ümraniye escortkadıköy escortataşehir escort

sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Cenk Kolçak: “Şiir benim direnişim ve tek örgütlülüğümdür. Bu yüzden şiiri seçtim. Her zaman bu direnişi de koruyacağım.”

01 Mayıs 2019 0

Bu sayımızda, çok değerli konuğumuz Şair Cenk Kolçak yer alıyor. Akbabalar Çağında adlı şiir kitabıyla rotamızı oluşturup şiirle nasıl yolunun keşiştiğinden, poetikasından, İsmet Özel’den ve şiir dünyasından bahsettik. Bu keyifli söyleşi ile siz kıymetli okur, yazarları başbaşa bırakıyoruz.

Deniz ZEYBEK: Şiirle yolun nasıl kesişti?


Cenk KOLÇAK: Şiirle yolumun kesişmesi uzun yıllara dayanıyor. Özellikle bir okur olarak. Bu deryaya bir damla olarak dalışımı söylersem; aslında bir çocuğu sevmekle, bir çiçeği sulamakla başladı. Bir anlam arayışıyla başlamıştı okuduklarımdan ziyade. Bundan sonrasında ise şiirin bilincine varmakla başladı. Onlar birbirine teyellenmişti aslında geriye yazmak kaldı. Tabii ki bunu her zaman okuyarak destekledim. Şiiri seçişimin de bir yolu var: hem dış okumalarım hem edebiyat içindeki okumalarım genellikle şiirdi. Hayat görüşü olarak bir yaşam arayışında olan bir kişi olarak şiiri kendime bir direniş olarak seçtim. Şiir benim direnişimdir diyebiliyorum bugünlerde ve tek örgütlülüğümdür hayata karşı duruşum bağlamında. Bu yüzden şiiri seçtim. Her zaman bu direnişi de koruyacağım.

DZ: Kitaba gelelim: “Akbabalar Çağında” burada yaşadığımız çağa gönderme seziyorum. Akbaba biz miyiz? Bu bir metafor mu?


CK: Önce bizi leş haline getirip sonra da yiyen anlamında ve evet kesinlikle metafor. İçinde bulunduğumuz eril, totaliter düzene ve bu akbabalara karşı her zaman bir direniş göstereceğim. Kaleme aldığım şeyler hep bununla ilgili olacak. Sesimi her zaman yükselteceğim. Bunun üzerinden kullandığım bir metafor aslında. Umarım bunu gerçekleştirebilmişimdir.

DZ: Şiire yeni başladığın dönemde senin için şiir ne demekti? Kitabın çıktıktan sonra şiir poetikan değişti mi?


CK: Değişmedi. Çünkü hayata bakışım ve düşüncem de değişmedi. Aksine daha da güçlendi; daha çok okudum, daha çok yazmaya vakit ayırdım. Kaleme ilk aldığım dizelerde de şu anki poetika mevcuttu.

DZ: Şiir, okuruna fikir verir mi?


CK: Kesinlikle! Dar olan bir çerçeveyi genişletebilir. Yeni bir şey öğrenebilirsiniz. Yeni bir fikirle çıkabilirsiniz. Biz dizelerin altını çizeriz. Oradan illa ki bir şey aldığımız için çizeriz. Belki sözcük hoşumuza gider belki estetiği belki de bir yerde alıntılamak isteriz. Çünkü ben şiirleri yazarken bir fikirle bir duyguyla yazdım. O yüzden bunun da yansımasını görmek isterim.

DZ: Şiirlerini yaşanmışlık, hissediş ve bunları usla birleştirip mi yazdın?


CK: Yazınsal alanda yapılan sanatlar bir oyun alanı. İstediğimiz atı koşturabiliriz. Bunu çok dar çerçevede yapmak var geniş çerçevede yapmak var. Yaşanmışlıklar tabii ki var. Ben şu konuda da iddialıyım: Yazdıklarımı sadece pencere arkasında masaya oturup onları tasavvur ederek yazmadım. O hareketlerin içinde bulundum, şahit olduğum olaylar oldu. Sokaktan seslendim. Bir yazarın, şairin özellikle bir sanatçının aslında iyi bir gözlemci olması gerekiyor. Çünkü birilerinin yaşamını konu alıyoruz.

