ümraniye escortkadıköy escortataşehir escort

sakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escortsakarya escort

Adisyon / Yüksel Bulut

01 Mayıs 2019 0

Kaldırım üstü şiirler yazar
kaldırım üstü öyküler söylerdik
kimimiz kimsemiz hep bir avcun içi kadardı
oturup saatlerce lak lak eder
az yer çok söze girerdik; girerdik ya
gereksiz muhabbetin de azabına giyinirdik
çekilip köşelerimizden
dumanlı başımızın efkârına buyur eder
düşünür taşınır, kafamız karışır ve aşınır
eyvallahı mimlenmiş hoşça kallara bırakırdık tüyüşlerimizi
sanki hiç orada ezmemiş vakti
hiç gülüp söyleşmemiş gibi, seğirtirdi
adımları buğulu gençliğimizin…

Ben, o sıralar ağır Orhan Kemalciyim
rafım kallâvi kitapların albenisinde sevişedursun
bir “Ekmek Kavgası” ki sorma gitsin
bugün olsa teşekkür ederim Üstada
sen ki teşvik etmişsin Orhan Ağbimi nesire
sana da aşk olsun
bir meşk ki
tohumlansın adının baharlarına…

Ah, kırılıp dünya kürsüsünde zaman da
okunsa şu bütün güzel insana hazlıklar
ne çıkar sanki
kalmasa içimizde o ne menen:
“âh, okuyamadan öleceğiz azabı?”
varsa sevinse
uçarı, haylaz cümleleri çocukluğumuzun
ihtiyar bırakılmışlığına dünyanın…

Ama vakit bu
vakitli doğumun
vakitsiz çocukları olarak büyüdük biz…

Daha kucağındaydı, vurdular anasını arkadaşın
babası sterilize edermiş beylik tabancasını
lakin ne marifet şu silah doğrusu?
vurdun mu? bitti…
kalana düşer; hiç bebek olmamış gibi
en acı sahnesi ölümün…
Şimdi kaldırımlar üstünde pinekler
sigarasını sarar, şiir yazar bazı
bazı birkaç usturuplu küfreder
en santimantal yıl dönümlerinde ölümün:

“Kaç koca yıl geçti,
bitmedi eskinin sadık sevdası
güne tez doğanın biter mi vakti?
ben, daha bebeyken uyanmışım
şimdi hangi ninni uyutur sanılır?

Ninni, ağıtımdır oysa;
yanağıma damlayan kan…
yıkayın beni, yıkayın artık!”

Birilerinin göğüne mavi bulaşmış
ne laf ama?

Bizim gündüzümü elimizden alanlara ne verecektik ya,
gazoz kapağına tamah eden masumiyet mi kaldı artık?

“Ben saklarım hâlâ oysa
eski birkaç hatıra olsa olsa…”

Gecenin de bir mizacı vardı
aramızda kalsın
devlet memurlarına benzetiyoruz biz onu
şakayla karışık takılıyoruz bazen
“ne olacak senin bu hâlin,
hiç bitmeyecek mi senin şu göçebeliğin?”
gecenin de derdi bu işte:
“git.” denilen yere gitmek mecburiyeti…
hâl buyken
gelene sırtımızı dönmedik biz de
buyur ettik içerimize
sevmedik ama hor görmedik de
usul usul durdu bir izbede
bazen soframıza rakı
şarkılarımıza is oldu
ama her zaman bize bir şeyler oldu
gitmedi, kaldı daim
temelli yerleşti sandık
o zaman düşündük
olduk bir Pollyanna:

“Mavi iyi hoş da
sadakati bir gece etmiyor…”

Bir yolunu bulduk; okuduk yazdık hepimiz
farklı okullarda yetişip
sokaklarda öğrendik sosyalizmi ve edebiyatı
tek bir dal sigaranın tavafında
fukara ceplerimizde üşüyen
vakur zamanlı ve titrek dilleri vardı ellerimizin
bu yüzden hiç hacı olamadık ya
her cebinde dolu paket gördüğümüz kardeşimize
“hacı’m sigaran var mı diye?” rol kestik hep bu yüzden…

Sonra, biz hep aynı kafalardaydık
hep aynı kafaların sürçülisanında geçti delifişekliğimiz
yanlış yollara saptık bazı
bazı da doğru yolların ihanetine değdik
her türlü ofsayttık yani
u dönüşü yapılamayan yol gibiydik
gittik biz de
bir kavşak çıkana
bir ümide dokunabilme ihtimaline dek
uslu bir çocuk
şımarık bir velet gibi
usul usul ve ağlayarak…
sağı solu değişik çocuklardık yani
değil mi ki bilinmezin kucağında oturuyorduk
hangi balık oltada onu mu düşünecektik
“denizden baban çıksa, yiyecek!” denli anlamsız değil miydik?
biz de talihimizi inkâr edecek değildik ya
hayır, hayır kaderci değilim ben!
affınıza mağruren;
yanlış anlaşıldım.
yalnız ve yalnızca kalabalık bir karartıyım
şiire, öyküye, zamana; bir sanrı…

Kimin suçuydu oysa yeşil ışıkta ölmek;
nasıl ölünürdü yeşilde?
nasıl ölünürse öyle öldü işte beriki
öylece ve usul usul…

Geriye yükte ağır,
sesi sağır bir Türkçe bıraktı hücrelerime
ölürken bilendiydi sözcükleri
“herif ölürken bile şair!”

“…seni sevmiyorum
çünkü sen beni seviyorsun.”

Üç kişilik hesap gibi
pay oldu gidişi de
üzülür olduk
üç kişilik masalarda
iki kişilik adisyon kağıtlarına şimdilerde

Ki olur ya dünya tersine döner
yer değiştirir ölülerle sağlar
okusun diye bırakıyorum buraya:

“seni seviyorum
çünkü sen beni sevmiyorsun.”

Çıkarcı çocuklar değildik ki biz,
arkadaştık; arkaçıktık…

Fotoğraf: https://www.kisa.link/LLmK



BENZER KONULAR
YORUM YAZ