Cesur Prens Berk / Kaan Cevizözü (13 Yaş )

Bir varmış gitmiş, hemen iki gelmiş. Sonra iki gidince üç gelmiş ama çok durmamış, hemen gitmiş. Dört gelince beş de gelmiş bu yüzden dört gitmiş. Beş en sonunda kalmaya karar verince, başlamış masal.

Diyarların birinde Berk Prens adında kısa saçlı, uzun boylu, yakışıklı mı yakışıklı, yiğit mi yiğit, herkesin çok beğendiği bir prens varmış. Bu prensin kral olan babası, tedavisi ve ilacı olmayan, onu ölüme sürükleyen bir hastalığa yakalanmış ve ölümle burun buruna gelmiş. Babasının bu halini gören Prens Berk çok üzülüyormuş ve yüreği sızlıyormuş. Kral ölmek üzere olduğunu anlayınca en sonunda oğlunu odasına çağırmış ve konuşmaya başlamış:

-Oğlum ben yaşlandım ve yolun sonuna geldim. Bu yüzden şimdi kulağını dört aç ve beni iyi dinle. Senden tek bir isteğim var, o da anneni bulman. Annen aslında beş başlı yılanlar tarafından kaçırılmıştı. Onu binlerce kez bizzat ben giderek kurtarmaya, ellerinden almaya çalıştım ancak çok güçlü yaratıklar oldukları için beceremedim. Senden isteğim anneni dağdaki mağarada saklayan beş başlı yılanların elinden alman. Bunu yapmanı çok istiyorum çünkü anneni on yıldır görmüyorsun. Anneni bulursan onu asla bırakma ve bu sözlerimi ona da anlat ki onu hiç önemsemediğimi zannetmesin. Seni çok seviyorum oğlum. Şimdi gidebilirsin. Dediklerimi yapmayı unutma, demiş.

Dört gün sonra kral gözlerini hayata yummuş. Oğlu Prens Berk çok üzülmüş ancak babasının dedikleri aklına gelince gidip kılıcını, çantasını ve tüm eşyalarını hazırlayıp saraydan ayrılmış.

Dağa doğru giderken önce karşısına sevimli mi sevimli bir yavru köpek çıkmış ve Prens Berk ondan çok hoşlanmış, onu çok sevmiş. Bu yüzden onu alıp yoluna devam etmeye karar vermiş. Bir müddet sonra köpek aniden korkup kaçmış. Prens Berk köpeğin neden kaçtığını merak etmiş. Sağa bakmış, yok. Sola bakmış yok. Sonra, ileriye doğru bir bakış atmış ve attığına neredeyse pişman olmuş. Karşısında kocaman karanlık bir mağara görmüş. Bu mağara babasının ölmeden önce bahsettiği mağaranın aynısıymış. Prens Berk çok heyecanlanmış ancak korkusu ağır basıyormuş. Bu da onun çok kötü hissetmesine neden olmuş. Prens Berk babasının sözlerini hatırlayınca mağaraya girmeye karar vermiş.

Mağarada onu ilk olarak sarkan örümcek ağları ve her an düşecek gibi duran iri kayalar karşılamış. İçeri girince kocaman beş başlı yılanın orda olduğunu görmüş. Ancak çok büyük bir terslik varmış o da annesinin orda olmamasıymış. O sırada birden beş başlı yılan bağırmaya başlamış:

-O gelen de kim öyle? Buraya gelmeye kim cesaret ediyor?

Prens Berk hemen kılıcını çekip yılanın bacaklarının arasından geçerek bir kılıç darbesiyle yılanın beş başını birden kesmiş. Bunu yaptığına kendisi bile inanamamış. Bu kadar kolay olmasına o da şaşırmış. Daha sonra bütün yılanları öldürdüğünü sanan Prens Berk, karşısında birden beş başlı iki yılan daha görmüş. Prens Berk bir tanesini öldürürken, diğer yılanın hemen arkasında olduğunu fark edememiş. O yılan tam Prens Berk’i midesine indirecekken arkadaşları Akif ve Ahmet gelmiş, yılanı kılıçlarıyla kesmişler. Prens Berk çok şaşkınmış çünkü annesini bulmaya giderken kimseye haber vermemiş. Epey sonra anlaşılmış ki Akif ve Ahmet’e kaybolduğunu zannettiği yavru köpek haber vermiş. Prens Berk köpeği kucağına alıp okşamış.

Köpek kucağından iner inmez havlamaya başlamış. Beni takip edin der gibi durup havlıyor, sonra koşmaya devam ediyormuş. Böylece mağaranın içlerine doğru ilerlemeye başlamışlar. Yarım saat yürüdükten sonra elleri bağlı bir kadın görmüşler. Annesi Prens Berk’i görür görmez tanımış. Ellerini çözüp onu kurtarmışlar.  Prens Berk, babasına verdiği sözü tutmuş olduğu için gururluymuş. Ana oğul birbirine sarılmış ve on yıllık hasretin sona ermesini kutlamak üzere mağaradan çıkıp, dağdan inmişler.

4 Yorum Cesur Prens Berk / Kaan Cevizözü (13 Yaş )

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.