Adam vitrinin önünde duruyordu. / Zeynep Yenen

 

Adam vitrinin önünde duruyordu. Birbirinden şık kıyafetlerden birini beğenmiş olacak

ki cama iyice yaklaştı. Evet, şu kırmızı siyahlı olan tam istediği gibiydi. Elini cebine attı.

Alacakaranlıkta yataktan kalktı. El yordamıyla ve acele acele giyinmeye başladı. Kadın

yanınasokuldu. Sevdiğinin giysilerine çekidüzen verdi, elleriyle saçlarını taradı. Kapıya kadar

uğurladıonu. Kapıdan süzülürcesine, çevresini kolaçan ederek çıktı adam.

Az ilerledi taşlı çamurlu yoldan. İlerdeki yol ağzında iki yağız atla kendini bekleyen emir

erini görünce el salladı. Köyden duyulamayacak, görülemeyecek bir uzaklıktaydılar. Yine de

şafak sökerken yolun çatalında amaçsızca duran birkaç çocuk gördü onları, el ettiler. İçlerinden

birisini eski bir öğrencisine benzetti adam, bakamadı, çocuğun babası ölmüştü, o yaşıyordu.

İkilemdi yaşadığı, hayatta olduğuna sevinmekle öleceğine üzülmek arası. Yarını var mıydı?

Bilmiyordu adam! Yine de varmış gibi savaşacak savunacaktı her karış toprağını. Sevdiğinin,

yavrucağının ve tanıdığı tanımadığı herkesin geleceği için. Asker kaçağı gibi gelmişti evine gece

yarısı gizlice, diğerlerini üzmemek için.

Emir eri;

– Tabur komutanını da alıp Çanakkale’ye geçişimiz buraya gelişimiz kadar kolay olmayacak

teğmenim, iki saatin üstüne birkaç saat daha ister. İngiliz ordusunun hareketi istikametimizi

değiştirdi! dedi. Teğmenin ağzını bıçak açmıyordu.

Bu kısımları şiir gibi okuyan kadından gözlerini alamıyor Ziynet, elinde kahve

tepsisiyle salona girerken. Herkes gülümsüyor ne güzel okuyor diye. İlk kısmı bir kitaptan

rastgele bir sayfa açıp, rastgele parmak basarak buldular. Böyle başlayan öykünün ikinci

kısımı tam karşıda oturan hanıma ait. Sonraki kısım ise ev sahibine. Yazarken

Ziynet’e okudu. Ev sahibi “Ziynet fırına bakar mısın canım?” diyor. Ziynet ” Sanki bu bir istekmiş gibi. Bakmam diyebilirmişim gibi. Ne kadar yapmacık“ diye içinden geçiriyor.

“Buna devam etmek pek de kolay olmayacak diyor, ev sahibinin sözlerini yutar gibi

dinlediği Çisem Hoca. Tarihi bilgi gerektirir, devamlılık gerektirir. Bırakın ilk

paragrafı, ikinci kısımla üçüncüyü bağdaştırmak bile zor. İlk kısmı atmayı öneriyorum.

Kırmızı elbisenin bu öyküde yeri yok diye ekliyor, karıncayı incitmekten çekinen ses

tonuyla. Aferin delisi ev sahibinin rengi soluyor. Belli etmemeye çalışıyor. Hoca gidince

avutmak Ziynet’ e düşecek.

 

Ziynet mutfağa döndüğünde lavabonun üzerinde asılı olan aynada başındaki örtüyü

yukarıda düğüm yaparak bağlıyor. Ensesinin güzelliği çıkıyor ortaya.

“Kadın hakları konuşurlar bunlar biraz sonra. Ziyneeet, şunu yapar mısın, bunu

yapar mısın, Ziyneeet ilaç fincanımı hazırladın mı? Ahan da kadın hakkı. Soru sorulunca

emirolmuyohaliylen” diye geçiriyor içinden.

Ziynet’in gözlerindeki küçümsemeyi mutfağa girdiğinde aynadan yakalıyor ev sahibi.

İlk önce gözlerinde ensesine takılmış hayran bir bakış varken, kendisini görünce değişen

bakışı yüzünden, Yalım Hanımın öyküsünde kırdırdığı saat gibi parçalamak istiyor onu.

“Yalım hanımlardan hayatımda çokça olsa! Dingin, kendiyle barışık, maviş, harika bir

insan. Ne kadar asil duruyor. Sanıyorum benden yedi yaş büyük. Onun gibi olmak

istiyorum diye düşünerek, mutfaktan kendisini salona zor atıyor.

Kapı çalıyor. Duymuyorlar. İçerden peynirli börek kokusu alıyor kapıdaki. Ziynet

gelip kapıyı açıyor. Kısacık saçlarını eliyle ensesinde sıvazlıyarak içeri giriyor yeni gelen.

“Sohbetinizden edindiklerime bayılıyorum Zeren Hanım diyor” ev sahibi. İyi ki geldiniz.

“Hala hanım demeyi aşamadınız üç yıllık arkadaşlığımızda. Herkese selaaam. Neler

yaptınız?” derken içeri geçiyor, Zeren Hanım.

“Tabii aşamam. Aşmamak Zeren Atölyesinden daha ciddi olarak yararlanmamı

sağlıyor. Sadece bir arkadaş olsanız ağzından çıkanları böyle ciddi ciddi not alır mıydım

bilmiyorum” diye geçiriyor içinden ev sahibi. Kapı yine çalıyor. Ziynet “Hani sadece beş kişi

olacaktınız?” der gibi bakıyor. Salon orta sehpasında kurabiyelerini yiyen kızına el ediyor

gidip açması için. Gelen Zeynel Bey.