DZ: “Dinerse yurdumun üstündeki bu gözyaşı/Bir düş kuracağım o zaman” dizelerinin altını çizmişim. Cenk KOLÇAK şu an düş kuruyor mu? Yoksa yurdun üstündeki gözyaşının dinmesini mi bekliyor?


CK: Aslında dindirmeyi de bekliyorum. Bu sadece bir kurtarıcının gelmesini beklemek değil bir kıvılcım, kibrit çakımı olarak görmek istiyorum kendimi. Ben bunu umudu büyük olan çocuklara, annelere, aslında hepimize söylemek istiyorum. Dinerse yurdumun üstündeki bu gözyaşı/Bir düş kuracağım o zaman derken yani merak etmeyin, örneğin Cumartesi Anneleri’ne; ben bunun savaşını vereceğim, siz kendinizi koruyun çünkü bir gün kapınızı bizler çalacağız. Kapılarınızı sokağa rahatça açabileceksiniz anlamında söylemek istedim. Her zaman şuna inanırım: Önüne geçilmeyecek bir olayla karşılaşıldığında bile yaşamdan bir anlam çıkartabiliriz. Bunu unutmamamız gerekiyor. Biz bu anlamın peşine düşmeliyiz. Büyük umutsuzluk benim literatürümde, gece yatışımda, sabah kalkışımda yok. Hiçbir zaman da olmayacak.

DZ: Kitapta İsmet ÖZEL’in “Üç Frenk Havası” adlı şiirinden de alıntı var. İsmet ÖZEL’in ideolojisini, sonraki tutumu tartışılır ama şairliğine eleştiri pek yapılmaz. Sen ne düşünüyorsun?


CK: Tabii ki bir İsmet ÖZEL gerçeği var. Ama şiir nezdinde var. İdeoloji görüş ve karakter olarak yok. Benim bu “Semt” bölümüne girişte orada deniyor ki: “Çünkü başka insanların ölümü, en gizli mesleğidir hepimizin.” Neden İsmet ÖZEL epigrafı yapıyorsun? İdeolojiniz farklı gibi eleştirilerle karşılaştım. Ama dediğim gibi şairliği başkadır. İsmet ÖZEL benim için en iyi ölüm dizelerini yazan insandır. Ben buraya en çok yakışan dizelerin bu olduğunu saptadım. Semt şiirimde özellikle bahsettiğim sokaklar; gerek gezi, gerek Suruç, etnik kültür, azınlıkların dışlanması, trans cinayeti… Bu iki dizenin öncesinde de bir dizesi var İsmet ÖZEL’in “Bize ne demeyiz başka insanların ölümünden.” Ben de bize ne, bana ne demediğimi göstermek adına böyle bir giriş yapmak istedim.

DZ: Bir de Feronia bölümü var…


CK: “Başkalaşan Semt” bölümünden bir şiirim. Burada biraz sevda giriyor işin içine ama ben çok da sevda şairi olmayaraktan ülke meselelerini yine ele alıyorum tabii ki. Feronia da aslında bizi terk eden ve benim beklediğim bir kişilik aslında. Roma mitolojisinde doğa tanrıçası. Bizi her nerede bıraktıysa geri geleceğine inanıyorum. Ahmet ERHAN’ın çok sevdiğim dizelerindendir şu: “Çiçek sadece bir çiçek olarak duruyor önümde, doğanın bir kanıtı olarak değil.” Feronia’yı ne zaman okusam Ahmet ERHAN zaten benim yapmak istediğimi özetlemiş diyorum.

*Deniz Zeybek’in Deniz Mağarası adlı radyo programından söyleşi formatına aktarılmıştır.

Deniz Zeybek
Deniz Zeybek

Diğer Yazıları

3 Şubat 1998’de karlı bir sabaha uyandım. İstanbul Üniversitesi Gazetecilik bölümü öğrencisiyim. Toplumun sorunlarını sorumluluğumda hisseden bir varlığım yani. İnsanlar havai fişek patlattı; bedenim yara aldı, kalbimin kuşları öldü. Acıyı hissettim, edebiyatta şifamı aradım…


BENZER KONULAR
YORUM YAZ