garip
garip
garip

Bir Garip Yemek Menüsü/ Serkan Umut Öztürk

reklam
01 Kasım 2019 1

  Her öğleden sonra olduğu gibi güneş; çalışma odamın içine doğmuşcasına gözümü alıyordu. Sabah sporumu koruda yapıp, duşumu alıp, aşçının hazırladığı kahvaltıya oturmuştum. Onca yiyecekten bir tek omletimi yedikten sonra, günün gazetelerine göz gezdirmistim. Çalışma odamdaki hoparlöre basıp hizmetçimden sade bir kahve isteyip yeni projemizin planlarını önüme açmaya başladım. Bu proje şirketimize çok para kazandıracaktı. Babamın yıllar evvel, emek verip ufak bir müteahhitlikten orta halli devlet ihalelerini alan bir inşaat firması yaratması tabii ki bir başarıydı.Ancak İngiltere’de okulu bitirip bir kaç yıl çalıştıktan sonra  işlerin başına geçip şirketi büyütüp Türkiye’nin en büyük şirketi yapmak, hatta hatta yurt dışında da proje yapan bir hale getirmek de benim başarımdı.

      Babam her fırsatta şirketin büyümesinde aslan payının genel müdürümüz Tarık’ta olduğunu söylerdi.Tarık, iyi eğitim almış bir gençken; işe babamın başkanlık yaptığı yıllarda girmişti.Olmaz işleri olur yaparak, risk alıp, çözümler bularak, bazen de pis işlere bulaşarak yıllar içinde babamın sağ kolu olmuştu. Benim şirketin başında olduğum son on yılda babamın da onayı ve isteğiyle genel müdür olarak görev yapıyordu.Gözü karadır Tarık’ın.Büyük rant getirecek bir proje gördü mü düşünmeden atlar.Ben önüne kanun,kural,imar koydukça; o kuralları, kanunları çözeriz der.Ben riskleri gösterirken, hatta bazen çekinirken, o riskleri alır ve çözer.

      Biliyorum.Böyle anlatınca siz de her şeyi Tarık yapar sandınız, bu büyük şirketi büyüten Tarık diyorsunuz değil mi?Kimse bilmez anlamaz beni.Oysa ben başarılı olmuş anadolulu babanın dört çocuğundan iyi eğitim almış olan tek oğluyum.Her olmaz projeyi ,her yıkılan tarihi eseri , her kesilen ağacı meşrulaştıran asıl benim.Bir bilirkişi alırım yanıma veya bir siyasetçi, çıkarım televizyona projenin önemini anlattıkça anlatırım.Bir kaç da yurt dışından çarptırılmış örnek atarım ortaya veya hazırlanmış sorulara hazırlanmış cevaplarla bir röportaj veririm. Temizlerim herkesin vicdanını.Üç-beş bozuk ses çıkar onları da entel -dantel bunlar; ülkenin gelişmesini istemiyorlar diye yaftaladım mı pirüpak olur tüm vicdanlar.Durun durun ayak sesleri yaklaşıyor sonra konuşuruz bunları.

      Güneşle parıldayan odama elinde kahvemle hizmetçim girdi.”Kızım şöyle masaya bırakıver kahveyi. Demet Hanım nerede evde mi? “diye sordum.Evdeymiş. Akşamki yemek hazırlıkları için aşçıyı kontrol ediyormuş. Demet mi kim ? Demet benim güzel karım.İnce ,uzun esmer, kara saçlı, kara gözlü iki çocuğumun annesi. Demet’i çağırttım biraz sonra girdi içeri. Önümde açılmış ormanlık arazinin planlarıyla akşam ki misafirlerin önemini anlattım ona.Oysa Demet Tarık’ın verdiği yemek listesine takılmıştı.Israrla bu kadar önemli misafirlere niye böyle bir liste istendiğini soruyordu.Ben de bilmiyordum. Sadece Tarık’ın dediklerini yapalım gerisine karışmayalım diyebildim.Dönüp gitti Demet. Sanırım dediğimi yine kabul etmişti.Demet aklına yatmayan bir şeyi bir kere sorar bir daha da üstelemez.Zaten bizim evliliğimiz iki aile birleşsin, daha da kuvvetlensin diye yapılan bir anlaşma.Aşk, evliliğimizde hiç olmadı.

