Aynı Gecenin Çocukları / Sema Enci

 

pahalılık ve artan vergileri saymasak da tedirginiz

diplomasinin batağında uygunsuz çentikler

fikrin yerini almış boş zikirler kadar soğuk

kalbinin yurdunda bekleyişler.

 

bizi kahpe bir kıskacın içine attılar

kör kuyulara ipsiz terk edildik

kapanın ağzında her birimizden bir parça

kaçıyor olmanın güzelliğiydi o arsız ütopya

belleğimizdeki uçsuz tarlalara.

 

içimizde ikimizden bir harabe

penceresi hâl â gökyüzüne bakan

belki de gökyüzü kuşun çölüdür

birazı umut birazı keder.

şimdi biz hangi seraba inanalım?

hangi kumu sürelim topuğumuza?

 

benim gecem vardı ömrümün incisi

birdenbire dalda titreyen yaprak

birdenbire çeliği sertleştiren su

birdenbire aydınlatıyordu karanlığı

yaşamın bütün şifrelerini açığa çıkaran

kendimliğimle kalıyordum

elimde çocukluğumun tahta atı.

 

bizi bir çatıdan uzağa fırlattılar

odaların yüksek avizelerinden sarkan aşksızlık

onlara kötü dedik iyiyi aramaya yeminli

sevmek hep iyi gelirdi üzerine incelikler giyinmiş

kentlerin huysuz kalabalığında rast gelsek bilinmeyecektik

bir tırmalayış kaldı etimizde

onlarınsa yücesiz yükselişleri.

 

bir belkiyi kapım bildim

eşiğinde onlarca açıp solan tomurcuk -kuşku,

ah benim sönmeyen ışığım.

merhaba ben geldim

tanrım, şiirim, evim

çocukluğumu getirdim masum düşler içinde

belki de sen böğürtlen bahçelerinde kişneyen tahta attın

ağzına kırmızılar süren.

 

 

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.