Aslolan / Nalan Katı

Ciddiyet: Önemseme, dikkate almadır. Yaptığı işi ciddiye alanlara, iş ahlakına sahip, profesyonel deniyor. Başarıdan başarıya imza atıp her zaman tercih edilmelerinin nedeni de budur. Yapılan işin severek yapılıyor olması, göz ardı edilemeyecek kadar etkin bir role sahip. Öylesine ki başarının kaçınılmaz olmasına neden olan, bitip tükenmeyen bir kaynak adeta. İnsan ilişkilerinin pamuk ipliğine bağlı, en kuvvetli bağıdır ciddiyet.

Çatık kaşlı, asık bir surata sahip olmakla alakası yok demeyi çok isterdim, lakin var. Maalesef ki güldüğüm zamanlarla, çatık kaşlı zamanlar arasındaki fark, bunun kanıtı. Deneyimle sabittir. Ciddiye alınmamak, insanın şah damarına basıp ar damarının yırtılmasına neden olabilecek güce ulaşmasına sebep olan en büyük kaynaktır.

İnsanın, bir taraftan gücün peşinde koştuğu akla geldiğinde, aralarındaki bağlantı trajikomik. Son gülen iyi güler lafı kulaklarımda çınlıyor…

Güç, her halükarda beslenerek artış gösterir. Ciddiye almayarak ar damarının yırtılmasına neden olan  insan, zararlı bulunup kötülük yapmakla itham edilerek toplumdan dışlanıyor. Ar damarı yırtılan insan, aldığı zarardan mütevellit sakat olmakla itham edilip topluma kazandırılmaya çalışınca, küfürbaz oluyor. İnsan, gülümseyerek konuştuğunda, mizah anlayışı algılamayı etkileyerek ciddiye alınmasına engel oluyor. Bu durum, çatık kaşla yapılan konuşmaların neden ciddiye alındığını kanımca kanıtlamaya kafi. Durumu trajikomikleştiren gerçek ise, tüm yaşam koçlarının, psikologların ve dahi sıradan insanların hem fikir olduğu, gülümseyerek iletişim kurmanın sağlıklı olduğu. Tabii mevzu bahis edilen gerçek bir gülümseme ise…

Çatık kaşlı, asık bir surattan çıkan hafif yüksek, sert ve vurgulu bir konuşmanın insan üzerinde bıraktığı etki, ciddiye alınmaya yetiyorken kanımca kıyas dahi kabul etmiyor. Gücün peşinde koşan insan, mizah duygusunu değiştirmeyip şekillendirmediğinde sahip olduğu güçle maskaradan başka bir şey olmuyor.

Velhasıl, sahip olmak adına hepimizin peşinde koştuğu güç, kullanım alanına göre tercih edilerek harcanıyor ve dahi tüketilebiliyor. Bu durumda insan tükenme korkusuyla, yerine koyma arzusu ile yanıp tutuşuyor. Birbirimizden aldıklarımız yetmezmiş gibi, doğadan ve hayvanlardan toplayarak açığı kapatma sonrasında da daha fazlasına sahip olabilme adına gücümüze güç katıyoruz. İçimizde, kadim ruhu uyanıp da Nirvana’dan sonra ‘’Tek’’ e ulaşmayı isteyecek kadar toplamak isteyenlerle bir arada yaşıyoruz.

Ciddiye alınmasını umut ederek, tüm samimiyetimle ne istediğinize dikkat edip, şeytanın da ayrıntıda gizli olduğunu hatırlatarak aslolan kaynaktır diyorum.

Sorsan, yok istemem diyenin bile yan cebini açacağını düşünürken küllahımı uzatıyorum.

Düşünürken ne kadarlık enerji yaktığımı merak ediyorum.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.