şimdi açık penceremden süzülen rüzgarla salınan bir tül görünüyor. Ayaklarıma değiyor ucu. Pencerenin altında, çiçek desenli örtüsüyle basit bir sedirde, evimdeyim. Başımın altında annemin, çeyizim için elleriyle işlediği kanaviçeli uzun bir yastık. Aynı annemin kolları gibi beyaz, sıcak ve yumuşacık. En sevdiğim elbisemi… etekleri uçuşan o uzun kollu yeşil elbisemi de giydim. Hazırım.

Annem, babam, çocukluğum, ilk aşklarım sarıp sarmalarken benliğimi, yüzümde bir tebessümle ayrılıyorum aranızdan. Ne zaman öleceğimi kendim belirleyemesem de nasıl ve nerede öleceğimi bilmenin huzuru içindeyim.  Elli iki yıldır bir türlü kullanacak bir yer bulamadığım o yastıkta, sonsuz bir uykuya dalarken, cansız kolu sedirden sarkan mutlu bir kadından başka ne görüyorsun aynada?        

       Biri gelip, uğursuzluktur diye örtse de o aynayı, sırrım sizde saklıdır. Buraya ölmek için geldiğimi eninde sonunda herkes bilecek. Ama sizden başkası öğrenemeyecek neden ölmek için buraya geldiğimi.

4 Yorum Çeyizimdeki Yastık / Mehmet Şen

  1. Emeğinize sağlık.
    ” Biri gelip, uğursuzluktur diye örtse de o aynayı, sırrım sizde saklıdır. Buraya ölmek için geldiğimi eninde sonunda herkes bilecek. Ama sizden başkası öğrenemeyecek neden ölmek için buraya geldiğimi.”
    Artık sır olmaktan çıktı dönüş nedeni.
    Yeni yılda yeni öykülerde bulusmak,bu işlek kalemden ve yaratıcı zekadan nice güzel öyküler okumak mutluluğuyla.

  2. ÇOK ÇEKİCİ, ÇOK İÇTEN BİR YAZI.UZUN ZAMANDIR BENİ BÖYLE ÇOCUKLUĞUMA GÖTÜREN YAZIYA RASTLAMAMIŞTIM.ACELEDEN GÖZ ATIP ÇIKACAKKEN ,YAPIŞIP KALDIM.İÇİN BURKULDU.AH O ÇEYİZİMİZDEKİ UZUN YASTIKLAR, ANNEMİN İŞLEDİĞİ GÜZEL KILIFLAR SİZİ KULLANMAYA ZAMANIM OLMADAN BIRAKIP GİDECEĞİM. TEK TESELLİM ONLARI DEFALARCA BÜYÜK SALONLARDA SERGİLEMİŞ OLMAM.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.