      Akşam olup kapı çaldığında; genelde yaptığımızın tersine, en güzel elbiselerimizle misafirleri karşılamaya çıktık.Önce, kapıyı açan hizmetçimizin şaşkınlıktan büyümüş gözlerini gördüm.Sonra da kapıda Tarık ve peşinde sıralanmış çifter çifter hayvanları.Demet de şok olmuş bana bakıyordu.Bir anlam veremedim Tarık gayet sakin ‘’Bay ve bayan ayı”diyerek bizi hayvanlarla tanıştırmaya başladı.İki ayı sakince yürüyerek hafif tebessümle önce benle sonra Demet ile tokalaşıp hizmetçinin rehberliğinde içeri girdiler.Aslında, donup kalmıştık ben de şaşkındım ama Tarık o kadar sakin ve ne yaptığını bilen bir şekilde hayvanlarla bizi tanıştırıyordu ki sanırım Tarık’ın bu hali bizi rahatlattı.‘’Bay ve bayan kurt, bay ve bayan tilki, bay ve bayan geyik, bay ve bayan porsuk,  bay ve bayan tavşan, bay ve bayan keklik’’ diyerek misafirleri tek tek tanıttı.Hepsi bir şekilde elimizi sıkıp içeri geçtiler.Son misafirler de içeri girerken Tarık’ı köşeye çekip olanları öğrenmek istedim.Tarık,bu ormanlık arazinin gerçek sahiplerini çağırdığını bu proje için onlardan izin alınması gerektiğini ve bir fikri olduğunu anlatmaya çalışıyordu. Dayanamadım.

-Tarık bunlar birbirini yer.

-Hayır, ortak çıkar olunca birbirine dokunmazlar Murat Bey.

-Bunlar o kadar ağaç kesilip, evlerinin betona dönmesine izin vermez.

-Merak etmeyin ben çözerim.

      Daha fazla ısrar etmedim.Dedim ya size ; olmazı olmaz yapar Tarık diye.Tarık, Demet, ben ve misafirler geçtik uzun masanin başına. Hizmetçiler yemekleri sırasıyla misafirlerin önüne koymaya başladılar.Ayıların önünde somon balıkları ,armutlar;tilkilerin önünde tavuk butları, bazı bitki kökleri;tavşanların önünde marullar,turplar; kısaca her çift hayvanın önünde bolca miktarda en sevdiği yiyecekler bulunmaktaydı.Tarık ayağa kalktı ve  ‘’ Sayın misafirler bildiğiniz gibi orman alanını biz aldık.Buraya yeni tesisler, alış-veriş merkezi ve evler yapmak istiyoruz ancak imara açılması için sizin onayınızı almak zorundayız.Merak etmeyin.Onay verirseniz size uygun bir hayvanat bahçesi yapacağız ve her gün bu yiyecekleri önünüze koyacağız’’ dediğinde tüm hayvanlardan farklı farklı sesler kulağımı tırmalıyordu.Etraf karışmış, hepsi ayağa kalkmış söyleniyordu.Tarık masaya yumruğunu vurdu, hepsi sustu. Ayağa kalkıp; sakin sakin konuşalım, önce habitatın en güçlüsü ayıdan başlayalım deyince, hepsi yerine oturdu. Ayılardan biri  benim anlamadığım bazı sesler çıkartarak bir kaç dakika konuştu.Tarık kısaca; ayının, hayvanat bahçesi fikrine aklının yatmadığını, ormanın onun vatanı olduğunu ve çıkmak istemediğini açıkladı.Sonra kurt ve tilki de kalkıp konuştular.Onlar da ayı ile aynı fikirdeydiler.Tavşan,keklik gibi hayvanlar gerek artan avcılardan, gerek azalan yiyeceklerden bu fikre sıcak baktıklarını Tarık’ın çevirmenliğinde belirtiyorlardı.Tarık; ayı ,kurt ve tilkiye dönerek bir şeyler söyledi.Ayı ve tilki cevap verirken kurt sessizdi.Kurt sessizliğini bozup, masadan eşini de alıp kalktı.Tarık hizmetçilerden kurtlara kapıya kadar eşlik etmelerini isterken, ben ve Demet neler olduğunu anlayamıyorduk. Tarık masaya dönüp ayı ,kurt ve tilkinin yiyecek haklarını daha da  arttırdığını ancak kurdun bunu dahi kabul etmeyip masadan kalktığını bize açıkladı.Bir anda olaylar nasıl bu hale gelmişti ? Evimdekiler kimdi ?Projeyi alıp imar sorununu çözebilecek miydik ? Bu düşünceler aklımdan geçerken acı acı çalan telefonun sesine, önümde ormanlık arazinin planıyla uyandım. Masamın üstündeki telefona uzanıp ekranında Tarık yazısını görür görmez telefonu açtım. Tarık’ın sesi neşeli ve kendinden emindi. Ormanlık araziyle ilgili imar sorununu çözdüğünü ancak verilmesi gereken üç milyon dolarlık daha rüşvet çıktığını belirtip onay istemekteydi. Bu proje için önemsiz bir ayrıntı olduğunu söyleyip gerekeni yapmasını istedim.Tam telefonu kapatırken aklıma geldi.Tarık şu projenin içine ufak bir hayvanat bahçesi de koyalım dedim.Tarık fikrin ne kadar mükemmel olduğunu AVM ye gelen ailelerin hayvanat bahçesine de girip para harcayacağını anlatırken, telefonu kapatıp, koltuktan kalktım  ve çalışma odamın balkon kapısını açtım. Ağaçlar arasından güneş batmakta, kuşlar günün son şarkılarını söylemekteyken, hafifçe esen rüzgar üstümden süzülüp geçti.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
PINAR YILDIZ

Günümüzün yansıması 😞

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.