Balonlar ve Hikâyeler / Beyza Keskin (17 Yaş)

Küçük çocuk, baloncuyu büyülenmiş gibi takip ederken şaşkınlığını gizleyemiyordu. Onu hayrete düşüren şey palyaço kılığına giren baloncunun balonları kendisine anlatılan ilginç hikâyeler karşılığında yarı fiyatına satmasıydı. Baloncunun yaptığı bu teklif yavrucağın aklını başından almıştı. Çünkü daha önce hikâye karşılığında balon satın almamıştı. Ona nasıl bir hikâye anlatabilirim, diye düşünerek baloncuya yaklaştı. En iyisi kendi yaşam hikâyesini anlatmaktı.

Rengârenk balonların arasından mavi olanı çok beğendi, onu almak istediğini,  balon karşılığında kendi hikâyesini anlatabileceğini söyledi. Baloncu gülümseyen bir yüzle çocuğa baktı, onun başını okşadı.

– Herkesin bir hikâyesi vardır evlat, anlatmazsan içinde kalır, anlatırsan bir balonun olur. Ben de seni tanımış olurum.

Çocuk yaşlı adamın kendisiyle bu kadar ilgilenmesine şaşırmıştı. Aslında ne anlatacağını da pek bilmiyordu. Hem daha önce kimse ondan bir hikâye anlatmasını istememişti. Çocuğun gözleri adamın üzerindeki palyaço kıyafetlerine takıldı. Şimdiye kadar gördüğü sokak satıcılarında hiç böyle bir şeyle karşılaşmamıştı. Renkli giysiler, kocaman bir takma burun ve kırmızı saçlarıyla baloncu çok ilginç görünüyordu.

-Neden bu kıyafetleri giyiyorsun?

-Amacım sadece balon satmak değil, çocukları eğlendirmeyi, onlarla neşeli oyunlar oynamayı seviyorum.

-Şimdi bir de oyun mu oynayacağız?

-Evet, tabi sen istersen.

-İsterim, isterim, diye yerinde zıpladı çocuk.

-Ama önce hikâyeni anlatmalısın.

Parktaki banka yan yana oturdular. Adam balonların ipini bankın demirlerine bağladı. Dinleme pozisyonu aldı.

” Adım Ali, annemle buraya yakın bir yerde oturuyoruz. Annem işe giderken, evde kimse olmadığı için beni bir alt sokaktaki Leyla teyzeye bırakıyor her sabah. Leyla teyze annemin en yakın arkadaşı. Benim parka gelmeme izin veriyor Leyla teyze.  Annem Leyla teyzelerin sokağındaki Işıl Plak Şirketinde çalışıyor. Ne iş yaptığını tam olarak bilmiyorum; ancak şarkı söylüyor olabilir. Çünkü sesi çok güzel. Arada sırada ben uyumadan önce yanıma gelip bana şarkılar ve ninniler söylüyor. Onu dinleyerek uykuya dalmak çok güzel.  Annemi çok seviyorum. ”

-Ya baban, baban da mı çok çalışıyor?

-Ben doğmadan kısa zaman önce babamı kaybetmişiz. Anneme babamın nerede olduğunu sorduğum zaman cennette olduğunu ve bizi oradan izlediğini söylüyor. Ben de bu yüzden sıkça yukarıya bakarak onu ne kadar çok sevdiğimi ve özlediğimi anlatıyorum. Beni duyduğunu biliyorum. İşte benim hikâyem bu kadar. Başka anlatacak bir hikâyem de yok. Bana artık balonu verir misin?

Küçük çocuğun bu sorusu üzerine baloncu, Ali’ye sarıldı ve onun çok istediği mavi balonu ona verdi. Küçük Ali balonu almasına rağmen oturduğu yerden kalkmadı. Çünkü Leyla teyze pazara gitmiş, işi bitince gelip onu alacağını söylemişti.

Ali bir yandan elindeki balonla oynuyor, bir yandan da balon almaya gelen çocukların hikâyesini dinliyordu. Anlatılanlar içinde en çok Küçük Kara Balık hikâyesi hoşuna gitmişti. Anlatan çocuk bu hikâyeyi bir kitapta okuduğunu söylemişti. Keşke okuma yazma bilseydim, ben de kitaplardaki öyküleri okurdum, sonra da anlatacak bir sürü hikâyem olurdu, diye düşündü. O sırada elinde poşetlerle Leyla teyzesini gördü. Baloncuya iyi günler dileyip koştu, Leyla teyzesinin elinden tuttu. Bir yandan yürürken bir yandan da dönüp dönüp kadının yüzüne bakması dinlediği hikâyeleri Leyla teyzesine anlattığını düşündürüyordu baloncuya.

Fotoğraf: https://www.kisa.link/LbJK

1 Yorum Balonlar ve Hikâyeler / Beyza Keskin (17 Yaş)

  1. Gönülden tebrikler! Verilen Okuma sevgisi mesajıyla birlikte, babasız bir çocuğun yürek çarpmalarını, ruhunda hisseden; kalbi insancıl duygularla dolu olan, baloncuyla tanıştım.

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.