sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Berk Ful / Siyahtan Daha Siyah

01 Haziran 2019 0

Su gibi sessiz ilerliyordu yalnızlık, istikâmeti bedenim değil, ruhumdu. İlmek ilmek işleniyordu ruhuma, kör düğümlerle bağlanıyordu yakama ve farkına bile varamadan boğuyordu beni. Evvelden insan ölümüne şahitlik eden yalnızca silahlardı. Silahlar şimdilerde mermisiz ve daha zararlıydı, yalnızlıktı adı silahın, kurşunları matemdi.

Siyahtan daha siyah bir renk olsaymış tam da benim ruhum; yalnızlığın tercümesi olacakmış gibiydi, ne kadar koyulaşırsa o kadar anlatabilirdi duygularımı. Ne kadar derinleşirse ruhumdaki cerahat, o kadar tuz basardı insanlar, yoruldukça kaybolmazdı ama fazlası intihara teşebbüs sayılan ilaçlar bile kurtaramazdı.

Ruhumdan oluk oluk akan kanlar sürükledi beni banyo yapmaya, ama insanın ruhu kanayınca nasıl başlayacak arınmaya, yalnızlıktan başlasam mesela; beni onun gibi kabullenecek gerçek bir başka duygu daha yok ki…

Kalbimin eridiğine şahidim ben hem de tüm güzel duygularımla beraber. Güneşte kalmış bir buzun erimesine benzemezdi ki hislerin erimesi, bir orman yangınından kalan küllere benzeyebilirdi. İnsanların sende görmeyi arzuladığı şeyleri, göremedikleri zaman seni tanıma zahmetine girmeden önyargılarını kullanmalarıyla eşdeğerdi belki de kalbin erimesi.

Yalnızlığımdan bana kalan yıllanmış kelimelerdi çoğu zaman, asla dile getiremediklerimin şahitliklerini üstlenmekteydiler. Mürekkep darbelerinden kâğıda sızan ve oraya hapsolan sıvı, kâğıttan kurtulmak için “kaçmak” kelimesini, eyleme dönüştürmezdi hiçbir zaman, işte insan da böyleydi ya, yalnızlıktan nasıl kaçarım? diye hiç düşünmezdi.

Virgüllerde dinlenir yalnızlığım, tamamlamazdı matemimi noktayla. Yalnızlık, ondan kurtulacağım son yüklemin sonuna noktalı virgül koyarak bağladı yeniden beni kendine, kalbimden… Bir ağacın, toprak altındaki en derin köküydü yalnızlık kalbimde, söküp atması ziyadesiyle zordu.

Farkına varmadan yola adımını attığında ve yolu yarılamışken ansızın bir arabanın son sürat üzerine doğru geldiğini fark edip paniğe kapıldığında sana tanınan birkaç dakikada akar ya hani gözlerinin önünden yaşamın. İsteyerek veya istemeyerek işlediğin günahlar, en mutlu olduğun anlar, ağlamaktan gözlerinin şiştiği zamanlar, gülmekten nefes alamadığın eskiler ve daha niceleri sığar o birkaç dakikaya. Belki de hayatının hiçbir evresinde böylesine tezat duyguları, böylesine kısa bir zamanda yaşayamazsın yahut düşleyip, hissedemezsin. Araba bedenine temas ettikten sonrasıysa, o an için hangi duyguyu daha yoğun yaşadığın kadar meçhuldür.

Yalnızlığın notaları çalarken beynimde, insanlar mutluluk naraları saçıyordu etrafa. Herkesin içinde bir herkes olmadığım için belki de kendi dünyamın yalnızıydım. Yalnızlıktı oyun bahçem, en güzel günlerimi geçirirken bana eşlik eden oyuncaklardı.

Gün, aydın değil bana; karanlık. Siyah, sanki kendi renginden istifa etmişte asilliğini yüceltmek maksadıyla daha da koyulaşmış gibi. Siyahtan daha siyah bir renk olmuş gibi işte. Hem benim başım yastıkta değil ki yasta! Mutluluk ruhumun uçurumundan atladığı için yasta, kör bıçaklarda köreldiği için sevgi kelebeklerim, yasta! Siyaha çalınmasa ruhum daha koyu bir renge çalınacağı için yasta! Yastıkta geçmez matemler zaten, yalnızlıkta matemdir bir nevi, yasta geçer, tüm güzel duygular için yasta!..

Fotoğraf: https://www.kisa.link/LSvE



BENZER KONULAR
YORUM YAZ

YAZARLAR