A4 / Songül Yiğit

O haydut kılıklı heriflerin bir anda üzerine çullanıp boğazına sarılacağı sanrıları Oktay’ı uyutmamıştı. Artık yanında olmadıkları için çok rahattı. Görevli polis memuruna ne zaman çıkacağını bir kez daha sordu, “Henüz belli değil.” cevabını alırken tam o sırada iri yapılı memurun görüntüyü kapatmasına rağmen arka planda kendisini ziyarete gelen arkadaşını gördü. Sevinçten deliye dönmüştü aslında ama dün gecenin sitemi ile bunu belli etmemeye çalıştı.

“Ooo beyimiz teşrif etmiş nihayet. Olum bütün gece gelmeni bekledim lan. Telefonuna bile ulaşılmıyodu.”

“Sinemadaydım la kanka yaaa. Benim kızla filmdeydik. Telefon kapalıydı malum. Sonra da geç oldu diye dönmedim. Ne biliyim senin kodeste olduğunu bilseydim durur muydum?”

“Tımarhane desek daha doğru olur. İki zır deli vardı yanımda birkaç saat önce. Bütün geceyi onlarla geçirdim. Götürdüler az evvel. Nereye götürdülerse bişey demediler. Görsen nalları dikmek üzere gibi duran serseri kılıklı herifler. Korkumdan uyuyamadım sabaha kadar la.”

“Sahi olum ya görevli polislerden biri anlattı bişeyler de sen anlat bakalım noldu?”

Oktay, gecenin bir vakti ders çalışırken karnının acıktığını, canının çorba çektiğini, açık bir yer aramak için epeyce yürüdüğünü ve en sonunda bir lokanta bulup oturduğunu anlattı. Anlatırken de olayı adeta tekrar yaşıyordu. Kumral, düz, biraz uzunca saçlarını elleriyle sıvazlayarak yorgun olduğunu gösteren bir hareketle arkaya atarak devam etti.

“Üstümde bu gördüğün süklüm püklüm eşofmanlar, ayaklarımda parmak arası terlikler –ayağını gösterdi- olduğu halde açık bulduğum ilk lokantaya daldım. Lokantacı tipsiz, şişman bir moruk. Sandalyesinde uyukluyo. Etraf salaş mı salaş. Sandalyeler, masalar çarpuk çurpuk, eski püskü. Duvarda dekor niyetine birkaç uyduruk fotoğraf. Tezgâh pislik içinde.”

“Eee boşver ayrıntıları, ayrıntı dinlemeye uyuz olurum bilirsin.”

“Neyse. Uyandırdım dayıyı adamım. Bir mercimek çek dedim. Daha tadına bakmıştım ki aha bu aynasızlar bastı mekânı. ‘Eller yukarı’. Sanırsın silahlı çete var karşılarında. Ben, lokantacı bi de o iki embesil keş.”

“İhbar mı aldılar ki?”

“Yok ya ne ihbarı. Keşler takılırmış genelde oraya. Neydi adıı?… Oktay öfkeyle karışık ironik bir el hareketiyle “hani şu ultra lüks Hüsnü tabiat lokantası.” Ara ara basarlarmış orayı. Suç makinesi tipler çok takıldığı için.”

“Mimliymiş yani… Öyle bir yere neden gelirler ki, yakalanacaklarını bile bile. Neyse ee sonra.”

“Sonrası işte bu. Gördüğün gibi. Kan aldılar uyuşturucu kullanıp kullanmadığımı öğrenmek için.”

“Hadi ya. Eee sonuç?”

“İki yüz seksen beş promil esrar çıktı. Ne saçmalıyon olum sen, ne demek istiyon? Arkadaş takılmaları haricinde bira bile içmem lan ben, bilirsin.”

“Valla bura seni fena germiş müdür. Sonuç derken onu demek istemedim tabi, güzel kardeşim. Neyse kaçıyım ben sen keçileri kaçırmadan. Yapabileceğim bişey yoksa tabi. Olursa da araşırız ama yakınmış zaten çıkman bana öyle dedilerdi.”

“Uza sen öyle uza. Düşene bi tekme de sen vur.”

