Bir Notanın Yolculuğu / Büşra Nur Kayabaşlı

Yaşlı adam tavan arasında bulduğu gramofonu eline aldı ve titreyen elleriyle üzerindeki tozları sildi. İçinde taş bir plak vardı. Gramofonu birkaç kez çevirip serbest bıraktı. Kol birkaç kez dönecek gibi olduysa da olduğu yerde kalmıştı.

Yaşlı adam başını iki yana sallayıp gramofonu çürümeye yüz tutmuş bir sehpanın üzerine bıraktı. O sırada kol hafifçe döndü ve plağın içinden küçük bir nota havaya fırladı. Korkuyla etrafına bakıyordu. Yıllarca uyuduğu uykudan onu uyandıran da kimdi? Etrafına bakınırken ilerideki yaşlı adamı gördü. Toz içindeki eşyaları temizleyen adamın kulağına girmesi gerekiyordu. Görevi buydu ama o kadar yorgundu ki, bunu yapamadı ve cam kenarına oturup gözlerini kapattı.

Gözlerini açtığında çimlerin üzerindeydi ve sırılsıklamdı. Yağmur yağıyordu. Gözlerini kısıp uyuyakaldığı pencereye baktı. Çok yukarıdaydı ama bir görevi vardı. Ne olursa olsun o yaşlı adamın kulağına girmeliydi.

Yerden kalkıp uçmaya çalıştı. Ne yazık ki yerinden hareket dahi edemiyordu. Düştüğünde bir yerine bir şey olmuş olmalıydı. Görevini yerine getirememe korkusuyla birkaç dakika daha uğraştı. Olmuyordu. Derin bir nefes alıp küçük adımlarla yürümeye başladı. Ne olursa olsun görev yerine gelecekti.

Saatlerce yürüdü ancak daha eve bile ulaşamamıştı. Ayakları ve adımları çok küçüktü. Yorulmuştu. Hava soğuk olduğu için çok üşüyor ve sürekli titriyordu. Ama görevi her şeyden önemliydi.

Birkaç saat daha yürüdü. Artık yağmur dinmişti ve hava kararıyordu. Nota biraz uçmaya çalıştı ve sonra tekrar yürümeye devam etti. Böyle devam ederse sabaha kadar eve ulaşabilirdi.

Aniden esen sert bir rüzgar onu havaya uçurup bilmediği bir yere doğru sürüklemeye başladı. Notanın küçük bedeni rüzgara karşı koyamıyordu. Kısık gözleriyle giderek uzaklaştığı eve baktı. Bir an ailesinin ona öğrettiği şeyler geçti gözünün önünden. “Ne olursa olsun görevini yerine getirmelisin.” demişti babası. Bugüne kadar hep o görevi yerine getirmişti. Ama şimdi uzaklaşıyordu. Bir anlık kararlılıkla kaşlarını çattı. İsterse dünyanın öbür ucuna sürüklesin bu rüzgar onu, yine de bulacaktı o yaşlı adamı.

Sert bir duvara çarparak durabildi en sonunda. Rüzgar dinmiş ve ıslak bedeni kurumuştu. Hızla yere düşüyordu. Gözlerini kapatıp uçmaya çalıştı. Ve işte havadaydı! Yüzüne yayılan kocaman gülümseme etrafına bakınca kayboldu. Burası da neresiydi?

Bir o yana, bir bu yana uçtu. O evi göremiyordu. Kim bilir o rüzgar kendisini nerelere sürüklemişti? Bu kocaman dünyada kaybolmuş ufacık bir notaydı ve yapabileceği hiçbir şey yoktu.

Yağmurun tekrar yağmaya başladığını görünce hemen önüne çıkan ilk açık pencereye girdi. İçerisi sıcacıktı ve odanın her yeri rengarenk notalarla doluydu. Nota hayranlıkla piyano çalan adama baktı. Gözleri yarı açık, kulağına dolan notaların tadını çıkarıyordu. Yüzü düştü birden notanın. Acaba o yaşlı adamın kulağına girseydi, o da bu kadar mutlu olabilecek miydi? Tabii ki olacaktı ve onu mutlu etmek bu notanın göreviydi.

Nota camdan dışarı baktı baktı ve bir süre yağan yağmuru seyretti. Küçük bir çocuk da yanına gelmiş ve dışarı bakıyordu. Etraftaki notalar çocuğun kulağına giriyor ama çocuk bunu önemsemiyordu. Oysa o yaşlı adam kendisi gibi küçücük bir notayı bile duymaktan o kadar çok mutlu olurdu ki…

“İnsanlar hak etmedikleri kadar çok şeye sahip.” diye düşündü. “Ellerinde o kadar çok mutluluk sebebi var ama artık değerini bilmiyorlar.”

Yağmur diniyor ve tekrar gökyüzüne yükseliyor nota. Uçsuz bucaksız bir deniz görene kadar arıyor yaşlı adamı. Deniz, yanlış yolda olduğunu anlatıyor usulca notaya. Nota geriye dönecekken biraz ilerideki tekneyi görüyor. Yaşlı bir denizci, etrafında sayısız nota ve ahenkle sallanan baş. Nota, o yaşlı adam mutlu diye mutlu oluyor ve devam ediyor yoluna.

Günler geçiyor. Nota önüne çıkan her yere bakıyor. Uzaktan insanları izliyor, evlere girip çıkıyor, başka notalarla tanışıyor, içine hiçbir zaman en ufak bir yeis bile düşmüyordu. Biliyordu ki arayan herkes elbet bulurdu bir gün yolunu.