“Gelemeyeceğim demiştim ama toplantım erken bitti”, diyor. Öznel Hanım gelmiş mi diye

salonun tamamını gözden geçiriyor. “Lanetli bir güzelliği var bu kadının. Gelmemiş”. Ev

sahibinin eleştiren bakışlarından rahatsız oluyor. ” Hiç bir zaman kabullenmedi grubun bir

erkek üyesi olmasını” diye düşünüyor

“Ona o kadar özeniyorum ki. Biliyorum ki eşi, o yazılarını yazabilsin diye evde

sessizliği sağlar, çayını getirir, arşivini tutar, yazdıklarını okur, eleştiririr, yüreklendirir. O

yüzden Yalım Hanım’dan bile önce onun kitabı basıld”. diye içinden geçiriyor ev sahibi.

Çisem Hoca Zeynel’e öğretmen hanımın ve ev sahinin yazdığı kısmı o

bardağındakini içerken okumaya başlıyor. Kırmızı elbiseyi çıkartmış bile öyküden.

“Bu sefer bütünlükte zorlanıldı diye ekliyor Çisem Hoca. Devam edilmesi zor.”

“Evet zorlanıldı. Çok da normal. Zeynel’le beş kişiler. Beş ayrı karakter. Ortak bir şey

çıkması o kadar zor ki! Yine de ne güzel şeyler ürettiler. Başladıkları zamana göre çok

farklılar. Ürettiklerinden mutlu oluyorum. İçlerinden kitapları çıkanlar oldu. Her sefer kendi

çocuklarımın başarısı gibi seviniyorum. Heyecanlanıyorum. Zeynel nasıl bağlayacak bu iki

ayrı yazıyı bilemiyorum. Grubumdaki herkes güzel bir şeyler üretsin istiyorum. Sehpada

kurabiye yiyen Ziynet’in küçük kızı bile üretmeli bence burada aşka gelip” diye düşünüyor

“Çok sıkılıyorum. Zeren teyzenin bana hediye ettiği I-Pad olmasa hiç dayanamam. Şimdi

mutfağa gider annem temizliğini bitirene kadar yeni bir SIMS oyununun içine girerim.

Orada yaşarım hayatı. Orada çocuk olurum, anne olurum, baba olurum. Hem de sadece

benim öyküm olur. Şimdi buradakiler bu konuşmaları benim yaşıma büyük bulurlar, çağ

atladık biz teyzeler çağ. Herkes Zeynel amcaya bakıyorken ben mutfağa geçebilirim” der

gibi bakıyor küçük kız.

Zeynel;

“Kolay” diyor. Herkesin sinirlerini bozacağını bildiği bir edayla.

“Ben cinayetli bir versiyon bile düşündüm öykünün devamı için, ama ev sahibimizin

paragrafından aynı dili kullanarak devam edeceğim. Aslında bana göre birinci tekil şahıs

ve şimdiki zaman kullanılsaydı çok daha iyi olurdu ama madem öyle başladınız öykünün

formatını bozmayayım.”

Sıgarasını yakarken hepsi onun ağzından çıkacakları bekliyorlar. Kravatını

gevşetiyor, akıllı telefonunun kayıt düğmesine basıp konuşmaya başlıyor.

Teğmen epeyce bir suskunluktan sonra emir erine dönerek,

-Nerelisin diye sordu. Daha önce niye sormamış olduğuna kendi de şaşırdı birden.

-Aksaz komutanım dedi. Er . Gülümsedi teğmen, karısı da Aksazlı’ydı. Yüzüne baktı. Benzerlik

bulmaya çalıştı. Buldu da. Karısının beyazlığı vardı bu erde. Güleçliği.

-Bana bir şey olursa karımı çocuklarımı alıp Aksaz’a götürür müsün? Anasına, babasına,

akrabalarına. Benim tayinimle geldiler yabana, savaştan önce. Yalnız kalsınlar istemem benden

sonra. Teğmen sordu neden sonra;

-Var mı senin kimin kimsen, sizin oralarda?

-Yaşlı anacığım var komutanım. İkimiz bir başaydık. Kim bakar şimdi bilmem. Ama yaşayıp ona

bakacağım, ahdim olsun.

Komutanın farklı bir kaderi vardı. Ölmek istiyordu, kalmak istiyordu. Araftaydı. Ama erin

ahdini yerine o getirdi.

Diyerek telefonunun kayıt kapatma düğmesine basıyor Zeynel, geriniyor.

“Bu mudur? Senden iyi yazdım” diye veryansın ediyor ev sahibi. “Nerede atlar, nerede top,

mermi, gülle? Bir erkek savaşı böyle mi anlatır? Ve nerede önceki Teğmenin o asil

duyguları?” Buz gibi bir gülümseme ile ”Sen ilaçlarını almadın galiba?” diyor Zeynel herkesin ortasında.

Gidip bakıyorum. Hepsi fincanda duruyor. Sabahkini de almamışım. Bir bardak

suyla içip sinirimin geçmesi için mutfakta iki sıgara tellendiriyorum. Boş salona geçtiğimde

dağınıklığa sebep olan tek bir bardak ve tabağı görüyorum. Onları mutfakta yıkarken

aynada kendime bakıyorum. Birden farkediyorum ki; Başımda düğüm yaptığım baş örtüm

hafif yana kaymış simetrisi bozulmuş ve ilk defa “Çoklu Kişilikler” imin arasına bir çocuk,

bir de erkek katılmıştı.

Arkadaşı okumayı bitiırdikten sonra,

-Güzel ama yorucu bir öykü olmuş. Bu kişiliklerin şu an seninle olmadığından

eminsin değil mi? diye soruyor yazara gülerek.

-Tabii ki değiller diyor yazar. Öykü bittiği an gittiler. Şimdi yenileri gelmek üzere yeni

öyküm için.

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*