garip
garip
garip

Albert: Kızıl Gezegenin Aydınlık Yüzü-2 / Ertuğrul Kaya

01 Temmuz 2019 2
reklam

Aracının içinde, toz dumanı içindeki maden ocağına baktı. Patlama planladığı gibi gerçekleşmişti. Bir süre daha toz dumanının dağılmasını bekledi. Bu sürede birkaç müzik parçası dinledi. Seattle’daki müzik stüdyolarında kaydedilmiş bu rock parçalarını yapan grup üyelerinin bir gün Mars kayalıklarında birilerinin kendilerini dinleyeceklerini hayal edip etmediklerini düşündü. 

Aracı yeniden madenin içinde doğru sürdü. Molozlar büyüklü küçüklü etrafa saçılmıştı. Onu haftalarca oyalayacak malzeme çıkmıştı. Kaya parçalarının neredeyse her birine büyük bir ilgiyle bakıyordu. Taşların birinde deniz kabuğuna benzer bir şekil gördü. Bu, Albert’i çok heyecanlandırdı. Mars’ın bir zamanlar dünya gibi yaşanabilir bir gezegen olduğu tezi doğru muydu? Heyecanını hemen söndürmemek için bu parçayı özenle paketleyip hücresinde detaylı olarak inceleyebilmek için çantasına yerleştirdi. Daha pek çok moloz inceledi. Ne çok isterdi bir balık fosili bulsun. 

Güneş batamaya yakın henüz işe yarar bir parça bulamamıştı. Bu sol için bu kadar yeter deyip aracı madenden çıkardı. Gün batımını doya doya seyretmeyeli uzun zaman olmuştu. Madenin yanındaki tepeciğe çıktı. Güneş ufukta küçülmüş, maviyle beyaz arasında yer yer mora çalan bir renk uyumuyla batmaya hazırdı. Aynı Güneş’in şimdi Dünya’nın hangi köşesinde battığını ezberden kestiremedi. Merakı onu tetikledi. Araç içindeki ekrandan Dünya ile eş zamanlı bilgileri aldı. Güneş şuan Büyük Okyanus’taki Tuvala Adası’ndan kızıl bir renk cümbüşüyle batıyordu. Güneş Mars’ın diğer yarısını aydınlatmaya başladığında aracını hücresine sürdü. Dış giysilerini çıkarıp gerekli hijyenini sağladı. Her zamankinden daha kısa sürede besin ihtiyacını giderdi. Hemen küçük laboratuvarındaki masaya geçti. Madenden getirdiği moloz parçasını mikroskobuyla incelemeye başladı. Deniz kabuğuna benzeyen şekli inceledikçe kayaç oluşumu sırasında kendiliğinden oluşmuş dağınık damarlar başka bir şey olmadığı ortaya çıktı. Taşı öfkeyle çöpe attı. Bu kadardı işte. Tuttuğu günlüğe öfke dolu küfürlerle karışık “sadece taş” diye not düştü. Hükümetlerin haklı olduğunu, burada tamamen gözden çıkarılmış önemsiz bir koloni oldukları fikrine istemsizce yine kapılmıştı. Dünya ile ilgili haberleri izlediği kanalı açtı. Jüpiter’in ve Güneş sisteminin en büyük doğal uydusu hatta Merkür’den bile büyük olan Ganymede’e düzenlenecek bir seferin son hazırlıklarının tamamlanmak üzere olduğunu öğrendi. 2124 yılının Mart ayında gerçekleştirilecek sefer için astronot adaptasyonlarının Antartika buzullarında devam ettiğini de öğrendi. Bu bilgiyi daha önce kendileriyle paylaşmamışlardı. Bu sefer için Mars şehirlerinden birinden birilerini seçmeleri uygun değildi. Zira bu bir buzul göreviydi. Dünya televizyonlarını zapladı. Uzayı umursayan hiçbir program göremedi. Müzikler, danslar, şovlar, kent konseylerindeki siyasi tartışmalar, tarım politikaları, iklim değişiklikleri… 

Makalesini olumsuz bir sonuçla bitirmeyi içi elvermiyordu. Her şeye rağmen burada oluşlarının bir anlamı olmalıydı. Görünüşe bakılırsa bu anlamı gösterecek üç beş kişiden biri de kendisiydi. Maden ocaklarıyla daha fazla vakit harcamamalıydı. Bunu aklından geçirirken gülümsedi. Vakit harcamak isteyerek yaptığı bir şeydi halbuki. Elindeki imkanlarla mevcut yüzeyden daha derinde bir çalışma yürütmesi imkansızdı. Fakat çevrede hala incelenmemiş pek çok krater vardı. 

Hücresindeki iklimlendirmenin 24 derece olan ayarını biraz daha düşürdü. Oysa dışarısı hızla soğumuştu. Şimdiden eksi otuz dereceydi. Büyükbabasının çiftliğindeki dev çınar ağacının altındaki serin yaz akşamlarını anımsadı. Mekiklerle yaptığı yolculuklardan alamadığı hazzı bu dev çınar ağacının dallarında asılı duran büyük salıncakta sallanırken almıştı. Ayakları yerden kesilip havalandıkça Samanyolu’na değecek gibi olur, küçük kalbi heyecandan deli gibi çarpardı. 

Serin hava biraz olsun öfkesini yatıştırmıştı. Bu sırada hücre evlerinin ortak ekranından biraz sonra gerçekleştirilecek olan bir telekonferans için tüm üyelerin hazır olması için uyarı anonsu geldi. Albert takvime baktı. Yaklaşan Mars yılbaşısı için yetkililerin tebrik ve motivasyon görüşmeleri olacağını anladı. Aklındaysa hala incelemediği kraterler vardı.

Ertuğrul Kaya
Ertuğrul Kaya Diğer Yazıları
Yazar, Mersin doğumludur. Çanakkale On Sekiz Mart Üniversitesi Türkçe Öğretmenliği Bölümü’nden mezun olmuştur. Yüksek öğrenimi boyunca kültür-edebiyat ve tiyatro topluluklarındaki arkadaşlarıyla birlikte üniversite bünyesinde çıkardıkları “Genç Yorum” ve “İz” adlı kültür-edebiyat dergilerinde editörlük ve genel yayın yönetmenliği yapmış, ilk şiir, öykü ve gezi yazılarını bu dergilerde yayımlamıştır.
BENZER KONULAR
YORUM YAZ

Avatar
Anonim

Ertuğrul abi ben sen öykülerini okuyunca güzel bir film izlemiş gibi hissediyorum. 👏

    Avatar
    Ertuğrul Kaya

    Bak bunu ben de 👏🏻 alkışlarım. Selamlar.

YAZARLAR