Kış gelmiş, sokaklar beyaza boyanmıştı. Nota hayatında ilk defa kar görmenin heyecanıyla sokaklarda geziyordu. Köşe başında gitar çalan birine saldıran serseri gençleri gördü. Gitar ortadan ikiye ayrılmış, az önce gitar çalan genç yaralı bir şekilde karlara yığılmıştı. Gözü, gitarın içinde yaşayan notaları aradı. Hiçbiri yoktu. Kendi zevki için o kadar notaya nasıl kıyıyordu ki insan? Oysa bir notanın bile önemi çok büyüktü. Oysa insanlar bunu bilmiyordu. Tek umursadıkları, kendileriydi…

Nota gökyüzüne doğru uçtu. Görmek istemiyordu artık bu insanları. Kendisi koskoca dünyada, bu insanlar kendi içinde kaybolmuştu. Kendisi küçücük bedeniyle koskoca dünyadaki ufak bir noktayı arıyordu, insanların ise kendilerini bulmaya dair en ufak bir çabaları yoktu.

Etrafına bakındı nota. Bir oraya uçtu, bir buraya uçtu. İçine düşen yeisten korktu. Ne yapacağını bilmez bir halde çırpındı durdu. Sonra aşağıda bir oraya, bir buraya giden kendi halindeki sayısız insana baktı. Gözleri dolmuştu. Kendini daha fazla tutamayıp hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladı.

İnsanlar oldukları yerde durup etraflarına bakındılar. Bu güzel müzik sesi de neyin nesiydi? Nereden geliyordu bu mucizevi ses? Sonsuz kadar dinleyebilirlerdi bu sesi. Hepsinin gözü bir anda gökyüzüne yükseldi. O anda ses kesilmişti.

Nota kendine bakan insanlardan korkuyla kaçtı. Gittiği yönü görmüyordu. İçindeki yeis yok olmuştu. Tek isteği, sadece kendini düşünen bu insanlardan uzaklaşmaktı.

Bedeni bir duvara çarptı ve usulca düştü karların arasına. Derin bir uykuya dalmıştı.

Gözlerini açtığında gördüğü manzara onu hayrete düşürmüştü. Yolculuğuna başladığı yerdeydi, yaşlı adamın bahçesindeydi. Sonunda aradığını bulmuştu.

Sevinç içinde düştüğü pencereye uçtu. Pencere hâlâ açıktı ve içeriye soğuk havayla birlikte kar taneleri doluyordu. Nota tavan arasının her köşesine baktı. Ne gramofon, ne de yaşlı adam oradaydı. Yerdeki kapının deliğinden girip tüm evi dolaşmaya başladı.

Salona girdiğinde gördüğü manzara onu mutlu etmeye yetmişti. Yaşlı adam şöminenin başına oturmuş, elindeki resme bakıyordu. O resimde yıllar önce ölen yaşlı kadın vardı. Yaşlı adamın yanındaki sehpada, tüm asaletiyle gramofon duruyordu.

Nota dalgın gözlerle gramofona baktı. Orada geçirdiği günler geçti gözlerinin önünden. Arkadaşlarıyla oturup saatlerce konuştuğu anlar… Dış dünyanın nasıl olduğunu hayal edişleri geldi aklına. Keşke hep hayallerindeki gibi kalsaydı. Keşke gerçek dünyayı görmeseydi.

Nota derin bir nefes alıp yaşlı adamın kulağına girdi ve içeride tatlı sesini ortaya çıkardı. Yaşlı adamın yüzünde bir tebessüm belirdi. Elindeki resmi okşadı ve diğer elini gramofona koydu. Eşinin en sevdiği şarkıdan bir parça çalıyordu beyninin içinde. Yaşlı adam ufak bir notayla mutlu oluyordu.

***

Böyledir işte insanlar. Kendilerini hiç tanımayan bir notanın gördüğü kadarlar. Kendilerini hiç tanımayan bir notanın iğrendiği kadarlar. Ellerinde o kadar çok mutluluk sebebi var ama mutlu olmanın ne demek olduğunu unutmuşlar. Kendi rahatları o kadar çok umurlarında ki başkasına zarar vermek üzere hep isteklerinin peşinden koşuyorlar. Kimse umurlarında değil. Dünyadaki en önemli varlık kendileri. Yenilenmiş dünya zevkleri esir almış onları. Tarihin güzellikleri yok olup gitmiş yeniler arasında. Oysa bir görseler eskilerden birkaç iz, ona hayranlıkla bakıyorlar. Sonra kendi isteklerine geri dönüyorlar. İnsanlar böyle işte. Ufacık bir notanın hayal kırıklığı…

4 Yorum Bir Notanın Yolculuğu / Büşra Nur Kayabaşlı

  1. Hikayen kopuk . Nota yurur mu ? Yorulur mu babasi fa mi do mu ?gorev veriyor felan kulagına gireceksin vs. Hadi olmayacak bir gerceklik icinde olan hikayeni gectim. sen de tam aktarmak istedigini verememiş olmalısınki aciklayaci bir paragrafla bitirmissin. 10 uzerinden 3 .

    • İnsanların yürümesine şaşırmıyorken, bir notanın yürümesine şaşırmak? Hem sanırım hayal dünyanız yok. Eğer olsaydı, bu sorgulamayı yapmazdınız.
      Yorumunuz için ve tek hayali yazmak olan bir kıza bu kadar güzel bir yorum yaparak destek olduğunuz için teşekkür ederim…

  2. Büşra Hikayen gayet hoş… Ayrıca hikaye adı üstünde ! Gerçek bişey değil anlmak isteyen de anladı bnce 😉

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*