“Ya yok valla yapabileceğim bişey varsa söyle, Ayça’yla buluşacaz, geç kalmamı affetmez bilirsin.  …” ve daha benzer bir sürü cümleler sarf ederken Oktay’ın sinirini ne kadar bozduğunu fark etmeden selfi yapmayı da ihmal etmedi.

Kerim’in sıvışıp gitmesi Oktay’ı daha da öfkelendirdi:

“Abi yok mu daha bi haber yaaa. Bugünkü sınav gitti, direk büt. Bari yarınkini kaçırmayım.”

“Haa senin sonuç temiz. Gbt de zaten sorun yoktu. Evraklarını hazırlıcaktı arkadaş da A4 bitmiş. A4 gelince on dakkalık işi var. Çıkarsın hemen.”

“Tamam abi, sağol eyvallah.”

…………………………………..

“Abi noldu gelmedi mi daha A4’ler.”

“Geldi koçum geldi de. Sendeki de şansmış yani şimdi de elektrikler kesildi. Hiçbişey çalışmıyo.”

“Nasıl yani. Jeneratör yok mu burda abicim?”

Jeneratör var da mazotu bitmiş. Aradık ama öncekinin borcu duruyormuş daha. Getiremeyiz” dediler.

Oktay nasıl yani, demek istedi, küfürü basmak istedi. Orada kim varsa parçalamak istedi ama sadece “Öyle mi?” demekle yetindi dişini sıkarak.

Yarım saat sonra gelen elektriğe en çok Oktay sevindi. Sınav gecelerinde kesilen, evde hiçbir ışıtma zerzevatının olmadığı zamanları anımsadı. O zamanlarda bile bunun yarısı kadar sevindiğini anımsamıyordu. Bir yarım saat daha bekledi duvardaki saatin dakikalarını saya saya.

“Abi elektrikler de geldi çoktan. Daha niye burdayım yaaa Allah aşkına yaa?”

“Haa koçum söylemedim demi sana. Müdür bey’in acil işi çıktı. Onun imzası olmadan mümkün değil seni çıkarmamız.”

“Neeee, ne demek abi ya. Önce kağıt, sonra elektrik şimdi de müdür. Ben kafayı yemek üzereyim abi. Ben öğrenciyim, sınavlarım var. Final haftası bu hafta. İstanbul dışından gelmem, bütün yazımı berbat etmem demek bütünleme benim için….” Daha bağırıp çağıracaktı ama onu kimsenin dinlemediğini görünce sustu.

“Şerefsizlerin salladığımı var ki…..” Kendi kendine söylenirken de bir tarafta dün gecenin “iğrenç” hatırası, bir yanda bütünleme sınavları, bir yanda ailesinin vereceği tepki – bugüne kadar hep iyi notlar almıştı – bir yanda bu durumu etrafına nasıl açıklayacağı, bir yanda da da da …..   Kafasının karmaşıklığı ile artık etrafına bakmıyordu bile. Nezarethanenin sevimsiz bankına oturmuş, kafası ellerinin arasında düşüncelere dalıp gitmişti ki mübaşir edasıyla bir polis memurunun “Oktay Yağız” diye bağırmasıyla irkildi. Polisin “Oktay uyuz” dediğini sandı. Tam küfretmeye yeltenmişti ki adamın sadece soyadını söylediğini anladı.

“Oktay senin işlem tamam aslında abisi de müdürümüz acil bir iş için karşıya geçmiş. Bugün dönemez artık. Ama yarın sabah ilk iş senin imzaları tamamlatacağım, söz.”

Oktay memurun son sözcüklerini duyamamıştı. Tam o anda kafasını demir parmaklıklara vuruyordu. Memur, eliyle başını tutup engellemeye çalıştı. Bu kez de tüm gücüyle yeri dövmeye başladı. Bir yandan da avazı çıktığı kadar bağırıyordu: “Gitmez olaydım, gitmez olaydım o Hüsnü Tabiat lokantasına gitmez olaydım. Allah belamı verseydi de gitmeseydimmm.”

“Koşun koşunnn çocuk sinir krizi geçiriyor. Çabuk hemen revire götürelim.”

Sakinleştiricinin etkisiyle iyice serseme dönen Oktay mecali kesilmiş bir şekilde kendi kendine hala söyleniyordu: “Gitmez olaydım.”

 

İlk Yorumu Siz Yapın !

Yorumlar

E-posta bilginiz gizli kalacaktır.


*