Basamak/ Meral Şahin

       On üçüncü kata çıkmak için asansörün düğmesine bastım. Bir süre bekledim. Asansör gelmeyince bozuk olduğunu gördüm. Hem şaşırdım, hem onca basamağı nasıl çıkacağımı düşündüm. Bozuk olduğunu hiç görmemiştim. Sadece bakım yapıldığı zamanlarda devre dışı kalırdı. Basamaklara yöneldim. Neyse ki  yeterli zaman var. Yetişirim yetişmesine de bir bardak çay içmeye, gazetelere bakıp biraz soluklanmaya zaman kalmayacak ona üzüldüm. Alışkanlıklarımın dışına çıkmak pek kolay olmuyor. Hep mesai başlamadan en az yarım saat önce gelirim.

       Basamakları ağır ağır çıkmaya başladım. Her işte bir hayır vardır derler ya. Bugünlerde terfi bekliyorum. Bizim müdür istifa etti. Başka bir şirketten teklif almış. Onun yerine geçecek en uygun kişi olduğumu düşünüyorum. Müdür yapmak için benden daha iyisini mi bulacaklar? Şirkette işi benden daha iyi bilen yok. Herkes, eski müdür bile bana sorardı. ‘’Bu durumda, sen olsan ne yapardın? Satın alma bölümünde hesaplar tutmamış, bir bakıver.’’ diye. Hatta diğer bölümlere de baktığım günler olurdu.  İzin almayı bırak bir gün bile geç kalmamışımdır.

      Basamakları bir bir çıkarken çocukluğumda merdivene çıkışım geldi aklıma. Evin tepesine çıkmak için kullandığımız, basamakları çivilerle tutturulmuş ahşap merdiven. Annem evin çatısına biber patlıcan sermek için kullanırdı. Onunla birlikte ben de çıkardım. O zaman da yükseklere çıkmayı, etrafa tepeden bakmayı  severdim. Annem beni yanına çağırır, ‘’Oğlum, önceki serdiklerimizi karıştır, karıştır ki iyi kurusunlar.’’ derdi. Ben de aldığım görevi titizlikle yerine getirirdim. Bu işler benden sorulurdu. Ta o zamandan belliydi benim çalışkanlığım, bir gün iyi bir mevkiye geleceğim. Çıkardım çıkmasına da bir türlü aşağı inemezdim. Annem ayaklarımı sıkı sıkı tutar, güç bela indirirdi beni.

      Akşama asansörü çalışır duruma getirseler de, çıktığım gibi inmek zorunda kalmasam. Bir elimle basamakların yanındaki kenarlıkları tutup biraz soluklandım. Eh, kolay değil onca kata tırmanmak. Müdür olmak da öyle. O her gün hesapları tutturamayan alık oğlan olacak değil ya. Sırf bilgisayardan iyi anlıyor, teknik işleri yapıyor diye. Ekrana bakmaktan aklı uçmuş, gözleri bozulmuş çocuğun. Bence sürekli hata yapması da ondan. İyi göremiyor. İki lafı bir araya getiremez. Selam vermekten aciz. Bizim patron hep demez mi, ‘’ Bizim işte en önemli şey iletişim.’’ diye.  

     Daha yarısına bile gelmedim. Böyle iyi oldu. Sabah sporu insanı zinde tutar. Yalnız Emir’in iletişimi iyidir. Biraz serseri  ruhludur ama sohbeti güzeldir. Yemeyi, içmeyi, gezmeyi sever. Girdiği ortamı neşelendirir, esprilidir. O da dağınık çalışır, masasının üstü çarşamba pazarı gibidir. Her gece bir yerlerde, uyumuyor ki. Onun için de  her gün geç kalır. Bu güne kadar erken geldiğini gören olmamıştır.

      Nalan, çok dakiktir. Zamanında gelir, zamanında gider. O bu basamakları bir solukta çıkar. Düzenli olarak spora gidiyormuş. Spor yaptığı her halinden belli. Allah sahibine bağışlasın, güzel kız.  Her şeyden işine yarayacak kadar anlar. Öğrenmeye pek meraklıdır. Onun da dedikodusu var. Ondan alıp ona götürür. Atla arpayı dövüştürür cinsten. Müdür olsa taraf tutar, adil davranamaz.

      Geriye bir tek Şaheste kalıyor. İçlerinde en tehlikelisi o. Şirkette organizasyonlar ondan sorulur. Kimin doğum günü varmış, Birisi ev mi almış, birisinin çocuğu mu olmuş takip eder, nişan, düğün işlerine o bakar. Hemen para toplar, hediyeyi alır, yemek, piknik ayarlar. İş desen, eh işte, idare eder. Yalnız bir şeyi isterse altından girer üstünden çıkar, elde eder. Geçen gün Nalan’dan duydum. Patronun odasına girdi mi çıkmak bilmiyormuş. Günahı boynuna.

      Nerdeyse geldim. Mesaiye az kaldı. Geçen gün hep beraber kahvaltıdaydık. İş ortamının dışında etkinlik iyi oluyor. Enerjimiz yükseliyor. Patron, beni övdü, çalışmalarımdan dolayı herkesin içinde teşekkür etti. Bence bu göreve en uygun olan kişi benim. Bütün özelliklerim tutuyor. Bu yetki en aklı başında olana verilmeli. Zaten dün üstüme kuş pislemişti. Uğur getirir derler. Bugün asansörün kullanılamaması da iyiye işaret. Terfi edeceğimden herhalde, yavaş yavaş yukarı tırmandım. Ah! O Şaheste olmasaydı. Kesin gözüyle bile bakardım ya.    İçeri girip elimi yüzümü yıkayıp terimin soğumasını, arkadaşların gelmesini beklemeye başladım. O günden sonra hep bekledim, müdür olacağım günü. Ta ki önceki müdürün istifasını geri çekip işe yeniden döndüğünü öğrenene kadar.     

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.