garip
garip
garip

Bir Acayip Aşk / Ertuğrul Kaya

reklam
01 Ağustos 2019 2

Tarih nice aşıklara sahne olmuştur. Kimi mutlu kimi mutsuz sonla bitmiştir. Dilden dile anlatıla gelen de olmuştur, unutulup giden de. Ama biri var ki kimse bilmez. Deli Hamit’in aşkını. Deli Hamit, Osmaniye’nin Toprakkale ilçesinin uzak köylerinden birindendir. Lakin köyünde durduğu çok azdır. Hamit köy köy gezer. İlçe merkezinde, civar ilçelerde, köylerde, yol boylarında… Yaz kış üzerinden çıkarmadığı siyah takım elbisesi, beyaz gömleği, kırmızı kravatıyla dağları, tepeleri, yolları arşınlar.

Hamit’in Osmaniye’nin işlek kavşaklarının birinin ortasına dikili olan fıstıkçı kız heykeline aşık olduğunu kimse bilmez. Hamit, Osmaniye’ye her geldiğinde gözlerini, bir elinde içi yer fıstığı dolu sepeti, öbür elinde yer fıstığı destesini tutup uzaklara bakan baştan ayağa simsiyah boyalı olan fıstıkçı kız heykelinden ayıramaz. Deli Hamit kim bilir hangi gözle görür, hayran hayran bakar heykele.

Köylerinden şehre giden köy minibüsünün şoförünü türlü şirinliklerle ikna edip kendisini Osmaniye’ye götürtür, şehrin girişindeki kavşağa yaklaştıkça heyecanlanır, sevincini minibüsün içindeki yolculara da belli etmek için heykeli işaret eder, fakat ne söylediği anlaşılmazdı. Şoför onu yol kenarında indirir indirmez Hamit, koşarak heykelin dibine gelir, fıstıkçı kız için dağlardan topladığı kır çiçeklerini heykelin ayaklarına sererdi. Kuş pisliklerini eliyle temizler, içten içe kuşlara öfkelenir, sonra kendi kendine söylenmeye başlardı. Bu sırada araçlarıyla kavşaktan gelip geçenler iyi giyimli bu meczubun ne yaptığını anlamaya çalışır, kısa bir süre onu incelerlerdi. Bu acayip aşk hikayesini anlamak kolay değildi. Hamit yağmur, sıcak demeden heykele anlatacağı her neydiyse anlatır, sonra gözleri geride yürür giderdi.

Hamit’in üstü başı gününe göre bazen ıslak, bazen tozlu olurdu. Bu yüzden onu aracına alan pek nadirdi. Bazen onu tanıyan yakın köylerden bir kamyonet onu kamyonetin kasasında gideceği yöne doğru yolculuk yapmasına ses çıkarmazdı. Hamit, çoğu zaman tarlalar arasından, dere kenarlarından, sazlıklar içinden yata kalka gideceği yere varırdı. Kimi görse dili döndüğünce anlatırdı fıstıkçı kızın ahvalini.

Zaman bilmez meczup unuturdu bir zaman fıstıkçı kızı, sanki daha dün yanından gelmiş gibi. Yıllar geçer, Hamit’in ağarmadık saçı sakalı kalmaz. Fakat o, hiç yaşlanmayan fıstıkçı kız için yine dağlardan türlü çiçekler toplar; dereler, tepeler aşar; hiç eksilmeyen bir sadakatle yollara düşerdi.

BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Anonim

Yaşar Kemal’deki kurgunun naifliği ile efsane coşkusunun birleşimi geldi. Kaleminize sağlık.

    Avatar
    Ertuğrul Kaya

    Teşekkür ederim. Ne mutlu o zaman.

YAZARLAR
Hüseyin Opruklu
Bilgi yok.